19 Ekim 2019 04:40

Saha ve masa ya da iflas etmiş politika

Paylaş

Barış Pınarı” dedikleri operasyonun yankıları ve sonuçları farklı algı ve değerlendirmelere konu oluyor. Aslında gerçekler açık ve net. Ancak iktidar, gerçeklerin değil ters yüz edilmişin peşinde. Onunla var etmek istiyor ömrünü… “Barış Pınarı”nın gündeme getirilmiş olmasının esas nedeni de bunalmış saraya serin hava ihtiyacıdır. 

Harekatla birlikte girişilmiş yalan seferberliği de o yüzden. 

Ellerindeki olanakları, gasbettikleri tüm araçları halkın gözünü küllemek için kullanıyorlar.

İflas etmiş politikayı ‘başarı’ diye lanse ediyorlar.

Kan ve göz yaşını kahramanlık destanlarıyla olağanlaştırma çabasında akla gelmedik absürtlükler yaşandı, yaşanıyor.

Hem sahada hem masada yaşanan çıkmazdır oysa. Saraydan esen rüzgara göre konum alıyor, saraydan verilen taktiklere uygun yayın yapıyor ‘havuzcu’ esnafı. Televizyonları işgal etmiş sözde yorumcular yalan makinesine dönüşmüş durumda. 

‘Sahadan haber’ dedikleri de hepten asparagas kurgular. Bir yandan başka bir televizyon haber sunarken yanındaki çapsızlar başlarının üzerinden fırlayan mermilere karşı nasıl cengaverce görev yaptıklarını aktarma çabasında görünüyorlar. Nefes nefese… Ölüm hattındalar… Vatan için nasıl da fedakarlar! Yalan mesaisinde full kapasite…

Bunlarla sınırlı olsa, işlerini yapıyorlar deyip geçerdik de, ‘Yandaş değiliz’ havasındakiler de kapıldılar bu rüzgara…Eğildiler, büküldüler. Korkusuz, Sözcü…Aydınlık…Trajikomik sahneler sergileniyor. Hem de açık ve aleni… 

Saray memurları haline gelmiş gazeteciler mizansenler peşinde koşuyor. Göze sokarcasına… Kaba parti propagandası haline gelmiş makinelere mahkum ettiler halkı.

Sahada ne denli başarılı olduklarını, destanlar yarattıklarını anlatanların masada da ne denli başarılı olduklarına dair tefrikalar yazıyor karma yandaş medya. Sağıyla soluyla Mehmetçik selamı, Mehmetçik posteri…

Partiler de medyadan farklı değil. 

Dünün saray muhalifi havasındakilerin “Mehmetçik selamı” verişleri dönemin alameti farikası oldu. Tansu Çiller’in kamuflaj elbiseleriyle, elinde dürbünle çıktığı operasyonlara, şimdinin Meral Hanım’ı aday oldu. O da asker selamı çaktı Erdoğan’ın başkomutanlık hevesine… MHP ile yarışa girdi…

CHP ortaya çıkmış olanakları tepme maharetini bir kez daha sergiledi. Oysa az çok tutarlılık gösterse, barışta ısrar etseydi, tezkereye karşı tutarlı tavır takınsaydı, hiç değilse oylamaya katılmasa, sarayın hesaplarının eklentisi olmayacağını yüksek sesle söyleyebilseydi, başka bir yol açabilecekti kendisine.

“Yurtta barış, cihanda barış” deselerdi mesela… Öyle çıksalardı… Yapmadılar ve bir kez daha barış ve demokratikleşme çabasındaki güçleri, halkın duygularını yok saydılar.

Oysa daha birinci haftasındayken “Barış Pınarı” başka suların aktığı bir havuz haline geldi. Hem bölgede hem uluslararası alanda ilginç gelişmeler yaşandı, yaşanıyor. Hem saha hem masa müthiş hamlelere sahne oldu.

Suriye yönetimin SDG ile, yani esas gücünü Kürtlerin oluşturduğu cephe ile girdiği yeni ilişkiler sahayı bir anda altüst etti. Rusya başka bir hesap içinde yürüttü sahadaki çalışmasını… Şimdi “Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız” diyenlerin elindeki malzeme de alınmış oldu.

Ancak bizim ABD basınının açıklamasıyla öğrendiğimiz bir mektup var ki… Gerçekleri gizleyerek büyük bir övünç vesilesi peşindeki AKP, Trump’ın o mektubunu bile gizledi. Mektup artık tüm basında yayımlandı. Biz bir cümlesinden söz edelim;

“Aptal olma. Seni daha sonra arayacağım” diyor Trump.

Daha önce, yani 1964’deki Johnson mektubunu bile geride bırakan bir mektuptur bu. Hakaret ve tehdit doludur. Zehir zemberek bir mektuptur.

Biz bu mektubu Erdoğan’dan ve medyasından öğrenemedik. Günlerce gizlendi. Gizlendi ve o geçen günler içinde Erdoğan ne kadar ‘antiemperyalist’ olduğu havalarındaydı.

Mektup açığa çıkınca “Biz ‘Barış Pınarı’ ile yanıt verdik” dediler utangaçça. Ancak ABD’nin her alandaki en yetkili isimleri Ankara’daydı dün… “Ateşkes” kararları açıklandı.

Şimdi işler barış yanlılarını bir kez daha haklı çıkarmışken, CHP de aklını başına toplayarak halkın duygu ve düşüncelerine kulak vermelidir.

Barışta ısrar etmeliyiz.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa