11 Temmuz 2019 03:20

Çocuk hayallerine sığınmak: “Hatırlamak ve Unutmak”

Paylaş

Sevgili okuyucular, size bir sır vereyim mi? Ne zaman sıkıntıların arttığı bir dönemi yaşasam- göz gözü görmediği dönemler- çocuk kitaplarına sığınırım. En başta da ta 1970’ten beri Azra Erhat çevirisinden okumaya başladığım Küçük Prens’e…

Bilirsiniz, insan hayatında stres, üzüntü, acı, isyan doruklara çıkar bazen.

Bizim memlekette, toplumsal sorunlar da yapısaldır malum.

İşte bu yoğunluk-sıkıntılı günleriydi geçtiğimiz yıl, ay, her nasıl ifade edeceksek, aylar, yıllar… Üst üste gelen…

Küçük Prens’in tavsiyesinde olduğu gibi, “büyüklerin seviyesine inerek” anlamaya çalışmak en doğrusu, olanı biteni…

Ben de, işte bu koşullarda, yine çocuk kitaplarına sığındım ve “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinden, “İyi ve Kötü”yü, “Haklar ve Ödevler”i, “Savaş ve Barış”ı ve en nihayetinde de “Hatırlamak ve Unutmak” adlı kitapları aldım ve okudum. Her birisi 39 sahifedir ama binlerce sahifede anlatılacaklara bedeldir içerikleri…İnanın bana.

Bu seriden çıkan, “Hatırlamak ve Unutmak” defalarca okuyup notlar aldığım, hayatımı, burada anlatılanlarla gözden geçirdiğim, anılara daldığım, son yıllarda tanıdığım ve pek çoğu ile de arkadaşlık ve dostluğumun olduğu insanların yazıp çizdiklerini hatırladım. Düşündüm. Anlatılanlardan bazılarını ben anlatsaydım nasıl anlatırdım diye düşündüm. Yazılanlarda yalan yok, eksik var. Ben yazsaydım da benim yazdıklarımda eksik olacaktı. Kesin.

Bu yakınlarda bir arkadaşım İHD içindeki anılarını yazıyor. 30-40 sahifelik bir bölümünü benim okumamı ve değerlendirme yapmamı istedi. Kurum içi anılar için, anlatılan olaylarla ilgili sordum, “günlük tutmuş muydun?” diye. “Hayır” cevabını aldım. O zaman, tarihler, heyetler, heyetlerde yer alan kişiler, girişimler, basın açıklamaları, yönetim kurulu kararları, olay yeri incelemeleri için raporlara ,  bültenlere falan bakmasını tavsiye ettim. Çünkü “Hatırlamak ve Unutmak” kitabını tekraren okumaktaydım o sırada.

Hafızaya ve hatırlamaya dair, daha önce hiç düşünmediğim boyutları görme ve anlama fırsatını sunmuştu kitap bana.

Brigitte Labbe ve P.-F.Dupont-Beurier tarafından yazılan, Azade Aslan tarafından Türkçe’ye çevrilen, Jacques Azam tarafından resimlenen ve Günışığı Kitaplığı, “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin 5. baskısı 2018 yılında yapılan 29. kitabından söz ediyorum.

Bakın hangi cümlelerin altını çizmişim:

- Her insan anılardan oluşur, her insan bir hafızadır (s.4).

- Kendimizden söz etmek istediğimizde, geçmişimizi, anılarımızı anlatarak söze başlarız (s.7).

- Yan yana iki kişi için şimdiki zaman aynıdır. Ama şimdiki zaman, her zaman geçmişle doludur; herkes için farklı bir geçmişle…(s.9).

- Anılar her zaman kendimiz hakkında bir hikaye anlatır. Bana anılarını anlat…ve ben de, sana kim olduğunu söyleyeyim! (s.10).

- Bilgisayar belleğinde bir şey bulmak için tıklamak ve doğru yönde ilerlemek, her seferinde yeterli. (…) İnsanın belleğinde bir şey bulmak o kadar da kolay değil. (…)İnsanın  belleğinde izlenecek bir yol, tık, tık, tık, bulmalar falan yok. (…) İnsanın belleğinde istemenin bir faydası yok. (…) Ne tuhaf; hatırladıklarımızı da seçemeyiz, unuttuklarımızı da (s. 11-14).

- Anılar çoğu zaman masallara ve efsanelere benzer; ne tamamen doğru ne de tamamen yanlıştırlar. Sanki hafıza gizlice çalışır, olayları çarpıtır, uydurur, yer değiştirir, saklar, ayıklar, seçer…biz nasıl olduğunu bilmeden (s. 15-16)

- Bellek bir tuzak olabilir; kendi kendimize kurduğumuz bir tuzak (s.27).

- Bazı anılar ağırdır…kimi zaman o kadar ağırdır ki; hareket etmemize, koşmamıza, gülmemize, mutlu olmamıza, aşka inanmamıza, bir dosta güvenmemize, yeniden bisiklete binmemize, bir parti düzenlememize, kendimizi sevmemize ve daha pek çok şeye engel olurlar (s.29)

- Hatırlamak…

Toplama kamplarını, soykırımları, sürgünleri, köle ticaretini, savaşları, katliamları, insanlığa karşı işlenmiş tüm suçları hatırladığımızda…insanların neler yapabileceğini hatırlarız (s.36)

Bunları ne ağlayıp sızlamak, ne de kendimizden nefret etmek için anımsarız.. Anlamaya çalışmak, aynı hataları tekrarlamamaya gayret etmek için hatırlarız. Belleğin, tetikte kalmamıza yardımcı olmasını isteriz; belleğin korkunç olaylardan kaçınmamıza yardım etmesini dileriz (s.36-37)

Son söz mü diyelim?

Çocuk hayallerine sığınmak ufuk açar…

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa