13 Eylül 2019 23:58

Bir özgül ağırlık

Paylaş

Bülent ‘the özgül ağırlık’ Arınç’ın, Ahmet Türk ve Canan Kaftancıoğlu hakkında söyledikleriyle danışmanlığını yaptığı Cumhurbaşkanlığının politikaları arasındaki çelişkiye bir mana, ‘Acaba yeni bir taktik manevra mı var’ gibi sorulara yanıt verebilmek için kamuoyu kafa patlatırken, ‘Sorun yok, onun şahsi görüşüdür’ diyen resmi şahıs, dağılmış eşyayı bir çırpıda toplamış gibi görünebilir. Ama dağınıklık yine de ortadadır. AKP içindeki kaynamayı ipe sapa gelmez geçici önlemlerle soğutmaya çalışan bir sistemin son çözümü, her biri kendine özgü ağırlık olan bakanların koordinasyonu için WhatsApp grubu kurdurmaksa topla dağıt, dağıt topla işi için kullanılan enerjinin kaynağının da pek verimli olmadığı bellidir.

Çözülme durumlarında bütün etkili-yetkili resmi kişiler “özgül ağırlık” sahibi olabilir ama şu sırada bunun sistemsel bir karşılığı da var. Tek adam yönetimi aşırı yetkilendirilmiş bakanların özgül ağırlıklarının toplamıdır aynı zamanda. Ne kadar merkezileşme varsa o kadar Arınç vardır. Yol kazaları ise kadı kızında da olur. Giderek yolun kendisi bir kaza olur.

Külliyedeki toplantı vesilesiyle ana muhalefete bir soru: Hiç bu özgül ağırlıkla yüzleştiler mi?

Mesela; Büyükşehir başkanları toplantısında İmamoğlu’nu ima yollu haşlayan Erdoğan’ın huzurunda ne konuşulduğunu, başkanların oraya niye çağırıldığını henüz açıklamayan CHP’li başkanlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığının açıkladığı yeni kentsel dönüşüm planıyla bu toplantının ne gibi bir alakası var diye şeytani sorular sormuşlar mıdır? Her ne kadar o toplantıda İmamoğlu’nun oturacağı sandalyenin ayağı kırılınca kendisine israf dokundurması yapan Erdoğan’a, İmamoğlu’nun taşı gediğine oturtan yanıtı kamuoyunda bu şeytani sorularla oyalanmaya pek zaman kalmamış izlenimi yaratsa da. Gerçi kamuoyu her halükarda laf dokundurmaların hayranıdır ve mevzular ve dikkatler genelde 280 karakterden uzun ömürlü olmaz. Da… fakat yine de ne olacak o, kent rantına yeni imkanlar yaratmak anlamına gelen o kentsel dönüşüm? Seçimden kısa bir süre önce dönüşüm kararını Çevre ve Şehircilik Bakanlığının üstüne geçiren yasal değişiklikle büyük şehir belediyelerinin bir sorunu var mıdır? Varsa bu toplantıdan niye o kadar memnun kalmışlardır? Külliye toplaşmasında, yerel yönetimler CHP’li başkanlar farkında olmadan tek adama bağlanmış mıdır! Yani evet, Külliye’de ne kaynatılmıştır?

Bu parantezi kapatalım, Arınç’ın şahsi açıklama yapabilme zeminine dönelim tekrar.

Şöyle bir manzara var ortada: Bir yandan, çocuklarının dağa kaçırıldığını iddia ederek HDP önünde bekleşen annelerin çaresizliğini siyasi malzeme yapan, diğer yandan partinin kapatılması gerekir mi gerekmez mi tartışmasını alttan alta kışkırtan iktidar kayyumla sınanıp sınıfta kalan icraatını sürdürmekte ısrar ediyor ve bu ısrarı anlamak hiç kolay değil.  Nüfusun yüzde 80’inin Suriye politikasını başarısız bulduğu doğruysa iktidarın sınır ötesi seferberlik sayesinde kenetleyebileceği insan kaynağı da dağılmış durumda. Bir de zaten ne zaman HDP ile ilgili gürültülü bir kampanya başlatılsa bunun nahoş durumları örtmek için olduğunu anlayacak kadar çok tecrübe birikti. Veya iktidarın stratejik derinleşme olanaklarından birinin ‘olağan suçlu’ HDP’yi bir şekilde cezalandırmak olduğunu anlamayan kalmadı. Önceki kayyumların rezaleti ortaya saçılmışken yeniden kayyum atamaları bu bilginin altını bir kez daha çizmekten başka bir işe yaramıyor doğal olarak. Kayyum Fırat’ın doğusunda olduğu kadar batısında da bir alerji konusudur artık. Tam da bu sırada 9.8 Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oy oranı değil de ‘Kürtlerle elimiz temas etmiştir’ diyen Canan Kaftancıoğlu’na verilen cezanın yılı-ayı olarak anımsansın isteyen iktidar doğu batı buluşmasının da altını çizen yeni bir hesap hatası yapmıştır. Arınç’ın ruhu 9.8’lik havayla raks etmesin de ne yapsın? 9.8’i 9.8’le yenebileceğini, kayyumu kayyumla telafi edebileceğini zanneden, edemedikçe zararı azaltmak için kıvıran iktidarın hesabının ürünüdür Arınç. Örneğin, inşaat sektörü erirken çiviyi çiviyle sökmeye kalkan Çevre ve Şehircilik Bakanıyla da aynı özgül ağırlığı paylaşır.

Onun dağılması Erdoğan ona ‘Git böyle konuş’ desin ya da demesin toparlanmak için dağılmak zorunda olan ama dağıldıkça dağılan siyasetin cilvesidir. 

Belirsizlikten ve keyfilikten beslenen tek adam yönetiminin normalidir bu aslında.  Ama bunlar sadece tek adamın kendisine bahşedilmemiştir. Rejim başkanın bütün adamlarının şahsi ve de kurumsal özerkliği üzerine kurulur; kiminin az kiminin çok.

 

 

 

 

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa