19 Temmuz 2019 03:52

Bağımsızlık önemsiz mi?

Paylaş

Ülke neden bu kadar silah almaya mahkum edildi? Neden S-400 ve F-35 arasında salınan bir politika izleniyor? Silaha yatırılan paraların, sürdürülen savaşın ülkeyi ekonomik krize sürüklediği ilan edilirken neden yenilerine ihtiyaç duyuluyor? S-400'ler milli ve dini bayramlarda kullanılacak havai fişekler mi? F-35'ler gökyüzünde daireler çizerek, renkli şekiller çizecek olan gösteri uçakları mı? Bir taraftan bağımsızlıktan söz edilirken, ülke borca batmışken, resmen açıklanmayan bir iflasa sürüklenmişken yeni silah alımlarının nedeni ne? Madem bağımsızlık bu kadar önemli, uluslararası tekeller ekonomide neden bu kadar ağırlıklı bir yer tutuyor, gelip yeni yatırım yapsınlar diye ayaklarının altına kırmızı halılar seriliyor?

Bu sorular sonsuza kadar çoğaltılabilir ve hiçbirine verilebilecek haklı ve mantıklı tek yanıt yoktur. Gençliğimizde "Ne ABD, ne Rusya, bağımsız demokratik Türkiye" derdik, şimdiki iktidar "Hem ABD hem Rusya, tek adam, tek parti diktatörlüğü" diyor. Son 50 yılda ne ülkenin sorunları azaldı, ne de nitelik değiştirdi. Eski sorunların üzerine onları derinleştiren ve kangrenleştiren yenileri eklendi. Eski iktidarlarda bu sorunların arasında denizde dümensiz kalmış bir gemi gibi sürükleniyordu, bugünün iktidarı da aynı pozisyonda.

Ama yine de bir fark var. Eskiler; Demirel, Ecevit, Erbakan vb. müttefiklerinden okkalı bir tokat yiyince zorunlu olarak az çok güçlü bir refleks gösterebiliyor, işler tavsayınca yine eski hamam eski tas devam ediyorlardı. İncirliği kapatmak, ABD askerlerini ülkeden göndermek vb gibi. Şimdikiler ise kendilerinden yürekli bir tavır bekleyen kitleler önünde esip gürlüyor ama somut bir adım atmıyor. Ülkenin önüne çok ciddi bir sorun gelince masaya vurup gürleyecekler, kapıyı vurup çıkacaklar diye bekleniyor ama bunlar kapı aralığından küfür edip kaçıyorlar, kapı aralığında yakalanınca da güzel bir sopa yiyorlar.

Osmanlı büyük güçler arasında "denge politikası" izleyerek ömrünü biraz daha uzatmıştı. İki taraftan gerilmiş gergin ipin üzerinde yürüyen cambaz misali gösteri yapmaya çalışmak, sonunda bir tarafın ipi gevşetmesiyle son buluyor. Osmanlı için ipi gevşeten İngiltere olmuştu. Sonrası çok iyi biliniyor. Bugün dış borç 500 milyar dolara dayanmış, IMF'ye gidildiğinde dayatılacak olan Duyun-u Umumiye koşullarıdır. Vatandaşa leblebi, fıstık dağıtacak, ucuz patates, soğan almasını sağlayacak, mevsimlik sebze ve meyvaları uygun fiyatlardan yedirecek bir ekonomi kuramamanın sonuçları böyle oluyor. Gelinen yerde emperyalist devletler ülkenin tapusunu istiyorlar.

Bağımsızlığını kazanmış, demokratik bir yönetim kurmayı başarmış, ekonomiyi halkın çıkarları ve ihtiyaçları temelinde yeniden kurmuş bir ülke için mücadele ediyor olmak işte bunun için önemli oluyor. Geçenin de geçmeyenin de yüksek fiyatlar ödediği köprüleri, yolları, tünelleri halkın sınırsız kullanımına açmak, hasta olanın ve olmayanın okkalı faturalar ödediği sağlık sisteminden kurtulmak, el parasıyla yapılmış ve boş duran milyonlarca evi vatandaşa dağıtmak, sanayi ve tarımı ülkenin ve halkın çıkarlarına göre yeniden kurmak, yığılmış borçları ve faizlerini ülkeye bugüne kadar verilen zarar için tazminat sayıp ödememek, bütün bunların gerçekleşmesi için mücadele etmek işte bunun  için gerekli oluyor. Bu ülkenin işçi ve emekçilerinin bütün halkının er ya da geç bunu başaracağından hiç kuşku duymamak gerekiyor.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa