25 Eylül 2019 23:28

Devrimci eleştiri ve reformizm

Paylaş

AKP ve Erdoğan iktidarının -ister kendi içindeki fraksiyonel çekişmeler, isterse sosyal-iktisadi problemler birikimi olsun- yüzyüze olduğu sorunların büyüklüğüne rağmen sermaye "gemisi"nin "dümeni"nde olmaya devam etmesinin yığınların büyük bir bölümünde, geleceğe dair umut kırıklığına yol açtığı görülür-hissedilir bir durumdur. Mart-Haziran seçimlerinde yediği darbe, ve özellikle de genç nüfus ve emekçi kadın kitlelerinin büyüyen tepkilerinin oy kaybı şeklinde görülür hale gelmesi, belirli bir farklılık yaratsa da, henüz kitlelerin onu 'borda'dan aşağıya atabileceklerine güven duygusunu güçlendiren toplumsal deprem dalgaları söz konusu değildir. Başka biçimde söylenirse, işçi-emekçi kitle hareketinin, acil talepler dahil burjuvazi ve sermayeye karşı dişe diş bir mücadeleyle haklarını koparıp alma tutumundan pratik uzaklığı, iktidar partisi ve saltanat sarayının nefes darlığı çekmemesinin başlıca nedenidir.
Erdoğan iktidarı, çalışabilir nüfusun yüzde13'ünün işsiz, on milyonlarca emekçinin yoksulluk içinde olduğu bir toplumda, üstelik ilhakçı-fetihçi savaş politikaları izleyerek, burjuva demokratik hak gaspını sürdürerek sınıfsal ve ulusal baskıya karşı çıkan ilerici demokrat ve sosyalist kesimlere karşı polis-yargıç zorbalığını tahkim edip işbaşında olmaya devam ediyorsa, bunun en önemli nedenlerinden biri de iktidara boyun eğdirecek bir mücadelenin henüz geliştirilmemiş olmasıdır.  Peki böyle devam edebilir mi?

Nesnel etkenlere bakıldığında böyle devam etmesinin giderek zorlaştığı söylenebilir. Sömürülüp ezilen kesimlerin bağrında tepki birikimi giderek artmaktadır. Sermaye yararına "yeni alternatif" arayışlarını gündeme getiren etkenlerden biri de toplumun ezilen ve sömürülen kitlelerinin içinde yaşadıkları koşullara karşı bıkkınlıkları ve arayışlarıdır. Ancak bu arayış henüz burjuva parti fraksiyonlarının genel çerçevesini çizdikleri sermaye platformunu aşan ve onu da karşıya alan bir gelişme düzeyine işaret etmekten uzaktır. Tekelci gericiliğin çıkarlarıyla bağlanmış sermaye medyasının iktidar payandası işlevli "ana karargâhı", Erdoğan iktidarının gücünü ve "yıkılamazlığı"nı propaganda ederken, ve burjuva muhalefetin "kitle iletişim araçları", CHP-İYİ Parti, Saadet Partisi'yle birlikte Babacan ve Davutoğlu'nun "kuracakları parti"lerin "çoğunluk oluşturması"na oynarken; işçi ve emekçilerin uyanışı kendi pratikleriyle birlikte burjuva partileri ve sermaye devletiyle ilişkilerinin derslerinden öğrenmelerine; ve yanısıra devrimci propaganda, siyasal teşhir ve ajitasyonun uyarıcı etkisine bağlanmış durumdadır.

Bu durum, işçi sınıfı partisine, ileri işçi ve emekçilere, komünist devrimci militanlara, söylemlerinin ve eylemlerinin devrimci niteliğini titizlikle koruma sorumluluğu yüklemektedir. Halk kitleleri yaşayarak öğrenmelerine rağmen burjuvazi ve devletinin kesintisiz şekilde sürdürdüğü ideolojik kuşatma altındadırlar. Yığınların onca baskı ve saldırıya rağmen başkaldırıda gecikmelerinin asıl nedeni bir tür kültür haline de dönüşen bu etkinin gücüdür. Bu da, işçi sınıfı devrimcilerine bu burjuva kuşatma ve etkiye karşı açık, net, ikirciksiz ve süreklilik gösteren bir ideolojik mücadele görevi yükler. İşçi sınıfı devrimciliğinin bir özelliği de, baskı ve zorbalığın her türüne karşı mücadeleyi proletaryanın sınıfsal talepleri ve sömürüden kurtuluş hedefiyle bağlanan çizgide örgütleme ve sürdürme kararlılığıdır. Proleter devrimcilik söylemini "toplumun tümü" üzerinden değil, sömürülen ve ezilen sınıf ve kesimlerin talepleri, sorunları, hakları ve kurtuluşlarını esas alarak geliştirir. Emperyalizm ve proleter devrimler çağında, emperyalizm karşıtlığı ve yurtseverlik en gerçekçi ifadesini işçi sınıfı devrimciliğinde bulur. Devrimci muhalefet ile sermaye düzeninin 'daha akılcı' ve 'daha az tepki çeken' siyasal biçimlerle sürdürülmesini iş edinen burjuva muhalefet, amaç ve hedefleriyle farklılık gösterirler ve bu farklılığı gözardı edenler reformizm batağından çıkamazlar.

İşçi ve emekçilerin sermayeden bağımsız devrimci örgütlenmesinin güçlendirilmesi günümüzün en acil ve en önemli gerekliliğidir. Türk-Kürt ve diğer ulus ve ulusal topluluklardan tüm emekçilerin devrimci sınıf örgütlerinde biraraya gelmesi, sadece günümüz iktidarının baskı, yasak ve saldırılarının püskürtülmesi için değil, sömürü ilişkileri ve koşullarının ortadan kaldırılması amacıyla bağlanmış mücadelenin zaferi için de başlıca şarttır. Bu açık amaç ve hedefi karartacak her türden söylem sermayenin konumunu sağlamlaştırıcı işlev görecektir. Ne sınıf karakterinden azade ve "herkes için" bir "demokrasi"den sözedilebilir ne de burjuva demokrasisinin proleter ve emekçi kitleler üzerindeki burjuva sınıf diktatörlüğü olma gerçekliği gözardı edilerek demokratik haklar mücadelesi toplumsal kurtuluş mücadelesine bağlanabilir. Sınıf bilincine ulaşmış işçi ve emekçilerin sisteme yönelik devrimci eleştirisi somut dayanaklara sahiptir; canlı, çarpıcı ve hedef göstericidir. Sömürü sistemi içi düzenlemeleri devrimci mücadelenin sonuçlarından biri olarak alır ve onlarla yetinilemeyeceğini asıl olanın sömürü ve baskının kaynağından bitirilmesi olduğunu her bir vesile ile ortaya koymaya, açıklamaya çalışır. Reformist eleştiri ise sistem içi yapıcılıkla malul olup kismi değişimleri öngörür ya da salık verir. Sermaye iktidarına karşı devrimci muhalefetin dili, üslubu ve söylemi devrimci olmak zorundadır. Kitle mücadelesini teşvik eden ve birleşik bir mücadele olarak gelişmesine hizmet edecek olan söylem ancak bu durumda daha etkili hale gelir. Halk yığınlarının burjuva egemen görüşlerin etkisi ve tuzaklarını aşması başka türlü sağlanamaz.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa