26 Ağustos 2019 07:20

Seçimler, Amazonlar, dış güçler

Paylaş

Ekonomik kriz ve IMF programı Arjantin’de Macri hükümetinin sonunu getirmiş görünüyor. 11 Ağustos’ta gerçekleşen başkanlık seçimlerinin ilk turunda peronist Herkesin Cephesi ittifakının adayları Alberto Fernández-Cristina Fernández de Kirchner ikilisi yüzde 47 ile neredeyse seçimi ilk turda alacak bir oya ulaşırken mevcut Başkan Mauricio Macri ve başkan yardımcısı adayı Miguel Ángel Pichetto’nun oy oranı ise 32’de kaldı. Her ne kadar Fernández-Kirchner ikilisinin ilk turu az bir farkla önde götüreceği tahmin ediliyorduysa da yüzde 15’lik bir fark şok etkisi yarattı. Muhalefet iki seçim bölgesi hariç tüm ülkede seçimi önde götürürken, Buenos Aires valiliği seçiminde ise Kirchner hükümetinin eski ekonomi bakanı Axel Kicillof’un oyların yüzde 49,3’ünü alması aslında seçmenlerin temel motivasyonunu ortaya koyar nitelikte. 57 milyar dolarlık devasa IMF paketine rağmen daha da derinleşen enflasyon, işsizlik ve artan yoksulluk gibi sorunlardan Arjantin halkının mevcut hükümeti ve neoliberal kemer sıkma politikalarını sorumlu tuttuğunu anlamak zor değil. 27 Ekim’de ise seçimlerin ikinci turu gerçekleşecek.

Macri, sonuçların ilk açıklandığı gün kötü bir seçim geçirmiş olduklarını yıkılmış bir biçimde itiraf ederken bugün en azından görüntüde ekim için daha umutlu bir resim verir durumda. Hafta sonu 24A olarak adlandırılan gösteriler ile on binlerce kişi mevcut hükümete destek vererek, Ekim’de Macri’nin tekrar seçilmesinin mümkün olduğuna dair bir inancı tabanda diri tutmaya çalıştı. Macri ise başkanlık görevini devralmak için çıktığı günden beri bir daha hiç uğramadığı Casa Rosada’nın balkonuna kendisine destek veren 24A eylemcilerini selamlamak üzere elinde buruşturduğu Arjantin bayrağı ile öforik bir ruh hali içinde çıkarak göstericileri selamladı. Bu arada Arjantin’in yeni ekonomi bakanı Hernán Lacunza, ülkedeki IMF yetkililerinin cumartesi ve pazar günü gerçekleşen gösterilere ve hükümete olan desteğe inanılmaz derecede şaşırdıklarını belirtti. Gösteriler, Kirchnerismin geri dönüşünün mutlak olduğunu anlayan ve 180 derece yön değiştiren Arjantin medyasını bile yavaş yavaş toparlanmaya ve Kirchnerism ve IMF programını terk etmenin zararları konusunda seçmene son bir dost uyarısı yapmaya doğru ittiğini görmek ise şaşırtıcı değil.

Macri hükümeti bu kemer sıkma politikalarından seçim sürecinde bir nebze uzaklaşmak için IMF’den izin almış gibi gözüküyor; önce yakıt fiyatlarının dondurulması kararını temel gıda maddelerindeki yüzde 21’lik KDV’nin kaldırılması takip etti. Piyasaların Arjantin halkının demokratik iradesine tepkisi ise Arjantin pesosunun yüzde 25 borsanın yüzde 40’a yakın değer kaybetmesi ve faizlerin yüzde 75’e çıkması şeklinde tecelli etti. Merkez Bankası piyasaya milyonlarca dolar satarak değer kaybını durdurmaya çalışsa da önemli bir etkisi olmadı. Ekonomi bakanı istifa ederken, Macri piyasadaki durumu Kirchnerismin geriye dönerse neler yaşanacağının bir göstergesi olarak tanımlayarak daha sonra özür dileyeceği büyük bir gafa imza attı.

Arjantin seçimlerinin beklenmeyen misafiri ise Brezilya’nın faşist Başkanı Jair Bolsonaro oldu. Asında Brezilya gündemi Amazonlardaki küresel ölçekli bir çevre felaketine gömülmüş durumda. Ocak ayında göreve geldiği günden beri Amazonlara karşı açılan savaş artık devlet desteği ile hız kazanmış, İşçi Partisi döneminde getirilen orman ve yerli hakları koruma kanunları esnetilerek 1980’lere hızlı bir biçimde geri dönülmüştü. Almanya ve Norveç’in Bolsonaro idaresinin bu tutumuna cevaben Amazon Fonundan çekilmesi ise çok önemsenmemiş görünüyor. Bolsonaro Norveçlileri balina avlamakla suçlayıp, parayı alıp Merkel ile Almanya’yı ağaçlandırmaya harcasınlar önerisini getirirken, Kabine lideri Onyx Lorenzoni ise bu hareketlerin Avrupa’da kendilerini çevreci olarak gizleyen sosyalistlerin Brezilya’nın gelişmesine engel olmak istemesinin bir ürünü olduğunu belirtti.

Ancak tüm bu kriz Bolsonaro’nun ilgisini Arjantin seçimleri kadar çekmiyor olacak ki seçimlerden hemen sonra Arjantin’in Venezüella yolunda ilerlediği ve Fernández-Kirchner ikilisini sol çete olarak tanımladığı konuşmasının ardından, Kirchnerizmin iktidara dönmesinin Arjantin’den Brezilya’ya bir göç dalgası yaratabileceği uyarısını ekledi. Brezilya’da ekonomik krizden çıkışın ufukta görünmemesi ile birlikte dış düşmanlar diskurunun da paralel bir biçimde yükseldiğini tespit etmek mümkün. Tam bu noktada Economist’in Bolsonaro için attığı başlığı hatırlamakta fayda var; ‘İyi fikirleri olan tehlikeli popülist’.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa