16 Eylül 2019 00:50

Rusya ve ABD arasında salınma politikasının maliyeti büyüyor!

Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Reuters’e verdiği röportajda, Trump’la yaptığı son telefon konuşmasından söz ediyor; “Trump’a Rusya’dan S-400 aldık ama, sizden de patriot alabiliriz dedim. O da ‘ciddi misin’ dedi” diyor.

Daha yeni, iki buçuk milyar dolar ödeyerek Rusya’dan S-400 füze sistemi alan bir ülkenin Cumhurbaşkanının böyle bir teklifte bulunmasına, Trump gibi para sesi duyunca soğukkanlılığını yitiren birisi de bile, “ciddi misin” testi yapıyor!

Erdoğan, bunu, “Türkiye’nin büyüklüğü”nün, kendisinin de “Trump’ı bile şaşırtan manevra yapma yeteneği”nin kanıtı olarak sunuyor. Ama Trump’la Erdoğan arasındaki bu diyalog, aslında Türkiye’nin dış politikasının, Türkiye’nin sadece diplomatik gücünü ve uluslararası itibarını eritmediğini, aynı zamanda artık bir parasal karşılığı olan faturalar ödemek zorunda olduğu bir mecraya sürüklediğini de gösteriyor.

Bu arada 6 Eylül’de Türkiye’ye gelen ABD Ticaret Bakanı Ross, geliş zamanının “manidarlığı” bir yana süre olarak da pek de normal karşılanmayacak biçimde Türkiye’de beş gün kaldı ve Cumhurbaşkanıyla da görüştükten sonra ülkesine döndü. Ki, bu da ABD ile Türkiye arasında, dış politikanın geldiği yerde, artık bu dış politikanın faturasının konuşulduğunun diğer bir işaretidir.

‘SAHA’DA RUSYA VE ABD’DEN DESTEK ALMA İHTİYACI

Türkiye’nin Suriye merkezli dış politikasının faturasının parasal bir karşılığının da olmasında tek örnek, ABD’nin Suriye’deki desteği için tek örneği “ABD’den de patriot almayı” gündeme getirmek olsaydı, bunu “Erdoğan-Trump dostluğu”nun faturası olarak görüp geçmek mümkündü. Ama öyle değil.   

Ama bu son dönemde Türkiye’nin dış politikasının ülkeye çıkardığı faturanın artık giderek büyüdüğünü milyar dolarlık faturalar düzeyine çıktığını gösteriyor.

İdlib’de Türkiye’nin “gözlem noktaları”, Rusya desteğindeki Suriye ordusu ile El Kaideci gurupların çatışmasının ortasında kalınca, Erdoğan’ın uçağa atlayıp Putin’in duruma müdahalesini istemek üzere, 27 Ağustos günü Moskova’ya gittiği herkesin hatırındadır. Ama böyle sıkışık durumda Putin’in Erdoğan’la hemen görüşmek yerine onu Moskova’da silah fuarına götürüp, SU-35, SU-57 savaş uçakları ve helikopterler gösterdiğini, “ABD F-35 vermezse biz bunları size verebiliriz” dediği de hepimizin hatırındadır.

Nitekim bu ziyaretinden Erdoğan Putin’den İdlib’de istediği desteği alamamış ama, “Rusya bize F-35 yerine SU-35 verelim hatta SU-57 verelim” müjdesiyle dönmüştü!

Bu ziyaretten kısa süre sonra; Orman Bakanı Pakdemirli’nin, Rusya’dan 185 milyon dolar tutarında yangın söndürme uçağı almak için, Erdoğan’dan aldığı emirle, Rusya’ya gittiğini, Rusya yangın söndürme uçaklarının yüksek niteliklerine övgüler dizdiğini TV haberlerinde izledik. Oysa bu bakan THK’nin yangın söndürme uçaklarını neden kullanmadığını açıklarken, en önemli tezi “uçakla yangın söndürmenin demode olduğu, bu yüzden helikopterleri tercih ettiği” biçimindeydi. Ama söz konusu olan Rusya’dan yangın söndürme uçağı alınması olduğunda akan sular duruyordu. Çünkü, Türkiye-Rusya ilişkilerde artık, Rusya’yı sürekli memnun etmek, bunun için de Rusya’nın sattığı şeyleri almak zorunluluğu hissediliyor. Aksi halde Suriye’de Rusya’nın desteğini kaybedebilir, Suriye rejimi, İran ve Rusya ile karşı karşıya kalabilirdi!

TÜRKİYE İKİ EMPERYALİSTİN DE GÖNLÜNÜ HOŞ TUTMAK ZORUNDA!

Suriye’de ya da bölgede bölgeyi yeniden paylaşmak için mücadele eden ABD ve Rusya arasında salınarak, paylaşımdan kendine bir şeyler düşmesi için varını yoğunu otaya koyan Erdoğan Hükümeti’nin dış politikadaki sıkışmışlığı diplomasi alanının ötesinde “sahada” da kendini göstermiştir. Çünkü Türkiye iddialarını az çok sürdürebilmek için Fırat’ın batısında Rusya’yla, doğusunda da ABD’nin gönlünü hoş tutmak, bu “hoşluğu” da paraya tahvil ederek göstermek durumundadır. Erdoğan da bunu farkettiği için Trump’a en hassas noktasından teklif sunuyor: “Sizden de Patriot füze sitemi alabiliriz!

Ne yapılacak bu füze sistemleriyle, kime karşı kullanılacak?

Patriotlar Ruslara, S-400’ler de ABD’ye karşı mı kullanılacak? Ama gerçek şu ki, mantık bu sorunun yanıtını gerektirse de gerçekte tartışılan ne kadar paranın ABD ve Rusya silah sanayine aktarıldığı ya da aktarılacağıdır.

Çünkü Erdoğan ve dış politika kadroları, Rusya’nın desteğini kaybederse “Fırat’ın batısı”nda, ABD’nin desteğini (en azından “olur”unu almadan) almadan da Fırat’ın doğusundaki girişimlerinden sonuç alması çok zor olduğunu görmektedir. Bu nedenle de Erdoğan ve ekibi, Rusya ve ABD ile karşı karşıyla gelmeden adım atmaya çalışmaktadır. Bu da iki emperyalist ülkeyi de tatmin edecek ekonomik faktörler getirmektedir.

Ülke savunması için gerekmediği halde, S-400 aldıran dış politika, bunu dengelemek için ABD’den de patriot alma zorunluluğunu “hissettirmekte”dir! Ki bu “his” zorla dayatmadan bile daha yaptırımcı bir güçtür.

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa