23 Ağustos 2019 08:44

G7 Zirvesi: Kartlar yeniden karılacak

Paylaş

Emperyalist devletler arasındaki çatışma, gerilim ve tartışmanın kalbi bu hafta sonunda Fransa’nın kuzeyindeki tatil kasabası Bairritz’de düzenlenecek G7 zirvesinde atacak. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ev sahipliğini yapacağı zirveye ABD, Kanada, Japonya, Almanya, İngiltere ve İtalya hükümet ve devlet başkanlarının yanı sıra AB temsilcileri katılıyor.

Ayrıca Hindistan, Güney Afrika, Güney Kore, Avustralya’nın yanı sıra bazı Afrika ülkeleri de davetli. 2014’e kadar G8 adıyla yapılan zirve, Ukrayna’daki gelişmeler ve Kırım’ın ilhakı nedeniyle Rusya dışlanmasıyla G7’ye dönüşmüştü.

“Soğuk Savaş” yıllarında aynı kampta yer alan emperyalist devletlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan G7 (Yediler Grubu), değişen dünya dengelerine bağlı olarak esneme kararı almış ve Rusya’yı üye olarak kabul etmişti. Sözde sanayileşmiş en büyük ülkelerin katılımıyla oluşan grupta dikkat edilirse dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip Çin yok.

Alman basınında yer alan haber ve yorumlara bakılırsa bu yılki zirvenin en önemli gündemi Rusya ile ilişkiler ve İran’a karşı ortak tutum olacak. Rusya’ya ilişkilerin normalleştirilmesi ve yeniden G8’e dönmesinin tartışılması da bekleniyor. Hafta başında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Fransa’yı ziyaret ederek Macron ile yaptığı görüşmeye bu açıdan büyük anlamla yüklendi. Rusya ile G7 arasında en önemli sorun olarak görülen Ukrayna konusunda Macron’un inisiyatifi ele alıp bütün ülkelerin kabul edebileceği bir çözümü gündeme getirmesi hedefleniyor.

Almanya ve İngiltere başbakanları Rusya’nın geri dönüşüne sıcak bakmadıklarını açıkladılar. ABD Başkanı Donald Trump ise en son Kanada’da yapılan zirvede Rusya’nın geri dönüşünü gündeme getirmiş, ancak Avrupalı emperyalistler buna yanaşmamıştı. Trump, bir süre önce Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohnannis ile yaptığı görüşmede bu görüşünü tekrarlamıştı.

Trump’ın bu açıklamasına rağmen, ABD’nin Rusya’nın geri dönüşüne pek sıcak bakmayacağı tahmin ediliyor. Jörg Kronauer’un Junge Welt gazetesinde yazdığına göre, Fransa’nın Rusya’yı yeniden masaya davet etme planlarının arkasında İran politikası bulunuyor. ABD’nin İran’a yaptırım kararlarına itiraz eden Almanya, Fransa ve İngiltere, ABD’nin İran konusunda yalnızlaştırılmasının yolunun Moskova’dan geçtiğinin de farkında.

Yaptırım kararlarına rağmen İngiltere’nin Cebelitarık’ta el konulan İran petrol tankeri Grace I’i serbest bırakması kendi başına önemli. Keza Almanya ve Fransa’nın, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda donanma gücüyle başlattığı “Santinel Operasyonu”na davete rağmen katılmaması da her üç Avrupa ülkesinin İran konusunda “kader birliği” yaptığını gösteriyor. İran ile ticari ilişkilerin normalleştirilmesinden en çok kârlı çıkan bu ülkeler, pazar paylaşımı konusunda ABD’nin planlarına karşı Rusya ile yakınlaşmayı zorunlu görüyor.

Bu zorunluluk yakın gelecekte İran üzerinden transatlantik ilişkilerde derin bir yarılmaya yol açacak gibi görünüyor. Haftalık Der Spiegel dergisi son yıllarda Almanya ile ABD arasında yaşanan gerilimleri derlediği “Elveda Amerika” başlıklı yazıda şu değerlendirmeyi yapıyor: “Berlin ve Washington arasında hiçbir zaman İran konusunda olduğu kadar bir güvensizlik oluşmamıştı. Almanya tarihinde ilk kez, hükümet ABD tarafından yürütülen bir askeri operasyona katılmama kararı aldı” (NR: 34 / 17.08.2019).

Başta İran’a yaptırımlar olmak üzere pek çok konuda Avrupa ile ABD arasındaki çıkar çatışmasının G7 zirvesine damgasını vuracağı açık. ABD’nin G7’nin diğer üyelerini kendi ekonomik ve siyasi çıkarlarına bağlama planına itiraz bu zirveden sonuçlarından birisi olması bekleniyor.

Bunun farkında olan Trump, Avrupalı emperyalist devletler arasındaki çelişkileri derinleştirmeyi, AB’yi zayıflatmayı öncelik haline getirmiş durumda. İngiltere’nin Yeni Başbakanı Boris Johnson’a, AB’den anlaşmasız ayrılma konusunda verdiği tam destek bunun ifadesi. Angela Merkel’in iç politikada siyaseten zayıflamasını fırsat bilen Macron, pek çok konuda olduğu gibi Brexit’de de bir adım öne çıkmayı planlıyor. Dün Paris’te yapılan görüşmede Johnson’a yeni pazarlık yapılmayacağının mesajı verildi.

Özetle; Rusya’nın G7’den dışlanması batılı emperyalist devletler arasındaki çıkar çatışmasını daha da görünür hale getirdi. Eskiden Rusya’ya karşı bir arada görünmenin gayreti içinde olanlar, şimdi Rusya’yı gözeterek hamle yapmanın peşinde. Bu nedenle Rusya’nın kendisi G7’de olmasa da ağırlığı hissediliyor.

Dünyayı paylaşmak üzere bir araya gelecek liderlere Bairritz’te de rahat yok. Bir haftadır kent güvenlik güçlerinin ablukası altında ve adeta olağanüstü hal ilan edilmiş durumda. Buna rağmen savaşa, silahlanmaya, militarist politikalara, sosyal kısıtlamalara karşı çıkan güçler pazartesi gününden beri değişik etkinlikler ve gösteriler düzenliyorlar. Zirve sırasında da protesto gösterileri devam edecek.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa