18 Temmuz 2019 03:41

Pazarlamacılar

Paylaş

Galatasaray’da Radamel Falcao sesleri!.. Fenerbahçe’de Mesut Özil sesleri!.. Spor medyasının, palavralarını klişeleşmiş sunuş şekli… Kulakları çok hassas olduğu için özellikle transfer ile ilgili sesleri hiç kaçırmıyorlar ve anında kamuoyuyla paylaşıyorlar… 

Bu oyuncuların yüksek maliyetinin zaten zor durumda olan kulüplere ne kadar ağır bir yük getireceğine aldırış etmeden salladıkça sallıyorlar. Ünlü oyuncuların isimleri üzerinden spekülasyon, diğer bir deyişle “yılan hikayesi” yaratmak konusunda medyanın hakkını vermek lazım!.. Bunu iyi beceriyorlar ve hiç şüphesiz karşılığını da alıyorlar…

Kariyerlerinin sonuna yaklaşmış oyuncuları memlekete getirme konusundaki sınırsız heveslerini, hiç azalmayan azimlerini görünce insan bir yandan da, “Acaba menajerlerle komisyon ilişkilerine mi giriyorlar” diye düşünmeden edemiyor. Yaptıkları habercilik değil, düpedüz pazarlamacılık çünkü!..

Fenerbahçe’den, Mesut Özil ile ilgili transfer haberlerinin gerçeği yansıtmadığı, böyle bir transfer için girişimlerinin bulunmadığı ve zaten mevcut ekonomik şartlarda bu yönde bir adım atmalarının da mümkün olmadığı yönünde resmi açıklama yapılmış olmasına karşın medya hâlâ taraftarlarda beklenti yaratma çabasından vazgeçmiş değil… Hem de çocukları kullanmak pahasına…

Şimdilerde sosyal medyada, 10 yaşındaki Fenerbahçe taraftarı ikizlerin Mesut Özil’e yazdığı mektup dolanıyor. Tabii aslında çocukların ağzından başkalarının yazdığı mektup. Artık kim/kimler yazdıysa ya da yazdırdıysa… Amaç belli… Konuyu ekonomik alandan uzaklaştırıp duygusal sulara taşıyarak bu transferin gerçekleşmesine katkıda bulunmak!.. Mesut Özil’in Fenerbahçeli olduğu biliniyor ya… Doğrudan bunun üzerinden yürüyerek Mesut Özil’e sesleniliyor. Haliyle, işin asıl belirleyici olan profesyonellik yani para kısmına hiç değinilmiyor. “Sen Fenerbahçelisin, kulüp ekonomik olarak zor durumdayken para lafı etmek sana yakışmaz, yap bir fedakarlık” demek istiyorlar herhalde Mesut’a. Mektuptan fena halde etkilenmesi umulan Mesut’un pılını pırtısını toplayıp ilk uçakla ve de gözyaşları içinde Türkiye’ye gelmesini bekleme zamanı şimdi!.. Böylesi bir romantizme, kavuşmalı bir son yakışır!..

Ekonomik anlamda kulüplerin elleri kolları bağlı. Eskisi gibi har vurup harman savuracak durumları yok. Buna karşılık medyanın, yeni satış ve pazarlama yöntemleri yaratması gerekiyor tabii… Mesut Özil’e yazılan mektup bu çerçevede ele alınabilir.

Mektupta, o yaştaki çocukların ruh ve zihin sağlığını olumsuz etkileyecek yoğunlukta fanatizm güzellemesi yapılması kimin umurunda? Önemli olan Mesut’un Türkiye’ye gelmesi hatta daha önemlisi Mesut gelmese bile bu konunun hep gündemde kalması ve sömürü malzemesi olma niteliğini koruması. Aylar öncesinden başlamışlardı zaten,  “Mesut Özil Fenerbahçe’de”, “Bu iş bitti” başlıklı haberler uydurmaya.

Fenerbahçe’ye aşık olmaktan, arkasında Mesut Özil yazan forma giyme arzusundan, eski dönemin “kahramanlarını” anıp günümüz için yeni bir kahramana ihtiyaç duymaktan, oda duvarlarını Mesut Özil posterleriyle kaplamaktan ve bu transferin gerçekleşmemesi durumunda hem Mesut’un, hem de kendilerinin üzüleceğinden söz ediyor çocuklar… Yeşilçam’ın bir zamanlar çok tutulan melodramlarını andırıyor… Aşk, hüzün, özlem, acı… Hepsi var mektupta…

Her şeyden önce bunların hiçbirisi çocukların duygusal ihtiyaçlarına karşılık gelebilecek olgular değil ve hiçbir zaman da olmamalı. 10 yaşındaki çocuk bir futbol takımına aşık olmaktan ya da gerçekleşmeyen bir transfer nedeniyle üzüntü duymaktan söz ediyorsa, ortada ciddi bir sorun var demektir...

Çocukları rahat bırakın, aç gözlülüğünüze alet etmeyin bari... Onların fanatizme değil, dünya ve dünyayı paylaştıkları diğer canlılar ile sağlıklı duygusal ilişkiler kurmaya ihtiyacı var…

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa