21 Ağustos 2019 08:16

Birleşmek ve ortak mücadeleden başka bir yol yok!

Paylaş

Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınması geniş bir çevre tarafından infialle karşılandı. Öyle görünmektedir ki, bu tepkiler giderek daha yaygınlaşıp, daha önce siyasetle pek ilgilenmeyen kesimleri de kapsayacaktır.

Çünkü iç politikadan dış politikaya, ekonomi politikalarından, yargı bağımsızlığına, çevreden sendikal mücadeleye kadar her alandaki sorunlar, giderek daha çok aynı merkezden, “tek parti tek adam yönetimi”nin politikalarından kaynaklandığı daha görülür hale gelmektedir.

Son yerel seçimlerle ilgili yapılan değerlendirmeler içinde de ifade edildiği gibi, geniş yığınlardaki bilinç ilerlemesi iktidarın uygulamaları karşısında daha geniş kesimlerin, kendi dar sınıf çıkarı dışındaki gelişmelere karşı daha duyarlı hale geldiklerini göstermektedir.

Bunun için son birkaç hafta içinde çeşitli mücadele alanlarındaki gelişmeleri şöyle bir alt alta yazmak bile bunu göstermektedir.

OLUŞAN TABLO GERÇEKLERİN GÖRÜLMESİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR

Son haftaların başlıca gelişmelerin şöyle özetleyebiliriz:

Binlerce kişi günlerdir Kaz Dağları’nda, sadece Kaz Dağları’nın şahsında Munzur’dan Murat Dağı’na, Mersin’den Sinop’a, Hasankeyf’ten Aydın’a,...ülkenin her yanında ülkenin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını talan eden enerji ve maden firmalarına karşı mücadelededir.

ABD ve Türkiye, “Fırat’ın doğusunda güvenli bölge oluşturma” adı altında ortak operasyon (Siz buna, Kürtlere ve Suriye halkına rejim dayatma da diyebilirsiniz) için son hazırlıklarını yapıyor.

Rusya’nın Türkiye’nin kucağına bıraktığı ateş topu olan İdlib’te “ateş topu” artık kucakta tutulamayacak kadar ısınıyor. Türkiye, Suriye, İran ve Rusya ile sıcak çatışma noktasına doğru sürükleniyor.

Yargıtay’ın 2 Eylül’de yapılacak olan Adli yıl açılış törenini Saray’ın salona almasına avukatların yüzde 90’ının üye olduğu 41 il barosu, açılışın Saray’da yapılmasını “yargının yürütmeye biat etmesi” diyerek toplantıya katılmayacaklarını açıkladı.

Önceki gün İçişleri Bakanlığı Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediye başkanlarını görevden alarak yerlerine bu illerin valilerini kayyum olarak atadı. Kayyum atanmasına karşı çıkan halk, polisin sulu, coplu saldırısıyla karşılaştı. Ve bu kayyum operasyonuyla birlikte pek çok ilde yüzerce HDP’li gözaltına alındı.

Resmi enflasyon bile yüzde 16’larda, emekçinin enflasyonu yüzde 30’ları aşıyor ama Hükümet ve Türk İş’in sınıf haini sendikacılarıyla  yüzde 8+4 zamla TİS imzaladı.

Kamu emekçilerine hükümetin dayatması ise, en azında bu yazının yazıldığı saate kadar, 2020’de yüzde 4+4 2021’de 3+3’tü!

KİMLER, KİMLERLE BERABER KİME KARŞI MÜCADELE ETMELİ?

Bu tabloda açıkça görüldüğü gibi, son haftalardaki başlıca gelişmelerin bir tarafında, tek parti tek adam yönetiminin iç politika, dış politika ve ekonomik politikalarının yol açtığı gelişmeler vardır. Karşı tarafında ise; bu politikaların hedefe koyduğu işçiler, emekçiler, Kürtler, çevreciler, hukukçular, çevreciler, bilim insanları aydınlar, sanatçılar, ilerici demokrat güçler,...vardır.

Erdoğan ve hükümeti, tek adam yönetiminin politikalarını arkasında birleşmiş, devletin güç ve olanaklarını da yasal mı değil mi demeden de kullanarak, kendi amaçlarını “tüm toplumun amacı” olarak dayatmaktadır. Tablonun diğer tarafında ise, işçiler, emekçiler, çevreciler, Kürtler, demokratlar, hukukçular, bilim ve sanat insanları,...vardır ama bunlar birbirinden ayrı durmaktadır. Bu da onların kalabalıklarında saklı olan güçlerini etkisizleştirmekte, daha doğrusu kalabalıkların bir güç haline gelmesini önlemektedir.

Ama yukarıda alt alta yazıldığı zaman daha açıkça görüldüğü gibi, eğer bugün yığınların karşı karşıya olduğu sorunlar, tek parti tek adam yönetimin politikalarının ürünüyse, ki öyledir; o zaman o politikaların hedefi olanların birleşmesi politikanın en baş gereğidir.

GERÇEK BİR BİRLİK MÜCADELE İÇİNDE OLUR!

Bu da her şeyden önce;

  • Kendilerine; krizin faturasını, sefalet ücreti ve cehennemi çalışma koşulları dayatan iktidar ve arkasındaki güçlere karşı olan işçilerin, emekçilerin kayyum yönetimlerine, yargının tek adama biat ettirilmesine karşı çıkanlarla ve Kaz Dağları şahsında çevre mücadelesi verenlerle,
  • Çevrecilerin, bağımsız yargı mücadelesi verenlere, kayyuma karşı mücadele verenlere, emek mücadelesi güçleriyle,
  • Bağımsız yargı mücadelesi verenlerin kayyuma karşı mücadele edenlerle, ülkenin havasını suyuna, toprağına göz dikenlerle karşı mücadele verenlerle, daha iyi bir yaşama ve çalışma koşulları için mücadelede eden işçiler ve emekçilerle birleşmelerini gerektirmektedir.

Bu da ancak, demokrasi güçlerinin, ilerici demokrat çevrelerin, aydınların bilim insanlarının, bütün bu geniş emekçi kesimleri birleşmesi için çaba sarf etmeleri; talepler etrafında birlik fikrinin daha ileri götürmeleri dönemin en önemli görevi olarak ortaya çıkmıştır.

Aksi halde tek adam yönetimi; yaşanır bir dünya, bağımsız yargı, daha iyi çalışma ve yaşamak için talepler öne sürenleri ezerek, sınırsız bir sömürü ve yağma, azgın bir baskı dönemine giden yolun taşlarını döşemeyi başarmalarının önünde engel kalmayacaktır.

Çünkü “tek parti tek adam yönetimi”nin, amaçlarına varmak için gericilikte sınırsız biçimde ileri gideceklerinden şüphe etmek için hiçbir neden yoktur.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa