21 Ekim 2019 03:27

Mimarlığın Sınırları

Paylaş

Önce Mimar Kemalettin’in önderliğinde, Mimarlar Mühendisler Derneği kuruldu. Yanlış anımsamıyorsam 1908'de…

Mimar Kemalettin inşaat mühendisliği öğrenimi yapmıştı. Alman olan hocası, Sirkeci Garı’nı yaparken yardımcısı olarak onu seçmişti. Besbelli onun mimarlığa yeteneğini görmüştü. Ona Berlin’e gitmesini önerdi. Orada mimarlar ile çalışmalıydı.

Öyle yaptı.

Döndüğünde de ilk işlerinden biri, girişte sözünü ettiğim derneği kurmak oldu. Çok sonra 1954'te Mimarlar Odası kuruldu. Topu topu 65 yıl önce…

Mimarlar her şeyi yapıyorlardı. Yapmadıkları şey yoktu. Hele benim kuşağıma dek… Lokanta işleten vardı.

Benzin istasyonu işleten vardı.

Sinema artisti olan vardı.

Ressam olan vardı.

Şair olan vardı. (Aslında her okuma yazma bilen her Türk, şairliği denemiştir.)

Sayda say.

Yalnızca tasarımla geçinebilen yoktu çünkü.

Yalnızca tasarımla geçinen, geçinebilen ilk kişilerden biriydim ben.

Sinema yönetmeni vardı (Eisenstein).

Yazar vardı.

Abdullah Kozanoğlu,

Orhan Pamuk, Ferhan Şensoy gibi, mimarlık okurken yazarlığa, tiyatroya geçenler vardı.

Kitap tasarlamak mı? Mimar onu da yapardı.

Karikatür mü?

İşte Oktay Ekinci.

İşte Mustafa. Soy adını anımsamıyorum.

İşte Behiç Ak.

Mimarlar Odasından

Şehirciler çıktı. Şehirciler odası kuruldu.

Sonra İç Mimarlar çıktı.

Sonra Bahçe Mimarları çıktı.

Sonra Tasarımcılar çıktı.

Gördünüz mü mimarlığın sınırları nerelere uzanıyor?

Öğrenimimin sonuna doğru Portekiz’deki mimarlık okulunda diploma tasarımı konusu Salazar’ın cenaze töreniydi.

Ne yalan söyleyeyim bunu çok doğru bulmuştum.

Öyle ya. Her şeyin düzenli olması için planlı olması, imgelem uyarında tasarımlanmış olması gerekmiyor mu?

Elbette bunu kapsamlı düşünebilme yeteneğinde mimar yapabilirdi.

Daha bakalım neler yapacaklar.

Kimi ülkelerde önce mimarlık eğitimi yapılır. Bu bir “formasyon”dur çünkü.

Sonra yukarıda saydığım dallardan birine ayrılınırdı.

Kimi ülkelerde yalnızca “Tasarım” bölümü vardı, yükseköğretim dalları arasında.

Mimar da orada yetişirdi. Danimarka’da olduğu gibi.

Böyle bir okulda yetişmiş yurda dönmüş bir mimarı bizim Mimarlar Odası üye olarak almamıştı.

Ben de yazarım, ozanım. Bugüne dek 111 kitap yazdım.

Ozan olarak, yazar olarak da ödüller aldım. Ulusal ve uluslararası…

Ve gerçekten tasarımdan kazandım yaşamım için gereken parayı.

Belki de kazandığımla yetindiğim için işimi satmaya hiç kalkışmayabildim.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa