16 Ağustos 2019 08:00

Maden Mühendisleri Odası Kaz Dağları sınavında!

Paylaş

Kaz Dağları’nda Kanadalı, uluslararası madencilik firmalarından Alamos Gold’un yaptığı tahribatın infialle karşılanması etrafındaki tartışmalar, çevre mücadelesinin sadece çevre mücadelesi olmanın ötesine geçtiğini daha açıkça gösterdi.

Bu tartışmalar içinde yayımlanan, Maden Mühendisleri Odası’nın Alamos Gold’un Kaz Dağları’ndaki çalışmalarını “olağan” gören “ön inceleme raporu” oda içinde de tepkiyle karşılandı.

Maden Mühendisleri Odası’nın “ön inceleme raporu”nda tepki çeken bölümün, Kaz dağlarında yapılan maden arama ve sondaj çalışmalarının genel olarak yapılan maden arama çalışmalarından farklı olmadığı, altın arama çalışmalarının milli park alanlarının dışında yapıldığı ve sondaj çalışmaları sonucu çevreye aşırı bir zarar verilmediği” biçimindeki görüşün olduğu anlaşılıyor. Çünkü bu raporun görüşü, Alamos Gold ve AKP sözcülerinin tezleriyle örtüşüyor.

ODA’NIN RAPORUNA NEDEN KARŞI ÇIKILIYOR?

Oda’nın “ön inceleme raporu”ndaki tespitler ilk bakışta, “mesleki kaygılar”ın öne çıktığı ve üstünde çok da durulmaması gereken bir tespit gibi görünmektedir.

Ancak, Kaz Dağları üstünden yeniden öne çıkan ama nerdeyse tüm Türkiye topraklarını ilgilendiren “çevre sorunu”, ekonomik, teknik ya da coğrafi gerekçelerle açıklanabilir değildir.

Dahası TMMOB ve bağlı odalar, kuruluşlarından beri, antiemperyalist, Türkiye’nin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının korunması ve bu servetlerin kapitalistlerin değil halkın yararına kullanılmasını savunan bir tutum almışlardır.

Maden Mühendisleri Odası da bu açıdan bu genel tutumla birleşen bir oda olagelmiştir.

Bugün gelinen yerde, Alamos Gold’un Kaz Dağları’nda yaptığı tahribatın açıkça ortaya çıkmasıyla, siyaset ve medyada açıkça iki “kamp” ortaya çıkmıştır:

1-) AKP’nin ve hükümetin başında olduğu, ekonomik ve teknik birtakım nedenleri de öne sürerek Alamos Gold’un yatırımını savunan kamp.

2-) Uluslararası tekeller ve arkasındaki güçlerin, Türkiye’nin yer altı kaynaklarına yönelik yağma girişimini Türkiye’nin doğal çevresini, tarımını, gıda güvenliğini tehdit eden bir gelişme olduğunu savunan ve bu girişime karşı çıkan ilerici demokratların, çevrecilerin, aydınların, siyasi çevrelerin, bölge halkının oluşturduğu kamp.

Maden Mühendisleri Odası yaptığı açıklamayla birinci “kamp”ın saflarına düşmüştür. Tepkilerin oda içinden de yükselmesinin, dün gazetemizde yer alan haberde, Devrimci Demokrat Maden Mühendislerinin ve odanın eski başkanı Mehmet Torun’un oda yönetimini odayı halkın çıkarlarından yana olmaya çağırmasının nedeni de budur.

BERGAMA’DA DA TÜRKİYE MADEN İŞ KULLANILMIŞTI!

Oda’nın bu “teknik” tespit yapan raporu, Türkiye’nin en dinamik güçlerini karşısında yer alan, söylediklerine kamuoyunca inanılmadığı için ve hayli zor duruma düşen Alamos Gold, AKP ve arkasındaki güçler için çok değerlidir. Çünkü madenler ve maden aramaları konusunda, kamuoyunda sözüne güvenilir bir odak olan Maden Mühendisleri Odası’nın, Alamos Gold ve AKP sözcülerinin iddialarını destekleyen bir rapor hazırlamış olması, onlar için “Allah’ın lütfü” düzeyinde bir dayanaktır.

Bu rapor ve anlayışı değişmediğinde odanın bu konudaki “bilirkişi konumu”nu da kullanacak olan altıncı firma ve Hükümetin odanın raporlarını ve bu konudaki girişimlerini kamuoyunun kafasını karıştırmak için mahkemelere kanıt olarak sunacağını söylemek bir kehanet de olmaz.

Üstelik yakın geçmişte bunu benzer bir örneğini de yaşadık.

Altın madenciliğine karşı kendi topraklarını savunan ve çevre mücadelesini köylülerin toprak mücadelesine dönüştüren Bergama köylülerinin karşısına, yine Kanadalı bir altın tekeli olan Euro Gold, Türkiye Maden İşçileri Sendikası’nı çıkarmıştı.

Bir yandan tesislerde iş vaat ederek köylüleri bölmeye çalışan Euro Gold, Türkiye Maden-İş Sendikası’nı da tesislerde yetkili sendika yapmıştı! Sendika yöneticileri, Euro Gold’un bu rüşvetine karşı altın madenciliğinin temiz, çevreye hiçbir zararı olmayan bir madencilik olduğunu söylemiş, Euro Gold’un da “işçi dostu” bir firma olduğunu propaganda etmişti. Tabi öte yandan Bergama köylüleri, “Türkiye’nin altın zengini olmasını engellemek isteyen Alman vakıflarının ajanları” olarak suçlanarak bölünmüştü.

ÇEVRE MÜCADELESİ EKONOMİK, TEKNİK GEREKÇELERLE SINIRLI BİR MÜCADELE DEĞİL

Bugün ülkemizde artık çevre mücadelesi; sadece çevrenin korunması (şu kadar mı bu kadar mı ağaç kesildi) ya da bir firmanın teknik bakımdan çevreye ne kadar zarar verip vermediği, ekonomik bakımdan ne kadar kârlı ya da zararlı olduğu tartışmasıyla sınırlanabilecek bir mücadele değildir.

Tersine dünyanın bugün içinden geçtiği koşullarda çevre mücadelesi;

Elbette ki birinci olarak çevrenin korunması mücadelesidir ama bu mücadele çevreyle sınırlı olmayıp “küresel ısınma süreci”nde gelecek kuşakların nasıl bir dünyada yaşayacağı sorununa genişlemiştir.Halkın gıda güvenliği sorununu, köylünün tarım topraklarının korunması sorunuyla birleşmiştir. Uluslararası maden ve enerji tekellerinin, dünyanın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını en ucuza ve en çabuk biçimde yağmalanmasına karşı, halkların antiemperyalist bir tutumla karşı çıkma mücadelesidir.

Bu yüzden de Maden Mühendisleri Odası’nın dünya ve Türkiye’deki gidişat ve siyasi saflaşmaları umursamayan bir “ön incelme raporu” hazırlaması sorunu teknik ve ekonomik gerekçelere indirgeyen şirket ve arkasındakilerin işine gelecek bir yaklaşımdır.

Maden Mühendisleri Odası’nın yaklaşımını gözden geçirmesi hem çevre mücadelesi, hem de odanın ve üyesi mühendislerin itibarı için önemli olacaktır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa