03 Kasım 2019 04:30

İstanbul’un sırtına ‘Boğaziçi dükalığı’ hançeri saplanmak isteniyor

Paylaş

Yerel seçim öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’u alan Türkiye’yi de alır” diyerek, İstanbul seçimlerinin önemine dikkat çekmişti. Ancak Erdoğan’ın, İstanbul’u trajik bir biçimde kaybetmesiyle, “Boğaziçi’yi alan İstanbul’u almış sayılır”a geldiği anlaşılmaktadır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının hazırladığı, “Boğaziçi Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören 28 maddelik kanun teklifi taslağı” da açıkça bunu söylemektedir. Çünkü bu taslağa göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile boğazdaki 4 ilçe belediyesine ait tüm yetkilere son veriliyor. Yeni kurulacak “Boğaziçi Başkanlığı” ve bu kurula bağlı iki yeni kurul, İstanbul Boğaziçi alanında yerleşme ve yapılaşmanın planlaması, koordinasyonu, imar uygulamalarının yapılması ve denetlenmesi... gibi her konuda tam yetkili olacak. Kurulların bütün üyelerini de Cumhurbaşkanı atayacak!

Kurulun yetkilerine bakıldığında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Boğaziçi’de, İstanbul’un sırtına bir hançer gibi saplanan “Boğaziçi Dükalığı” kurmak istediği anlaşılmaktadır!

Üstelik bu düzenlemeyle mevcut yasada kaçak yapıların yerine “yeşil alan” yapılması şartı ortadan kaldırıldığı gibi, Boğaziçi’de yeni “yapılaşmalara” da izin verilmektedir. Tabii bu vesileyle köprülerden geçen araçlardan alınan ücretin yüzde 10’unun İBB’ye verilmesi de ortadan kaldırılmaktadır!

İSTANBUL HALKI CEZALANDIRILMAK İSTENİYOR

Boğaziçi ile ilgili yasa taslağına bakıldığında;

  1. Boğaziçi, İstanbul’un hatta Türkiye’nin rantı en yüksek bölgesidir. Boğaziçi’deki yapıların da yaklaşık yüzde 50’si kaçaktır ve yıkılmaya adaydır. Bu da özellikle büyük inşaat firmaları için çok büyük bir pasta oluşturmaktadır.
  2. Elbette ki bu taslak ister istemez, yerel seçim sırasında Erdoğan’ın, partisinin Ankara ve İstanbul’u kaybetmesi karşısında; “Bunlar topal ördek, belediye meclislerinde çoğunluktayız, ilçelerin de çoğu bizde. Ankara’da bu kardeşiniz var, bunları çalıştırmayacağız” biçimindeki açıklamalarını akla getirmiştir.

Bütün bunlar göstermektedir ki;

Erdoğan ve partisi, yerel seçimlerde, özellikle de İstanbul’da halktan yediği ağır tokadı hazmedememiştir. Boğaziçi’ye “el koyarak”, İstanbul halkını cezalandırmakta ve yürek ferahlatmak istemektedir. Böylece Erdoğan çözülme halindeki partisine, “CHP’li belediyeleri çalıştırmamak için ilk adımımızı İstanbul’dan attık” demek istemiştir.İBB’nin maddi bakımdan boğazı sıkılırken; belediyelerle “Boğaziçi Başkanlığı” arasında yaşanacak yetki kargaşası da fırsata dönüştürülerek, belediyeler daha da preslenecektir. Boğaziçi yağmasından pay kapmak isteyen malum büyük inşaat firmalarına ve Boğaziçi’ye göz dikmiş Arap krallarına, emirlere, şeyhlere... “Biraz sabredin İstanbul’un büyük rantı benim kontrolümde” mesajı verilmek istenmektedir.

İMAMOĞLU’NA KIRIK SANDALYE JESTİ’NİN DEVAMI MI?

Bu yasa taslağı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyükşehir belediye başkanları ile Saray’da yaptığı toplantıyı da akla getirdi.Toplantının muhtevası; belediyelerin içinde bulunduğu büyük zorlukları Cumhurbaşkanı’na anlatarak, onun bu sorunları çözülmesi için önayak olmasını, belediyeler yasasının bu zorlukları aşacak biçimde yenilenmesini kapsıyordu. Ki bu toplantıda üç CHP’li belediye başkanının içinde olduğu bir komisyon da kurulmuştu. Ama bu komisyon bugüne kadar ne bir toplantıya çağırıldı ne de İmamoğlu’nun da içinde olduğu komisyon üyelerinden Boğaziçi düzenlemesi konusunda fikirleri soruldu!

Üstelik Saray’daki toplantıda, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu “kırık sandalye”ye oturtulmuş, bunun anlamı üstüne de “İmamoğlu’na ne mesaj verilmek istendi?” tartışmaları yapılmıştı. Doğrusu bu konuda olup bitenler, “Yoksa ‘Boğaziçi Dükalığı’ tasarısı, ‘kırık sandalye’ mesajının sahaya yansıması mı?” sorusunu da akla getirmiyor değil.

‘ALIN SİZE BELEDİYE YASASI’ DENMİŞTİR

Belki bu gelişmeler, “kırık sandalye” yahut “Verilmek istenen mesaj”, “Çıkarılmak istenen yasal taslağı” gibi pek çok gönderme ile birlikte tartışılabilir. Ama bu yasa taslağı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CHP’li belediye başkanları ve onlara oy veren halka; “Alın size belediye yasası” dediği tartışılmazdır.

Çünkü böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediyecilikten;

Rantlar başta olmak üzere her şeyin kendi kontrolünde olmasını,“Tek parti tek adam rejimini” tekçiliğinin yerel yönetimleri de kapsamasını,“Tek parti tek adam rejimi”nde belediyelerin sorunlarını onların tek adama bağlılıklarını artırarak çözmek istediği anlaşılmaktadır.

Bölge il ve ilçelerinde “kayyum”lar atanır ve yerel yöneticiler uydurma iddialarla tutuklanırken, batı il ve ilçelerindeki belediyeler -bırakın demokratikleşmeyi- bu haliyle mevcut durumu bile korumaktan uzaktır.

Zira hazırlandığı söylenen “yerel yönetim reformu”ndan belediyelerin demokratikleşmesi yönünde bir şey beklenemeyeceği gibi, bu “reformun” mevcudu bile mumla aratacağının pek çok işareti vardır. “Boğaziçi yasa tasarısı” bunun ilk somut işareti olmuştur.

CHP’li belediyeler başta olmak üzere; az çok yerel yönetimlerin demokratik olmasını isteyen herkes ve her çevre, bu gerçeği görerek bir tutum almak zorundadır. 

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa