02 Temmuz 2019 04:30

Aman ne güzel... Restorasyonumuz mu olacak?

Paylaş

Tek adam rejimi gündeme dayatıldığında tartışmıştık: Tekeller, devlet işlerine dair kararların tek adamın iki dudağı arasına sıkıştırıldığı sınıf egemenliğinin ileri düzeyde merkezileştirilmesine eğilim duyar. Adı üzerinde tekelcilik, tekellerin eğilimi olmaz da kimin olur?

Yetkilerin tek elde toplanması, dikte ve çıkar dayatma, tümünü kapsayan siyasi gericilik eğilimi tekellerin genel eğilimidir. Tekeller demokrasiye değil siyasal gericiliğe eğilim duyar.

İktisadi düzeyde rekabet yerine tekelci üstünlüğünü dayatarak, buradan hareketle örneğin fiyat dikte etme, tekelin karakteridir. Kaynaklar ve pazarlardaki üstünlüğü ve fiyat dikte etme olanağı, ücretleri dikte etme kadar, sadece emekçilere değil, küçük üreticilerle sınırlı olmadan, tekel-dışı sermayenin de çıkarlarının aleyhine ek tekel kârı elde etme olanağı da yaratır. Ama bunca dayatma ve dikte ile karakterize iktisadi çıkarların siyasette de dikte eğilimini koşullamaması olanaksızdır. Koşullamıştır. Tekeller, kendilerinden başkasını tanımaz. Ne işçi ne köylü. Hatta ne de küçük ve orta boy tüccar ve sanayici. Tümüne kendisini, yani tekelini dayatır. Ekonomiye egemen oluşu, siyasal egemenliği elinde toplamasına götürmüştür. Ve siyasette tekel, tek kelimeyle gericiliktir ki, Türkiye’nin son yıllarının macerası, bu bilgiyi öğretmedik kimse bırakmamıştır.

Burjuva demokrasisinin sözde göstergesi durumundaki kuvvetler ayrılığı prensibiyle yürütmeye bağlanmış meclis ve yargının hali ortadadır. Ne bir denetim ne bir dengeleme imkanı! Ama tekeli dengeleyecek olan nedir ki? Kim ya da kimler, hangi güçler tekelleri ve egemenliğini denetleyebilir?

Yanıt, öncesi bir yana, yine son bir kaç yılın bilgisi ve dersidir. Ne meclis ne yargı! Bu ikisi kendilerini bile dengeleyememişler, yürütmenin iki dudağı arasına bakar kılınmışlardır.

Tekelleri ve siyasal gericiliğini denetleyebilecek, sadece denetleme değil, yere bile çalabilecek tek güç kaynağı, işçi ve sömürülen yığınlarıyla halktan başkası değildir. Son İstanbul seçiminde yüksek sesle “dur bakalım” çekip denetlemeyi dayatmakta olan halk değil de kimdir?

İmamoğlu’nun, Kılıçdaroğlu’nun ve diğerlerinin hakkına tecavüz etme ve yeme girişimi değildir, bu tespiti yapmak. İmamoğlu kucaklayıcı davranarak, halkın bir araya toplanmasını kolaylaştırmıştır; ama sadece kolaylaştırmıştır. Bir başkası belki beceremeyecekti; ancak bu da, asıl beceri sahibi olduğu kadar güç kaynağının halk olduğu gerçeğini değiştirmez. Halk! Bu, yanına, öyleyse halkın çıkarları ve bu çıkarların ifadesi durumundaki halkın taleplerinin savunulması eklenerek, her akşam yatmadan birer kez tekrarlanacak, birbirinden türeyen üç temel bilgi olarak, yol göstericiliğinden şüphe edilemez.

Bir tarafta dikte ve dayatmalarıyla, olanca tekçiliği, merkeziyetçiliği ve gericiliğiyle tekeller... Ve karşısında dikte ve dayatmalardan, gericilikten, buradan üreyen aşağılanma, hakir görülme ve kibirden bunalmış halk. Bu gerçek bilgi görmezden gelinemez!

Neden gelinemez? Sadece laf düzeyinde bir kibir ve başkalarını yok sayan bir yetkileri tekelde toplama, dikte ve siyasal gericilik eğilimi değildir çünkü. Yalnızca kötü bir bölüşüm düzeniyle müsriflik ve israf da değildir. Hatta sadece yolsuzluktan ibaret de sayılamaz. Tekeller kâr etmeyi sürdürürken, bir yıldan fazladır emeğiyle geçinme uğraşındaki işçi ve emek yığınlarını tahammül edilmezliğiyle vuran kriziyle kapitalizmin işsizlik, sefalet ve gelecek güvensizliği gibi sonuçlarıyla tekeller ve sömürüleri kutuplaşmanın asıl kaynağıdır. İşte yağmur gibi yağmaya başlayan elektriğe, petrole... zamların gösterdiği gerçek: Sömürücü tekeller ve sömürülen emek yığınlarının çıkar karşıtlığı!

Demokrasiyi gerektiren halkın çıkarlarıdır, demokrasi de tekellerle mücadeleyi gerektirir. Tekelci sermaye ile sömürüp baskı altında tuttuğu halkın uzlaşması önerilemez! Tekellerin hiç ses çıkarmadıkları merkezileştirilmiş tekelci dikte ve tek adam rejimi ile uzlaşma savunulamaz! Tek adam rejiminin AKP içinde bile dile getirilmeye başlanmış restorasyonu gericilikten başka bir şey değildir.. Geçici bir süreliğine bile kabullenilip bu gericilikle birlikte yaşamak öngörülemez!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa