12 Eylül 2019 03:48

Susmamak!

Paylaş

Farkına varma, eyleme dönüşmediği durumlarda dahi değişim potansiyelini işaret eder. Farkına varma ama değişme, değiştirme itkisi(eğilimi)nin filizlenmesinin de ilk adımıdır. İnsan bireyi her ne yaparsa, içinde yaşadığı ortam ve koşullardan hareketle beyninde oluşan düşünceyle yapmaya girişir. Bir kasırga esecekse önce hafiften ve uzaklardan gelen uğultu duyulacaktır. Toplumsal hayatta “uyku hali” olarak da ifade edilen ve olumsuzlamak üzere “bitkisel hayat” da denilen kişiye özgü hallerin genelleşmesine olanak yoktur. Toplumlar canlı, kaotik ve kaynama hallidirler. Farklı sınıfsal çıkarlar tarafından yönlendirilen saflaşmalarla bağlı olarak karşı karşıya gelen güçlerin birbirlerine üstün gelme, kendi çıkarlarını ve taleplerini diğerlerine kabul ettirme çabası bazen sert çatışmaları doğurur, bazen de daha çok yönetilenlerin durumuna bağlı olarak “daha sakin” biçimlerde devam eder.

“Gezi” olarak literatüre yerleşen, ortaya çıkışından bu yana üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine karşın devlet-hükümet parti ve kurumlarıyla devrimci ve reformist muhalefet tarafından farklı amaç ve bağlamlarıyla tartışma konusu edilmeye devam eden 2013 Büyük Haziran Direnişi, toplumsal kaynama halinin, farklı alan ve kanallarda oluşan ve biriken toplumsal tepkilerin birleşip yayılarak ülke sathında dışa vuruşuydu. Erdoğan iktidarının zirvelerinde yarattığı korku ve endişenin o bünyede yarattığı tahribatın izleri öylesine güçlü olmuştur ki, karalayıcı propagandayla etkisini silme çabası hala aktüel, canlı ve öncelikler arasındadır.

Ama kaynama sürüyor: Biriken öfkenin patlamayla deşarjına rağmen, maddi toplumsal zemindeki o güçlü yaratıcı olgu; sömürü ve baskı üretici kapitalist barbarlık ve onu hem mülk edinmiş hem de savunmasını zorba kuvvetlerle sürdürmeye çalışanların varlığı, karşıtını; mücadeleyi ve güçlerini yaratmaya; oluşup durumlarını değiştirmek için harekete geçmeye yöneltmeye mahkumdur. Etraf savaş alanı, ülke kaynamada. Yöneticiler Osmanlı hanedanları misali fetih savaşlarına hazırlıklarla övünüp etkileyebildikleri kesimleri, Suriye ve Irak topraklarının “mülke katılmasının yararları”na iknaya çalışıyorlar. Yağma, israf, yolsuzluk “diz boyu” değil, boğazlarına dek yükselmiş taşıyor. Çalışabilir nüfusun 8 milyonu işsiz. En verimli çağlarındaki gençlerin üçte biri işsiz. Lise düzeyinden de gerideki “Üniversite” binalarının çokluğuyla övünenlerin en önemli sığınakları cehaletin gücü. Enflasyon yüzde yirmilerdeyken, ücret ve maaşlara zam yüzde üçlerde sürünüyor. İktidar açmazlarını, baskı ve zorbalığın yarattığı tepkilerin yönünü değiştirmek için Kürt sorunu kaynaklı sonuçları istismarla manipülasyona ihtiyaç duyuyor, Bakanları ve polis kuvvetleriyle birlikte HDP’nin kapılarına dayanıyor; yol açtığı yıkımların suçunu başkalarına fatura etmek için hile ve entrika yeteneğini kullanıyor.

Ne ki, böyle devam edebileceğine bağlanan umutlar giderek sönmekte ve öfke ve ret sesleri uğultudan beriye, daha güçlü söyleyişlere evrilmektedir. “Susamam!” bir işarettir; “Gezi”den esinlidir, yenileri çağırıcı yeni bir tarz ve üsluptur! Sermaye iktidarının güçleri için ürkütücü olmuştur, ürkütücüdür! Sömürü ve baskının her türüne karşı mücadele edenler açısından ise, muğlaklıklarına rağmen uyarıcı, harekete geçiricidir. Yaygınlaşmaya, yaygınlaştırılmaya; yeni üretimlere, çoğalmaya, daha fazla tamamlanmaya adaydır!

Yeni genç kuşaklar kendi tarzlarıyla itirazlarını yükselteceklerdir. Öncellerinden öğrendikleri görünüyor. Toplumun tüm ezilen kesimlerinin seslerinden birleştirip yaygınlaştırılmaya müsait (uygun) bir yeni söylemle ortaya çıkıyorlar. Bir arayış sesidir aynı zamanda. Birleşmeye çağrıdır. Toplumsal eşitsizliğe, baskıya, yönetim hırsızlığı ve yağmacılığına itirazdır. Sömürü düzeninin karakterini, gücünü, güçsüzlüğünü bilimsel olarak kavrayanlar buna gerekli olan değeri vereceklerdir. Türkiye’nin ilerici-demokrat devrimci ve antiemperyalist gençlik geleneği yeni mücadele tarz ve biçimlerini de yaratarak ilerleyecektir. O, ’68’ gibi işçi, emekçi ve gençlik mücadelesi olarak şekillenip büyük bir umut oluşturmuş önceli bir hareketin devrimci mirasından yararlanma olanağıyla bugün daha ilerilere yürüyebilme olanağına sahiptir. “Susamam”, mevcut sisteme itiraz çığlığıdır! Çığlık büyüyecek-güçlenecek, kuvvete dönüşecektir!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa