21 Temmuz 2019 04:59

‘Şeytani anayasalar’ meselesi (1)

Paylaş

Kirvem,Son zamanlarda yine kim bilir hangi mendebur şeytanın sanki yapacak herhangi bir işi, sağında solunda, orada burada, kısacası şu kavanoz kırığı dünyada, kurcalayıp karıştırıp etrafa yayacağı başka bir hinliği, cinliği yokmuşçasına; döne döne, bula bula bendenizi, bu “ağzı var dili yok” garibi, acaba neden buldu ki!Nitekim ben özüm yurdumuzun zırt pırt yanan ormanlarından birinde hasbelkader kalan asırlık bir çınar ağacının koyu gölgesinde, yazın bu kavurucu sıcağında boylu boyunca uzandığım Çin işi ucuz bir hamakta tam da uyuyup horlamaya hazırlanırken, bu arada kendine has “şeytanca” yöntemlerle anında tepeme dikilen bu melun şeytanın, hani nasıl derler bayram değil seyran değil misali durduk yere bitli başımın, küflü beynimin bir kenarına neredeyse zorla gelip tıkıştırdığı kimi sorularla, meselelerle yüz yüze gelince, uyumak bir yana, tam aksine cevap yerine sadece yutkunup lal olup kaldım!

Ancak, kendi özel gayretleri sonucunda şeytanca dilini öğrenip, bu dilde “fan-fin-fon” edenlerin dediklerine bakılırsa; dünyanın dört yanında, şarktan garba, cenuptan şimale varıncaya kadar hemen her köşesinde, her bucağında dur durak demeden fırdolayı turlayıp duran; kimilerine göre “kör” veya “ama”, hatta kimilerine göre de haksızlık karşısında susup, “dilsiz” olduğu söylenen bu yaratıkların işleri, güçleri, yegane arzuları, ellerine geçen ilk fırsatta bu “adil” dünya düzeninin yerle yeksan edilip, keza defterinin bir an önce dürülmesi, “şeytani” tabir edilen anayasalarının olmazsa olmaz ilk şartıymış....

Bu bapta kimi vakanüvislerin dediklerine, yazıp çizdiklerine göre, Adem Baba ve Havva Anamızın cennetten apar topar kovulmalarını “tezgahlayan” o melun şeytanın daha ilk günden itibaren sergilediği bu “kumpas”ın ardından, torun ve torbalarının da atalarının izini takiben sürdürdükleri şeytanca tavırları aynı minvalde tıpış tıpış yürürken, diğer taraftan da zamanla hafif yollu rötuşlarla yapılan değişiklikler sonucunda temel kural, mümkün mertebede insanlar arasında din, iman, inanç, mezhep, soy, sop, hırs, ihtiras veya falan feşmekan adlar altında öncelikle “nifak tohumları” ekip, ardından da Tanrı’nın hakimiyetini tuzla buz edip, böylece “iki cihanda” da kendi imparatorluklarını sonsuza dek sürdürmenin inceden inceye logaritmik hesapları yatıyormuş...

Dünya ahvalinde sadece ve sadece kendi tiz sesli borularının ötmesini titizlikle planlayan  bilumum şeytanların, eh tabii ki özellikle de onların “mihmandar”larının, fırsat buldukça “allem-kullem” metoduyla, “uydur-kaydır” sistemiyle, “minareye kılıf uydurma” yetenekleriyle kurmaya çalıştıkları iktidarlarının aslında tam anlamıyla bir “masal”,  kesinlikle bir heves olduğunu dillendirip duran Tanrı’nın “akil” kullarıyla, onların karşıtı “şeytanlar” arasında her günün ardından giderek artan bu iktidar mücadelesinin nerelere, hangi menzillere doğru yelken açacağını kimi sorular, sorunlar, meseleler eşliğinde haftaya konuşalım Kirvem!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa