11 Ekim 2019 00:11

Sorunların kaynağı ve çözümü öldürmek mi, yaşatmak mı?

Paylaş

9 Ekim 2019. Türkiye Suriye’ye bir kez daha ve daha kapsamlı ve daha kalıcı olarak girdi.

“Macera” nitelemesi olumluyor işi, hem gerçekliğinden de koparıyor, rasyonalitesinden de koparıyor. Türkiye macera aramıyor olsa gerek, savaş ya da adı nasıl koyulursa koyulsun, bizzat çatışmaların tarafı, yapıcısı, hazırlayıcısı, tetikleyicisi, hedefi… çeşitli şekilde ve ağır sorumluluklarda bir çatışmaya doğru gidiyor.

Bunu bilinçsizce yapmadı, iradesizce yapmıyor, bizzat bilinçli ve iradeli yapıyor. Çok daha gerilere götürülebilir mi bilmiyorum ama en azından son on yıldır bizzat bu işin tarafı durumunda bulunuyor, planlıyor, hazırlıyor, giriyor, çatışıyor, ele geçiriyor, kaybediyor, kazanıyor, ölüyor, öldürüyor.

Sorun nerede, çözüm nerede?

SORUNUN KAYNAĞI VE ÇÖZÜM YOLU NE?

Sorunlar nereden kaynaklanıyor (şeytan nerede) ve kötülükleri giderecek çözüm nedir? Sorunların çıkışına, tanımlanmasına ve çözümüne yönelik genel bir kavrayış, ilke veya ölçüler var mı veya kurgulanabilir mi?

Suriye, Ortadoğu, millet-milliyet sorunları ve tüm dünyadaki çatışma, savaş, sömürü, işgal ve yıkımlara karşı genel geçer bir ilke olabilir mi?

Barış fikri, adalet veya eşitlik fikri bunun için yeterli mi?

Barışa, adalete, eşitliği de temel oluşturacak hem daha genel geçer bir ölçü, hem de Platon’unki gibi soyut “idea”lar (eşitlik ideası, barış ideası, savaş ideası var mı ki, eşitlik ideası varsa “eşitsizlik”, “iyilik ideası” varsa “kötülük” imkansız olurdu herhalde) değil de somut bir ölçü var mı veya kurgulanabilir mi?

SORUNUN KAYNAĞI EL KOYMAK, ÖLDÜRMEK Mİ?

Sorunun kaynağı “insanın beslenme” ihtiyacı mı, hiç zannetmem. İşgallerin, savaş ve çatışmaların amacı barış götürmek mi, hiç zannetmem -Hitler de, ABD de her gittiği yere barış huzur insanlık götürecekti, çoğu yaptıklarının tam tersini söylüyorlar-.

Sorunun kaynağı insanlığın beslenmesinde veya büyümesinde değil, nasıl besleneceği veya büyüceğinde, dahası el koymasında, ele geçirmesinde yatıyor. Roma, Osmanlı, Britanya veya ABD… işgal ettiklerinde sorunlar artıyor, özgürleştirdiklerinde veya yaşattıklarında değil.

En büyük negasyon, en ağır suç ve ceza öldürmedir, cinayettir.

ÇÖZÜM YOLU YAŞATMAK, YAŞAMAK, ÖZGÜRLEŞMEK Mİ?

Negasyonun negasyonu aslında kendisi ta baştan negasyon değil olumlama olan “yaşatma” ve “yaşama”dır.

İster müzakere (sözleşmeci) ister doğal hukukçu bakılsın, isten materyalist ister teleolojik veya idealist bakılmış olsun, ister bilimsel ister etik bakılmış olsun, çok bir şey fark etmez.

Mitsel düşünce ve Tanrı kültlerini temel miti yaratmak ve sanatçılıktır, yaratma, yaşatmadır. Hipokrat yeminin de, Platon’un demiurgos’u ve iyilik ideasının da, Aristoteles’in Nikamakos’a Etik’inin de, Kant’ın Pratik Aklının maksiminin (kategorik emperatifinin) de, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin de, demokratik anayasa ve demokratik rejimlerin de, sosyalistlerin komünistlerin materyalizmleri ve kullanım değerinin de birinci maddesi yaşama hakkıdır.

Ölçü yaşatmak ve yaşamaktır, her tür eylem asgari olarak yaşatmaya ve yaşamaya yönelik olmalıdır.

Şiddetin esası zarar vermedir. Soykırım, yok etme ve işgal en büyük şiddettir. Savunma savaşları işgalcinin şiddetine karşı şiddettir, ama sonuçta yine şiddettir. Evrensel bir ilke aranıyorsa, bilimler için de insan toplum doğa için de bu genel ilke “yaşatmak” ve “yaşamak” olacaktır.

Erdemlerin en büyüğü (en büyük hayır) yaşatmadır.

Adaletin, eşitliğin, cesaretin, demokrasinin ölçüsü yaşatmadır.

İyiliğin ölçüsü yaşatmadır.

Yaşatma ve yaşama en somut ve en genel ölçü olarak kabul edilebilir. Gerek kişisel gerek kurumsal, ulusal veya dış güçler olarak ana yaklaşım; yaşatmak ve yaşamak olursa tüm sorunlar için asgari müşterek bulunmuş olacaktır.

MÜDAHALEDE AMAÇ ÖZGÜRLEŞTİRMEK Mİ, YAŞATMAK MI?

Çok genel olarak hiçbir kişi veya kurum “Öldürmek istemez” denebilir de “Üstün gelmek, genişlemek, el koymak” istemez mi?

İşte bazıları böyle yapıyor.

Ya Türkiye veya Erdoğan, ya Rusya veya Putin?

Ya ABD? Ya Suriye veya Esat?

Muhalifleri öldürüyorsa?

Aynı sorular bütün taraflar için geçerli. Kim el koyuyor, yaralıyor, öldürüyorsa karşı çıkmak, kim yaşatıyorsa destek olmak gerekiyor. Yaşamın yanında, toplumun, doğanın, insanın yanında yer almak gerekiyor.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa