22 Temmuz 2019 03:58

Vitrin

Paylaş

Şaşırtıcı bir biçimde 17 Temmuz duruşmamızda mahkeme beraat verdi. Özgür Gündem ile dayanışma eylemi olarak yer aldığımız bir günlük yayın yönetmenliğimizin üzerinden fazla geçmeden hakkımızda soruşturmalar açılmış, Ahmet Nesin ve Erol Önderoğlu ile üçümüz 10 günlüğüne tutuklanıp cezaevine gönderilmiştik. İki arkadaşımız, önce Murat Çelikkan, ardından Ayşe Düzkan ceza alıp cezaevinde kalmış, onlarca arkadaşımız da cezaları alıp erteleme ile cezaevine gönderilmemişti. Bize beraat verilmeden birkaç gün önce de Hüseyin Aykol aynı sürecin bir parçası olarak cezaevine girmişti. Duruşmamızın olduğu gün hem benim, hem de avukatların erteleme taleplerine heyet gülerek karşılık vermiş, ertelemeyi gerektiren bir karar vereceklerini nereden çıkardığımızı sormuşlardı.  O güne dek Özgür Gündem davalarında heyetlerin yaklaşımı, verilen cezalar, açılan yüzlerce dava düşünülünce duruşmada ima edileni anlamamış beklenemezdi. Şaşırdık, evet! Üçümüz adına sevindim elbette, bir dava eksik olacaktı Çağlayan tesislerindeki konaklamalarımız. Görünen o ki, bir günlük dayanışmada ceza alanlar geriye dönük hak taleplerinde bulunabilecekler, ancak yüzlerce davayı ardı ardına açıp ceza kestikleri gözümüzün bebeği Eren Keskin’e, Hüseyin Aykol’a, ana davadaki arkadaşlarımıza bir katkısı olamayacak bu kararın. Gerekçeli kararı göreceğiz bakalım... Mahkeme salonunda söylenen bir günlük kayıt dışı dayanışmanın bize sorumluluk yüklemediği, oysa biz bu dayanışmayı tam da “sorumlu” yurttaşlar olarak büyütmüştük. Anlatamamışız demek!

O salonda söylenen önemli bir söz daha vardı. Bu davaları ülke gündeminden düşürmek istediklerini vurguladılar heyettekiler. Bu yaklaşımı bizi tutuklamalarının ardından 10 günde derdest edip cezaevinden atmalarıyla ve büyütülen uluslar arası dayanışmanın boyutlarıyla birlikte okuyacak olursak, anlaşılan yurtdışında vitrini düzenleme çalışmalarının bir parçasıydık.

O zaman önümüzdeki tüm yargılamaları vitrinde tutmakta yarar var sanki. Adli tatil boyunca dayanışma geleneğimizin gereğini yerine getirip bolca çalışmalı. Madem vitrinde düzensizlik istemiyorlar, vitrinden indirelim tüm dostları.

Önümüzde 30 Temmuz Tuna Altınel duruşması var. Sevgili Tuna için Fransa elinden geleni yapıyor, uluslararası bilim örgütleri dayanışmayı çoğaltıyorlar. Bu anlamsız tutukluluk halinin sona ermesi için 30 Temmuz’da Balıkesir’de olmak gerekiyor. Maalesef neredeyse bir yıl önce yaptığım bir program nedeniyle İtalya’da olacağım ama biliyorum ki dostlar yalnız bırakmayacaklar bu duruşmada Tuna Altınel’i.

Pek öyle önceden keyif için programlar yapan biri değilimdir ben ama, nasıl olduysa bu kez yapacağım tutmuş. Hanidir Bocelli’nin Toskana vadisindeki evinin olduğu Lajetica’da verdiği konserlerden birini dinlemek isterdim. Önceden program yapamadığımdan, bütçem de elvermediğinden olmamıştı bu zamana kadar. Bu sefer her zor aşıldı, Hessen Barış ödül töreninde ödül komitesine söz verip ödülden bir kısmı kendime ayırdım ve iki tatili kotarmış oldum. Mayıs ayında Malta’ya gittim, bu konser için de önceden bilet aldım. Barış imzacısı olarak aldığım ceza kesinleşip cezaevine girmeden önceye yetiştiririm belki demiştim. Yetişti gidiyorum işte ama yalnız bir yarım bahar bahçe. Öbür yarım, aklım, yüreğim sevgili Tuna’da. Cezaevlerindeki canım insanlarda...

Güzel haberlere gelmeyi umuyorum Toskana’dan. Beraatle gelen şaşkınlığımız ve sevincimiz çoğalsın. Dayanışma yaşatır!

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa