23 Ağustos 2019 07:35

Kabuk!

Paylaş

Seçimle gelenin seçimle gittiği” bir yönetim sistemi olarak tanımlanan “parlamenter demokratik sistem”, seçimin olduğu, ama demokrasinin mumla arandığı, Kürt illeri söz konusu olduğunda epeyce bir süredir seçimle gelenin kayyumla gittiği bir sisteme dönüşmüştü. İktidar Kürt halkının oyları ile seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıyor, yerlerine valileri, vali yardımcılarını kayyum olarak atıyor, ilk yerel seçimlerde bu kayyumlar halkın oyları ile tasfiye ediliyor, Kürt halkı onca baskı, tehdit ve terör altında kendi iradesini yeniden ortaya koyuyordu. Son yerel seçimlerde de bu tekrarlandı.

İstanbul seçimlerinde de bu oyun biraz farklı biçimde sergilenmiş, 13 bin oy farkı seçilmek için yeterli sayılmamış, seçilmiş belediye başkanı görevden alınmış, yerine kayyum atanmıştı. Tekrarlanan seçimlerde halkın tepkisi ağır olmuş, oy farkı 1 milyona yaklaşmıştı. Tek adam yönetimi Türklerden ve Kürtlerden tokatları peş peşe yiyor, ama halka saldırmayı daha geniş bir alana yayarak sürdürüyor. Yani politik saldırılara ekonomik saldırılar eşlik ediyor, her geçen gün derinleşen ve ağırlaşan ekonomik krizin tüm yükü işçi ve emekçi halkın sırtına yıkılıyor.

Toplusözleşmeler olabilecek en alt sınırda bağlanmaya çalışılıyor, sermaye ve iktidarın hizmetine girmiş bazı sendika yöneticileri gizli pazarlıklarla ikna edilerek sefalet sözleşmelerine imza attırılıyordu. Bu süreç halen devam ediyor. İşsizlere yeni işsizler ekleniyor, gençliğin geleceksizliğe mahkum edilmesi katmerleşiyor, peş peşe bindirilen zamlar emekçi halk için yaşamı daha da çekilmez hale getiriyor, ülkenin doğasının yağmalanması halkın vicdanında derin yaralar açıyor, halkın, aydınların tepkisi dalga dalga yayılıyor.

Açıkçası ortaya çıkan tablo: Türklerin ve Kürtlerin, bu uluslardan oluşmuş işçi ve emekçi halkın ve gençliğin, aydınların, tüm vicdanlı ve namuslu insanların toptan karşı olduğu bir sermaye ve iktidar yönetimini açıkça ortaya koyuyor. Bu kadar geniş bir kesimin karşı olduğu, kendisine karşı tepkilerin giderek daha yaygın biçimde ortaya koyulduğu bir iktidar ancak bir kabuk gibi ülkenin üzerindeki yönetimini devam ettirebilir. Yara kabuk bağlamaya başlamışsa iyileşme başlamış demektir. Yumurtanın kabuğunun altında yeni bir yaşam oluşmaya başlar ve sonunda kabuk çatlar ve kırılır, yeni yaşam gün yüzüne çıkar. 

Doğada ve toplumsal yaşamda bu örnekler oldukça fazladır. Yeni doğacak olana, yeni yaşam filizlerine, dönüşmeye ve gelişmeye engel olunamaz. Sınıf mücadeleleri, politik mücadeleler söz konusu olduğunda bu değişim ve dönüşüm daha da belirgindir ve eski egemen güç bu değişime ne kadar direnirse dirensin sonunda tarihin çöp sepetine atılmaya mahkumdur. Sarılacağı tek araç şiddet ve zorbalıktır ama artık o da yönetilenler üzerinde yıldırıcılığını yitirmiştir, tepkiler engellenemez ve giderek daha güçlü biçimde tüm toplumu sarar. Derinlerde oluşan enerjinin gün yüzüne çıkma vakti artık yaklaşmıştır.

Gazetemizde yer alan “Kayyumlara karşı Ankara’da bir araya gelen 40’ı aşkın kurum ortak metin yayımladı. Metne KESK, DİSK, TMMOB’ye bağlı odaların Ankara temsilcilikleri, ATO, Mali Müşavirler Birliği, CHP Ankara İlçe Örgütleri, Emek Partisi, ESP, HDP, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Ankara İl Örgütleri, Ankara Cumhuriyet Gazetesi Okurları, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Artvin Çevre Platformunun da aralarında bulunduğu 40’ı aşkın kurum imza verdi.” haberi ülkede gelişip güçlenen yeni bir mücadelenin somut bir belirtisidir. 

Artık bu iktidar için geri sayım başlamıştır. Bu sürecin ülkede demokrasi ve bağımsızlığının tutarlı bir biçimde kazanılması için gelişip güçlenmesi, birleşik bir mücadele haline dönüşmesi bütünüyle halkın ileri güçlerinin alacağı tutuma bağlıdır. Eskinin biraz farklılıkla devamcısı olan güçlerde kendi hazırlıklarını yapmaktadırlar. Bu halkın yeni aldanışlara sürüklenmesi engellenebilir ve bunu engelleyebilecek güçler sürdürdükleri mücadeleyi daha da yaygınlaştırmakla, ona bir iç tutarlılık ve direngenlik, kararlılık kazandırmakla yükümlüdürler. İşçiler ne dersiniz? Bu mücadeleye bir omurga kazandırma vakti gelmedi mi?

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa