25 Ağustos 2019 07:53

Medyanın gücü

Paylaş

Federal Araştırma Bürosu (FBI) eski genel müdürü ve ABD Adalet Bakanlığının o dönem başkan adayı olan Donald Trump’ın kampanya ekibiyle Rus yetkilileri arasındaki ilişkiyi araştıran ABD adalet bakanlığının özel soruşturmacısı Robert Mueller, temmuz ayının sonunda ABD kongresindeki komisyonda ifade verdi. Milletvekillerinin kısmen eleştirel sorularına cevap veren Mueller, ifadesinin alındığı salonu tek kelime etmeden terk etti.

İfade öncesi medya, komisyon önündeki görüşmeyi abartmış ve “Trump döneminin dönüm noktalarından biri” olarak tanımlamıştı. Ancak Mueller’in ifadesinin ardından hayal kırıklığı her yerde hissedildi. Özel araştırmacı, soruşturma sırasında yaşlı, yorgun ve muğlak olarak tanımlanıyordu. Politikacılara bu konuda tanık olmak istemediğini de açıkça belirtti. İki yıl boyunca yaptığı soruşturmaların sonuçlarının çok azını açıkladı. Bu nedenle de ifadesi, Demokrat Parti yöneticilerinin umduğu gibi, Trump’ın yargılanmasına dönüşmedi.

Mueller’in ifadesi, yaptığı soruşturmada elde ettiği bulgulara ağırlık ve renk vermesi amacıyla alınmıştı. Ancak, dürüst olmak gerekirse, performansının bu kadar renksiz ve hafif olacağı düşünülmüyordu. Böyle olmasının bir nedeni de halkın Mueller’in 400 sayfalık raporu gibi uzun metinleri okumayı reddetmesi olabilir. Ne yazı ki, “görüntülerin demokratikleştiricisi” olduğu iddia edilen televizyona Mueller’in soruşturma sonuçlarına renklendirme ve seslendirme  görevi verildi. Ama ortaya çıkan tam anlamıyla bir iflastı. Mueller’in cevapları, birkaç gün açıkta bırakılan ekmek kadar kuruydu. Demokratlar, buna rağmen Mueller’in söyledikleriyle “kitleleri” kızıştırmaya çalıştılar ama işe yaramadı. Ancak işlerin kötü gitmesinin sorumlusu kitleler değil.

Medya -Trump’ı adaylığı sırasındaki kadar büyüten ve tüm kanallarda propaganda yapmasını sağlayan bu iktidar karteli- ABD kamuoyunu bilgilendirip tartışmaya katmak yerine, Mueller raporunun ayrıntılı şekilde yansıtılmasını yasakladı. Halbuki medya tekelleri radyo ve televizyondaki haber programlarında raporun içeriğine günde yalnızca beş dakika harcamış olsalar, milyonları aydınlatabilirlerdi.

Ancak, tekel medyasının yayın zamanı kâr ve reklam zamanıdır-yani yayıncıların herhangi bir içerik yaygınlaştırıp izleyenleri bilgilendirmek yerine paralarına para kattığı zaman. Şimdi Trump bir kez daha seçimle karşı karşıya ve medya tekelleri maniple edilmiş habercilikleriyle ona tekrar hediyeler veriyorlar.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa