20 Temmuz 2019 04:00

"Yargı bağımsızlığı" nere, AKP’nin amaç ve ihtiyaçları nere?

Paylaş

Türkiye’de yargı, hiçbir dönemde olmadığı kadar iktidara bağımlı hale gelmiştir!

AKP-MHP ortaklığı dışında her hukukçu ve az çok aklıyla düşünen her vatandaş bunun farkındadır.

Son bir-iki gün içindeki yargılamalarla ilgili haberler bile yargıdaki bağımlılığın nerelere geldiğini gösteriyor.

  • Osman Kavala, 21 aydır tutuklu bulunduğu “Gezi Davası”nın ikinci duruşmasında da serbest bırakılmadı.
  • Cumhuriyet gazetesi davasında Yargıtay Başsavcılığı beraat istedi.
  • CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu’nun, attığı tweetler nedeniyle, 17 yıl ceza istemiyle yargılandığı davaya devam edildi.
  • Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ve Yönetmen Çayan Demirel, Bakur (Kuzey) belgeseli nedeniyle yargılandıkları davada, 4’er yıl 6’şar hapis cezasına çarptırıldı.
  • HDP Eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılanmasına devam edildi. Mahkeme Demirtaş’ın tutukluluğunun devamına karar verdi.
  • Cumhurbaşkanlığı İnternet Sitesi’de konan 15 Temmuz ile ilgili raporda, KCK davası “FETÖ’cü savcıların kumpası” olan davalar arasında sayıldı. “Peki, öyleyse KCK davasından insanlar neden cezaevinde” soruları üzerine raporun bu bölümü silindi!

Bu tabloya tutuklu 130 gazeteci ve yargılamaları süren yüzlerce gazeteciyi, sosyal medya paylaşımlarından dolayı binlerce vatandaşı, KCK davlarında yargılan binlerce Kürt siyasetçisini de ekleyince, Türkiye’de “yargının ne kadar bağımsız olduğu” apaçık görülür.

ERDOĞAN’IN KENDİSİNE DAHA ÇOK BAĞLI BİR YARGIYA İHTİYACI VAR

Elbette iktidar da bunun farkında ve tepkileri azaltmak amacıyla, Adalet Bakanlığı tarafından 30 Mayıs’ta, “Yargı Reformu Strateji Belgesi” adı altında kimi düzenlemeler yapılacağı açıklanmıştı.

Kamuoyunda “Yargı Reformu Strateji Belgesi”nden “kısmi bir af beklentisi” de oluşmuştu. Böylece Bahçeli’nin “af” talebine de yanıt verileceği bekleniyordu.

AKP sözcüleri bu düzenlemelerin Meclis tatile çıkmadan yasalaştırılacağını söylüyorlardı. Ama Meclis, bu yasa teklifini gündemine almadan tatile girme kararı aldı!

Çünkü AKP ile MHP’nin anlaşamadığı, MHP’nin özellikle de ifade özgürlüğü ile ilgili düzenlemelere karşı çıktığı belirtiliyor.

Yerel seçimlerden, “Önümüzde seçimsiz 4-5 yıl var. Bu dönemi tek parti tek adam düzenini bütün kurumlarıyla inşa etmek için, yasa, hak, hukuk demeden elimizdeki her imkanı kullanmalıyız” sonucunu çıkaran Erdoğan ve partisinden zaten yargı bağımsızlığını güçlendirecek bir girişim beklenemezdi.

Çünkü AKP tarihi ve kökleri itibariyle bir demokrasi geleneğine sahip olmadığı gibi bugün de ülkenin demokratikleştirilmesi kapsamında “yargı bağımsızlığı” ile ilgili amacı olan bir parti değildir. Tersine Erdoğan ve AKP’nin, “tek parti tek adam yönetimi”nin inşasında “olmazsa olmazı”, yargıyı elinde tutmaktır. Çünkü rakiplerini sindirmesi ve bunu da savcılar, yargıçlar ve mahkemeler yoluyla yapması tek çıkar yoldur! Bugün HDP’ye yönelik yargı üstünden yapılan baskıların hedefinde yarın diğer muhalefet partilerinin olması şaşırtıcı olmayacaktır. Bunun belirtileri şimdiden vardır. Bu ve başka nedenlerle de Erdoğan’ın “yargı bağımsızlığı”na değil, kendisine daha çok bağlanmış bir yargıya ihtiyacı var.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI MÜCADELE EDEREK KAZANILABİLİR

Ve şu anda da; “FETÖ’cü yargıç ve savcıları tasfiye etme” operasyonuyla, AKP ve MHP’li avukatları savcı ve hakim yaparak, “mülakatla” kendi yandaşlarını atayarak yargıda kadrolaşan, Erdoğan ve AKP’nin, ellerindeki bu imkanı bırakacak ya da etkisini azaltacak bir takım “reformlar”, ”düzenlemeler” yapması beklenemez. Tersine Erdoğan’ın, belki kimi “kozmetik” düzenlemelerle göz boyarken, her “reformda” tek adamın yargıdaki hakimiyetini artıran yeni düzenlemeler yapacağını söylemek sadece gerçeği söylemek olur.

Demek ki gelinen yerde AKP ve Erdoğan’ın;

“Yargı bağımsızlığı” konusunda gerçek anlamda adım atma gibi bir niyeti ve amacı yoktur.“İfade özgürlüğü güçlendirilecek” adı altında kimi küçük düzenlemelere de MHP’nin izin vermeyeceği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla önceki “yargı reformları”nda asıl amaçlarına varmak için verdikleri, rüşvet türünden düzenlemelerin bile eskisi kadar kolay olmayacağı ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Bu yüzden de bu koşullarda, AKP ve MHP’nin üstünde uzlaşacağı bir yasal düzenlemeden ne “yargı bağımsızlığı” ne de “demokratik hakların ilerletilmesi” adına bir şey beklenemeyeceği ortadır.

Ve yargı bağımsızlığı mücadelesi, Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesiyle, tek parti tek adam yönetimine karşı mücadele içinde atılacak adımlarla bağlantılıdır.

Sorun böyle ele alındığı ölçüde, doğru bir mücadele hattına girilmiş olacaktır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa