21 Temmuz 2019 05:09

Düşük doz radyasyon, p53 mutasyonları ve kanser

Düşük doz radyasyon, p53 mutasyonları ve kanser
PAZAR
Paylaş

Çağımızın en önemli ve yaygın hastalıklarından biri kanser. Çeşitli kanserlerin mekanizmaları ve olası tedavileri üzerine yapılan ve yapılmakta olan on binlerce çalışma var. Kanserin ortaya çıkış sürecine dair bildiklerimiz bu nedenle az değil. Bazı kanser türlerine karşı geliştirilmiş oldukça etkili ilaçlarımız da mevcut. Ancak yine de kanserin ortaya çıkışını tetikleyen mekanizmaları ve değişimleri tamamıyla çözmüş değiliz. Bu nedenle, alandaki büyük resmi tamamlamaya çalışan tüm çalışmalar oldukça değerli. Katı tümörlerin yüzde 50’den fazlasında p53 adı verilen bir genin mutasyona uğradığı biliniyor. P53 geni DNA’ya bağlanarak gen düzenlemesi yapan bir protein yani bir transkripsiyon faktörünü kodluyor. Bu transkripsiyon faktörü hücre yaşamından DNA tamir mekanizmalarına, programlanmış hücre ölümüne ve senesansa kadar pek çok hücre içi sinyal iletim yolağını düzenliyor ve kontrol ediyor. Bu gendeki bazı mutasyonların kanser ile sebep sonuç ilişkileri de kanıtlanmış. Şunu biliyoruz ki, kanser tek bir mutasyonun sonucu değil, yukarıda bahsedilen sinyal iletim yolaklarında yer alan genlerde gen ürünü olan proteinlerin işlevlerini bozan mutasyonların birikimlerinin bir sonucudur. Şunu hatırlatmak isterim, kanserde bahsettiğimiz mekanizmalar burada özetlediğimizden daha karmaşıktır.

Wellcome Trust Institute ve Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacıların Cell Stem Cell dergisinde 18 Temmuz 2019’da yayımlanan çalışmaları bu alanda göreceli olarak daha az araştırılan bir konuya ışık tutması bakımından oldukça önemli.1 Cambridge Üniversitesinden Prof. Phil Jones ve çalışma arkadaşları düşük dozdaki radyasyonun fare yutak hücrelerine olan etkilerini incelediler. Yüksek dozdaki radyasyonun kanserle ilişkisini gösteren pek çok çalışma mevcutken CT tarama ve X-ışınlarının (röntgen ışınları) etkilerini konu alan çalışmalar oldukça az. Tıbbi cihazlarda kullanılan düşük dozdaki radyasyonun çok az DNA hasarı yarattığı, uzun vadede daha az hasar yarattığı biliniyor ve genel olarak da güvenli olduğu düşünülüyor.

Normal yutak hücrelerinde yaşlanma ile birlikte p53 geninde mutasyonlar biriktiği ve bu mutasyonları taşıyan kanserleşmemiş hücrelerin sayısının arttığı biliniyor. İşte bu hücreler, kanserleşme potansiyeline sahip hücreler. Araştırmacılar, düşük dozdaki radyasyonun (3 CT taramasına eş değer, 50 miligray ünitesi) farelerin normal yutak hücrelerinde  p53 mutasyonu taşıyan  hücrelerin sayısını artırdığını gösterdiler. Araştırmacılar, hücrelere bir antioksidan olan N-asetil sistein (NAC) verdiklerinde ise sağlıklı hücrelerin sayısının artarak mutasyonlu hücre sayısını geçtiğini buldular. Çalışma, düşük dozdaki radyasyonun uzun vadedeki etkilerini göstermesi ve buna önlem olarak antioksidanların kullanılma potansiyelini ortaya koyması bakımından önemli. Elbette, bu alanda daha fazla çalışma yapılmalı. Araştırmanın yazarları, antioksidanlar uygulanmadan önce, hücreler üzerindeki uzun vadeli etkilerinin ortaya çıkarılmasının gerekliliği konusunda da uyarıda bulunuyorlar.2

1 David Fernandez-Antoran, Gabriel Piedrafita, Kasumi Murai, Swee Hoe Ong, Albert Herms, Christian Frezza, Philip H. Jones. Outcompeting p53-Mutant Cells in the Normal Esophagus by Redox Manipulation. Cell Stem Cell, 2019; DOI: 10.1016/j.stem.2019.06.011

2 Wellcome Trust Sanger Institute. "Low doses of radiation promote cancer-capable cells: New re-search in mice helps to understand the risks around exposure to low doses of radiation, such as CT scans and X-rays." ScienceDaily. ScienceDaily, 18 July 2019.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa