31 Ağustos 2019 23:40

Sarmaşık: Hepimiz aynı gemide miyiz?

Sarmaşık: Hepimiz aynı gemide miyiz?
PAZAR
Paylaş

İlk filmi Gişe Memuru’yla başarılı bir çıkış yakalayan, yurtiçi ve yurtdışında katıldığı festivallerden ödül ve övgüyle dönen yönetmen Tolga Karaçelik, 2014 yapımı Sarmaşık’la da gişede olmasa da kazandığı ödüllerle büyük bir başarı yakalamıştı.

İzlediğimde etkilendiğim Sarmaşık’ın senaryosu da Tolga Karaçelik’e ait. Görüntü yönetmenliğini Gökhan Tiryaki üstlenirken, müziklerde Ahmet Kenan Bilgiç imzası var. Filmin oyuncu kadrosunda ise Nadir Sarıbacak, Kadir Çermik, Hakan Karsak, Osman Alkaş, Özgür Emre Yıldırım, Seyithan Özdemir yer alıyor...

Sarmaşık gemisi yük aldıktan sonra tahliye limanı olan Angola’ya gidecektir. Sefer devam ederken geminin armatörü iflas eder ve ortadan kaybolur. Gemi Mısır’a geldiğinde armatörün liman parasını ödemediği anlaşılır, geminin üstünde haciz vardır. Liman yetkilileri gemiyi kimsenin uğramadığı demirleme alanına çekerler. Mürettebattan gemiyi olası tehlikelere karşı hareket ettirebilecek sayıda kişinin kalması gerektiğini belirtirler. Beybaba diye hitap edilen geminin kaptanı, makineden Kürt, mutfaktan kamarot Nadir, gemicilerden Alper ve Cenk, usta gemici olarak da İsmail gemide kalır. 5 gemici ve bir de kaptandan oluşan mürettebat bu huzursuz bekleyişte hiyerarşik güç mücadelesine girer. Hepsinin kalmayı seçişindeki hikâye başkadır. Sarmaşık bu altı adamın yiyecek ve içecek kıtlığıyla gemide geçirdiği 120 günün hikâyesidir.

Yönetmen Tolga Karaçelik yapılan bir söyleşide, “Film keskin bir metin; beraberinde toplumsal şekillenmeden insanî ilişkilere kadar birçok alt metin ve metafor barındırıyor. Yazım süreci nasıl geçti, senaryoyu bu metaforlarla destekleme fikri nasıl doğdu?” sorusunu şöyle yanıtlıyor:  “Bu senaryoyu üç-dört sene önce not almaya başladım, Gişe Memuru’nu yazdığım dönemlerde de vardı. Senaryonun en büyük çıkış noktası iktidar ilişkileriydi ve iktidar ilişkilerine kafa patlatırken ortaya çıktı diyebilirim tam olarak. Söylemek istediğim şey şuydu: gemi gitmiyorsa biz ona gemi diyemeyiz, deniz artık bitmiştir orada. Peki, kaptanla ne yapacağız? İşlevini, otoritesini kaybetmiş bir hiyerarşi, gücünü devam ettirmek için neler yapar? Ülkemde ve birçok siyasi sistemde gördüğüm tıkanmışlıktan beslendim yazarken. Benim anlatım biçimim, hoşlandığım anlatım biçimi kör göze parmak değildir; Gişe Memuru’nda da öyle, kısa filmlerimde de, yazdıklarımda da… Hep öyleydi yani. Metaforların gücüne inanıyorum. Salyangozların ve sarmaşıkların simgelediği, anlatmaya çalıştığı bir duygu bütünlüğü var ve duygu bütünlüğü kısmında bana çok yardımcı oluyorlar. Çıkarttığında eksik kalmıyorsa ama varlığı da rahatsız etmiyorsa o zaman o dilin içerisine oturduğunu, anlatmak istediğimi de o dilin içerisinde başardığımı düşünüyorum.” (https://bantmag.com/gucunu-kaybetmis-hiyerarsi-sarmasik/)

Filmin ana sorularından biri, “İşlevini kaybetmiş bir otorite, hiyerarşisel konumu ne kadar devem ettirebilir?”  Sanırım reddetmezsek, başkaldırmazsak, işlevini, gücünü, hiyerarşisel konumunu kaybetmesini sağlayamazsak iktidar, güç, otorite ve şiddet sarmaşık gibi sarar her yanımızı. Sarmaşık’ta da bunu görüyoruz.

KÜRDÜN ADI YOK

Açık bir sistem eleştirisi olan filmde her karakter toplumdaki farklı bir kesimi, eğilimi temsil ediyor. Cenk ve Alper toplum dışına çıkmış ya da itilmiş, madde bağımlısı, başına buyruk toplumsal kesimi simgelerken İsmail dindar, Nadir itaatkâr, kimseyle tartışmayıp herkesle iyi olma gayretindeki kesimi simgeler. Adı Savaş anlamına da gelen ana karakter Cenk, anti-otoriter yapısıyla iktidar- güç ilişkilerindeki değişin başlatıcısı olur. Usta gemici dindar İsmail ise itaatkâr.

Filmde bir de Kürt vardır. Esmer iri yapısıyla kişisel çatışmaların dışında uzağında film boyunca adı öğrenilmeyen ve hep susan biridir. Diğerleri ona bir adla değil de Kürt diye hitap eder. İri yarı, güçlü, sessiz, çalışkan ve sonrasında bir hayalet olarak filmdeki varlığını sürdüren biridir Kürt.

“Bir Kürt. Adı yok. Filmde “Adın ne?” sorusuna verdiği yanıt da “Kürt”. Adı olmayan Kürdün film boyunca konuşması da yok. Çünkü Kürt’ün adı olmadığı gibi, Kürt’ün dili de yok. Kürt film boyunca sessiz. Ancak bu sessiz Kürt aynı zamanda çok da güçlü. Ve kavgada kimin yanında olursa karşı taraf için bir tehdit. Kürt filmde başrolde değil. Hatta filmin ilerleyen sahnelerinde bir hayalete dönüşüyor. Halen yaşayıp yaşamadığı belirsiz. (https://bianet.org/biamag/sanat/170045-sarmasik-bir-cenk-hikayesi)

Sorun çıktığında kaptan gemisini terk etmez fakat hiyerarşisini korumak sürdürmek ister. Geçen zaman içinde yaşanan genel sıkıntıya, bunaltıya kişisel sıkıntılar, çatışmalar eklenir. Bu çatışmalar iktidar-güç mücadelesine yol açarken kaptanın güç ve iktidar mücadelesini de etkiler. Otoritesini ve hiyerarşiyi yok eder. Aslında sorunlar kişisel değil, ortaktır ve düşman da tek ve ortaktır, aynıdır.

“Bir gemide seyir halindeyken çok sert bir hiyerarşi hüküm sürer. Herkes bir altıyla konuşur, hiyerarşinin en üstündeki kişi en alttakilerle temasa geçmez, yüzünü bile nadir görür. Yönetenler ile yönetilenler arasında net bir katmanlaşma vardır. Emir-komuta işler. Peki ya gemi durunca? Gemi artık yürümez olunca? ‘Hepimiz aynı gemideyiz’ sözünü hepimiz biliriz. Tarih boyunca yönetenler yönetilenlere başları sıkıştığında hep bunu hatırlatır: ‘Hepimiz aynı gemideyiz, kavga etmeyelim, batarsak hepimiz batarız.’ Hepimiz aynı gemideyiz doğru; sermaye ve emek aynı ilişkinin farklı yönlerden ifadesi, bir bütün. Bu bütünlük bir anlaşmayla sağlanıyor. Ve kapitalist toplumda bu bir iş sözleşmesi yoluyla oluyor. Gemi böyle yürüyor, hareket ediyor, hayatlar da böyle geçiyor. Peki ya gemi durunca? Gemi ilerlemiyor, yerinde sayıyorsa? Gemi bir hapishaneye dönüşüyorsa? İnsanlar yiyecek yemek dahi bulamıyorsa? O zaman artık ‘hepimiz aynı gemideyiz’ diyerek otorite meşruluğunu koruyabilir mi?” (https://bianet.org/biamag/sanat/170045-sarmasik-bir-cenk-hikayesi)

Tolga Karaçelik’in, iktidar ilişkilerini tartışan, güçlü politik göndermelere sahip filmi “Sarmaşık” iyi çalışılmış, izledikten sonra biraz sarsıldığınız, bir süre etkisinden kurtulamadığınız çok ödüllü başarılı bir film.

Fakat ne yazık ki 26 hafta gösterimde kalan, gittiği her festivalden ödülle dönen Sarmaşık’ı sinema salonlarında sadece 26,381 kişi izlemiş. Bu hepimiz adına, sanatsever, aydın vb. olduğunu söyleyen yüz binler adına çok üzücü ve utandırıcı bir durum.

İyide, güzelde birleşmezsek, başkaldırmazsak iktidar, güç, otorite ve şiddet sarmaşık gibi sarar her yanımızı.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa