18 Eylül 2019 23:52

Diyarbakır

Paylaş

“Hava biraz soğumuştu, son iki gündür yeniden ısındı” diyor Resul. Resul aslında Resul değil ama “Abi ne olur ne olmaz, sen ismimi Resul yaz” diye uyarıyor utanarak. Resul taksici. Müşterilerinin çoğu telefonla çağırıyor Resul’ü. Şehre doğru giriyoruz. Resul’ü tanımasam fazladan dolaştırıyor diyeceğim ama düşünmeme bile fırsat vermeden “Yanlış anlama, yollar kapalı” diyor Resul. Doğma, büyüme Diyarbakırlı. Lise Caddesi’nin başına geliyoruz. Adı üzerinde “Lise Caddesi” ve Türkiye’nin en ünlü liselerinden biri bu caddede. Normal şartlarda olsa bu caddede elinde defter, kitap, bazılarında çanta olan pırıl pırıl gençler göreceğim. Lise Caddesi’nin iki girişi, barikatlarla kapatılmış. Giriş çıkışlar kontrol altında. Cadde sağa sola serpiştirilmiş gençlerle dolu. Eminim çoğu üniversitelerin güzel bölümlerinden mezun ama iş verilmediği için polis olup bu sokaklarda görev yapıyor. Caddeye çıkan ara sokaklara, caddenin kuytu köşelerine ve meydana yakın yerlere zırhlı polis araçları yerleştirilmiş. Caddenin bir ucu belediye binasına bakıyor. Belediye binasının önü yine beton bloklar ve engellerle kapatılmış. Gözlerimi kapatıp İngiltere parlamento binasını, hemen karşısında bağrışan ve bağrışırken başlarına bir şey gelmesin diye onları koruyan sivri şapkalı İngiliz polisini düşünüyorum.

Saat 11’e doğru bir hareket başlıyor caddede. Resul, “Her gün 11’den 1’e kadar insanlar gelip kayyumu protesto gösterisi yapıyorlar, biz seçtik ama devlet izin vermedi” diyor. Yüzde 65 oyla seçim kazanmış belediye başkanı şimdi barikatlarla çevrilen makamının tam karşısında hakkını arıyor. Yanında diğer insanlar. Dışarıdan desteğe gelen insanlarla birlikte konuşuyorlar. Taşkınlık yok. Resul, “Şimdi seçim olsa bizim başkan yüzde 80 alır” diyor.

“Allah Allah” diyorum Resul’e, “Buraya gelip görmesek hiç haberimiz olmayacak. Televizyonlarda bu bekleyişin tek bir karesi bile yok. Her gün Halkların Demokratik Partisinin binası önünde bekleyen anneler haber bültenlerinde ama Lise Caddesi yok.”

Diyarbakır sokaklarında yaşam devam ediyor, dükkanlar açık, ciğer kebapçıları hareketli, alışveriş bu parasızlıkta olabileceği kadar akıcı ama yüzler asık. İnsanlar mutsuz ve tedirgin. Kimse TOMA’ların, silahların, önleri beton bariyerle çevrilmiş devlet binalarının, duvar kenarlarına dizilmiş eli silahlı yurdum insanın gölgesinde yaşamak istemiyor. Eli silahlı yurdum insanı bile böyle yaşamak istemiyor.

Herkesin tek talebi barış, bu işten para kazananlara, siyasi kazanç sağlayanlara inat bedeli ne olursa olsun, barış.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa