22 Eylül 2019 00:24

"Analar ağlamasın" meselesi

Paylaş

Kirvem,

Ülkemizin sathında bir günden diğerine muhtelif meselelerle karşılaştığımız malum; ufak tefek sorunlarımızın bir kısmı devletimizin en yetkili koltuklarında oturan kimi siyaset kurmaylarının üstün “becerileri” ya da fevkaladenin fevkindeki isabetli “öngörüleri” sayesinde nispeten rayına oturup, böylece ülkemizin gündeminden düşerken, diğer taraftan da dahili, harici, yampiri kimi  meselelerimiz de, maalesef tüm gayretlerimize rağmen ne hikmetse giderek daha çok kök salıp, milletimizin yakasından bir türlü düşmedi, düşmüyor...

Ancak, milletçe yaka silktiğimiz halde, yine de ne hikmetse tepemizde dolanıp duran bu sorunlarımızı görmezlikten gelirken, aynı zamanda da neredeyse hemen hepsi de sanki söz birliği etmişçesine iktidarın borazanlığını gerek yazılı medyada, gerekse televizyon ekranlarından alay valayla dillendirip, keza aynı heyecanla yazıp, çizerek, bol kepçeyle akıl dağıtıp duran bu zevatın dediklerine bakılırsa; memleketimizin hali, ahvali, her düzeydeki gidişatı tam anlamıyla düşman çatlatacak kertede zerre kadar aksamadan, tökezlemeden emin ellerde son sürat yoluna devam ediyor elhamdülillah!

Yine bu kalemşorların ifadelerine göre; içinde bulunduğumuz ahval ve şerait ne olursa olsun milletçe üstesinden gelemeyeceğimiz, kispetinden tutup sırtını mindere yapıştırıp yerle yeksan edemeyeceğimiz herhangi bir sorunumuz zinhar yok, hatta kesinlikle olamaz! Yeter ki millet olarak aynı “dava”nın peşi sıra koşuşturan birer “hizmetkar”, birer “köle” olup bu “kutsal” davaya tüm kalbimizle hep birlikte “amin” deyip, “iman” edelim...

Kirvem, işin bu “hikaye” faslını silip süpürüp bir kenara derlersek; yine senin de bildiğin üzere, her ülkenin, her toplumun yanı sıra, keza birey olarak çoğumuzun da bittabii ki kendimize göre çeşitli sorunlarımız var; hatta bu sorunlarımızla ilgili “Dışı seni, içi beni yakar” deyimini de zaman zaman kullanırız ama, bazı sorunlar içimizi yakıp kavururken, acaba kimilerinin içlerini de aynı minvalde gerçekten yakıyor mu bilemiyoruz...

Nitekim, yıllardan beri misakımızın milli sınırları dahilindeki kimi meselelerimizi çözmekten yana katarlar dolusu hamasi laflar eşliğinde hesapça ülkemizin ali menfaatlerini gözetip, dolayısıyla şu veya bu “dava”nın “savcısı” veya “avukatı” kesilip bu uğurda birer “Vatan Kurtaran Şaban” misali yağıp gürledik ama, beri yandan da gele gele, özellikle son zamanlarda, hatta tam da şu sıralar Oltu’dan Ordu’ya, Çukurca’dan Çorlu’ya kadar milletçe aynı nakaratı tekrarlayıp duruyoruz...

“Analar ağlamasın!”

Oysa...Senelerden beri Anadolu denen bu diyarlarda analarımız ağlayıp dururken, onların gözyaşlarını dindirecek muhterem zevat, ülke sathında artık giderek neredeyse kangrene dönüşen bu meselenin çözümü için hâlâ elini altına koyacak bir taş parçası bulamamanın acizliği içinde maalesef oyalanıp duruyor Kirvem!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa