23 Ekim 2019 04:10

İran

Paylaş

Dokuz gündür İran’dayım. İran kültürü ve edebiyatı konulu bir tur yapıyoruz. Grubumuzda ünlü Yazar Nedim Gürsel ve Türkiye’de yaşayan İranlı Yazar Shahzadeh N. İgual de var.

Bir taraftan İran kentlerini dolaşıyoruz, diğer yandan yollarda Shahzadeh Hanım bize İran edebiyatını anlatıyor.

Feridüddin Attar, Ömer Hayyam, Ferdowsi, Hafız-ı Şirazi, Mevlana, Şems-i Tebrizi vd. şairlerin hayatını anlatıyor, şiirlerinden örnekler veriyor bize rehberimiz.

Adeta lise edebiyat derslerine dönüyoruz. Failatün, failatün, failatün, failün...

İranlılar edebiyatı seviyor. Özellikle şiiri. Hemen hemen herkes ünlü bir şairden beş, on mısra okuyabiliyor. Bir kafede çay içip dinlenirken sokakta aniden beliren bir nakkal (nakleden) tiyatral bir şekilde Hafız okumaya başlıyor. Yaklaşık yirmi dakika, hiç ara vermeden.

Klasik şairlerinin kabirleri sanki birer cennet bahçesi. Havuzlar, selvi ağaçları, güller ve çiniler...

Hafız’ın anıt mezarı bizdeki orta boy bir park alanı kadar büyük bir bahçe içinde. Bahçeye girdiğinizde huzur buluyorsunuz. Hafiften hoparlörlerden Hafız şiirleri okunuyor. Sağda solda gençler oturmuş edebiyat tartışmaları yapıyor. Bizde en ünlü şairimizin mezarı hâlâ yad ellerde.

Şems ile Rumi’nin hikayesinin bir kısmı opera olarak sahneye konmuş. Yollarda Rumi ve diğer operalardan parçalar dinledik. Klasik şairlerin mısralarını rock müzik grupları bestelemiş, Zülfü ve Cem Karaca’yı andıran şarkılar dinledik.

Çok iyi yeni nesil edebiyatçılar ve şairler de var. Komünist şairlerin hemen hepsi zindanlara atılmış, işkence görmüş. Bazıları sürgünde. Fakat, şair ve edebiyatçılar her türlü baskıya rağmen zulme ve haksızlıklara karşı seslerini kısmamış.

Bir gün, bir kafede Saeed Fekri isimli genç bir şair bize Attila İlhan’ın şiirlerini Türkçe okudu. Şaşırdık. Fakat, daha sonra öğrendiklerimiz bizi daha da şaşırttı. Fekri, İlhan’ın şiirlerini önce Fransızca okumuş, çok beğenmiş. Bu şiirleri kendi dilinde okumak gerek demiş ve Türkçe öğrenmiş. Attila İlhan’ın Paris ve İstanbul’da şiir yazdığı mekanları dolaşmış. Kendi de Farsça şiir yazıyor ama İlhan’ın pek çok şiirini ezbere okuyor.

Shahzadeh Hanım’ın babası edebiyat doktoralı bir komünist. Kızı henüz dört, beş yaşındayken, ona Nâzım’ın şiirlerini Türkçe okurmuş. Devrimden sonra, imamlar komünistleri tasfiyeye yönelince eşi ve çocuklarını Türkiye’ye bırakıp İran’a siyasi mücadelesine dönmüş. Kızı Türkiye’ye ayak bastığında Nâzım’ın memleketine geldim diye sevinmiş. Türkçeyi öğrenip ortaöğretime başladığında iki arkadaşını daha örgütleyip, Nâzım’ın şiirleri okul kitaplarına konsun diye imza toplamış. Bu nedenle kendisine okul idaresi disiplin cezası vermiş.

Çoğumuz İran edebiyatını iyi bilmiyoruz. Fakat, İran edebiyatı bize en yakın edebiyatlardan biri.

İran, kırk yıllık ambargoyu kırmak için, Küba gibi turizm atılımı başlatmış. İran tanıtımları, her geçen gün sayısı artan turizm acentaları, yeni oteller ve tesisler vb. ile son yıllarda turist sayısı ciddi olarak artmış. Geçen sene turist sayısı on milyon imiş, bu sene sayıyı iki katına çıkarmaya çalışıyorlar.

Turizm, edebiyat gibi halklar arasında ilişkileri geliştiriyor. Avrupalı, Uzakdoğulu, Amerikalı turistler dolaşırken, İranlı üniversite öğrencileri, turizm sektöründe çalışanlar onlarla sohbet etmeye çalışıyor. İranlılardaki ilerletici güç potansiyeli kısa zamanda fark ediliyor.

Bazı hak ve özgürlüklerde kısıtlama var ama bu kısıtlamalar uzun süre devam edemez. Kadınlar hayatın her alanında aktif. İçki yasak ama evlerde içiliyor. Kadınlara kapanmak zorunlu ama sokaklarda başındaki eşarp omuzlarına düşmüş çok kadın gördük. Yeraltı edebiyatı ve sosyal medya sansür ve yasakların etkisini kırıyor.

Sanıyorum, önümüzdeki yıllarda İran’la ilgili çok daha fazla şey duyacağız Türkiye’de. Komşuluğun ve kültürel yakınlığın gereği daha çok gidip geleceğiz birbirimize; birbirimizin yazarlarını, şairlerini daha çok tanıyacağız. Ön yargılarımız kırılacak.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa