19 Ağustos 2019 06:49

Kaz Dağları

Paylaş

1960’ların başıydı.

Beni vatan görevine aldılar.

Almanya’da hemen ikinci savaşın ardıydı. Savaşa katılmış birçok dostum, arkadaşım vardı. Savaşın ne olup ne olmadığını onlardan, birinci elden öğrenmiştim. (Katılmadan ne öğrenilebilirse.) O günlerde, orada, savaşa karşı kimi etkinliklere katılmam doğaldı.

Yurda dönünce vatan görevine katılmam da kaçınılmazdı. Üstelik üniversiteyle ilişkim nedeniyle epeyce de ertelenmiştim.

Ama beni belli bir iş nedeniyle aldılar göreve.

En üst düzeydeki komutanlar için köşkler yapılacaktı. Bunun için askerliğini yapmamış bir mimar aranıyordu. Bir mimar büyüğüm benim adımı vermişti. İki yıllık vatan görevim böylece başlamış oldu. Okul evresinden sonra beş köşkün tasarımlarını yapmakla görevlendirildim.

Çankaya’da çok değerli bir yerde, Atatürk’ ün köşkünün önünde yapılacaktı köşkler. O günkü baş komutana şunu söylemekten çekinmedim:

Mustafa Kemal’e ayrılan bu yeri o, nasıl ireme çevirdiyse siz de bir kurak ya da batak yeri ireme çevirseniz daha iyi olmaz mı?

Komutanın yanından ayrıldıktan sonra beni oraya getiren general demişti ki:

Sen bunu bir başka komutana söyleseydin Posof’u (Ruslarla aramızdaki yerleşim) boylamıştın.

Kısacası umarsızdım. İstenileni yapacaktım.

Ancak pes etmedim.

O günlerin, yazdıkları ses getiren günce yazarlarından konuyu kamuya açmalarını istedim. Hiçbir ses, yazı şu bu çıkmadı.

Tasarım başladı, bitti… Daha önce başkasına yaptırılmış 620 metrekarelik bir köşk yerine bodrumuyla birlikte 280 metrekarelik köşk onaylandı. Açık eksiltmeyle bir yüklenici işi aldı. Yapım başladı.

(sürecek)

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa