13 Ekim 2019 21:12

Kara Yara (Brina Reş)

Kara Yara (Brina Reş)
PAZAR
Paylaş

Sabah Akşam:
Esintili ağaçların, serinleten ırmağın, çiçek açmış kırların derinliklerinden akın akın gelip kentin betonlaşmış, kupkuru alanında toplanıyorlar. Güneşi çekmek için. Gün boyu çalışıp çabalayarak. Paydosa kadar. Akşam güneş çukura kaçtığında karanlığa dönüyorlar. Güneşi doğurmak için. Sabaha. 

Kara Yara (Brina Reş):
Açılan yedi veren gülleri, kanayan yarasıdır şimdi halkın. Kara bir yara (Brina Reş). Karanlıkta. Günün müjdecisi tan yerleri attığında aydınlanacaktır bu karanlık… 

Sen Gelmeden:
Sen olmadan bitmeyecek kimsesiz dört uzun kış; sen olmadan geçmeyecek ıssız dört uzun yaz; bütün kışlarımız, yazlarımızla geçip gidiyor şimdi, sen gelmeden…

Geldin:
Geldin. Kapı, pencere, duvar demeden. Gönlüme ağdın, yatağıma girdin. Soğuktu. Isıttın beni. Dirildik!

Bölen:
Kentleri çevreleyen eski surlar hep yıkıldı. Duvarlar aradan kalktı diyoruz. Yenileri yükseliyor şimdi. Yan yana ikiz kulelerle, sırt sırta gökdelenlerle. Yeni surlarımız yaşamımızı kuşatan. Yeni duvarlarımız aramıza giren. Yeri, göğü bölerek özgürlüğümüzü elimizden alan. 

Savaş Koşturması:
Kan akıtmayı, oluk oluk akan kanı, kankan dansının neşeli müziğiyle karıştırdıklarından mıdır, nedir bu savaş koşuşturması; bütün bu kıyım, kıyımlar?..

Altınlarla:
Bir avuç altın için ne ağaç, ne orman, ne toprak, ne su, ne ot, ne böcek bıraktılar. Havamızı, esen rüzgarımızı aldılar. Yağmurlar kesilecek, ırmaklar kuruyacak, denizler çekilecek. Çıplak bir gökyüzü altında, bozarmış, ıssız topraklar kalacak; altınlarla…

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa