24 Haziran 2019 06:27

Zor bir yokuş aşıldı, ama kros devam ediyor

Paylaş

23 Haziran seçim sonuçlarının hem AKP’nin hem de muhalefetin tarihinde özel bir yeri olacak. İktidarın talebi üzerine YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesine karar verilmesine 23 Haziran’da halk güçlü bir yanıt vermiş oldu. Sonuçlar neyi gösteriyor ve önümüzdeki döneme dair ne gibi etkileri olabilir?

İktidar ittifakı 31 Mart seçimlerine giderken ülke genelindeki seçim stratejisini HDP’nin kriminalize edilmesi ve HDP ile örtülü de gidilen ittifakın teşhiri üzerine kurmuştu. Muhalefete yönelik ciddi bir nefret söyleminin kullanıldığı bu strateji de İstanbul’un kaybedilmesi, ‘son siperin’ kaybedilmesi olarak nitelendirildi. Yani muhalefetin adayına oy verenler düşman cephesi olarak yaftalandı. Ekonomik krizin etkilerinin seçim sonuçlarına yansıdığı 31 Mart’ta, bu propaganda stratejisinin de çöküşüne tanıklık edildi.

Tam da bu nedenle 23 Haziran’a gidilirken kısa bir süre bu nefret propagandasında fren yapıldı. Ancak yerine konulacak bir şey olmayınca strateji HDP’li seçmenin kafasını karıştıracak entrikaların devreye sürülmesi ile muhalefete yönelik nefret dilinin harmanlandığı biçimiyle devam etti.

23 Haziran sonuçları bu stratejinin de çöktüğünü gösteriyor. HDP’li seçmenin en azından muhafazakar kesiminin oylarının AKP’ye kazanılmasıyla, 31 Mart’taki farkın kapanabileceği hesabı yapılırken fark çok daha fazla açıldı. Bu açıdan HDP’nin sıkı duruşunun hakkını vermek gerekiyor öncelikle.

İKTİDARA KENDİ TABANINDAN YANIT

Diğer taraftan AKP ve MHP’nin güçlü olduğu birçok ilçede de İmamoğlu’nun seçimi önde tamamlaması, iktidara ve iktidar ittifakına kendi tabanlarından da bir yanıt anlamına geliyor. Erdoğan, e-muhtıradan sonra sandığa gittiğinde güçlenerek çıkmış bir lider olarak, bu kez benzer bir yanıtı güçlü bir biçimde kendisi almış oldu. İstanbul’un seçilmiş belediye başkanının elindeki mazbatanın iktidar ve devlet imkanlarını kullanarak alınmış olması, net olarak görülüyor ki, 31 Mart’a ‘Cumhur İttifakı’na oy vermiş olan kesimlerden de tepki gördü ve bu tepki sandığa yansıdı. Üstelik AKP’nin 23 Haziran’da kendi tabanından bir kaymayı önlemek için sıkı bir markaj yapmış olmasına ve seçmenlerini sandığa götürmek için Türkiye’nin birçok ilinden otobüslerle insan taşımış olmasına rağmen. 31 Mart’ta Binali Yıldırım’ın önde tamamladığı Eyüp’te, 23 Haziran’da İmamoğlu 9 puana yakın bir fark yaptı. Yine 31 Mart’ta Yıldırım’ın önde tamamladığı Fatih’te yine İmamoğlu az bir farkla da olsa kazanan, önde tamamlayan taraf oldu. Yıldırım’ın 31 Mart’ta önde olduğu Üsküdar’da bu seçimde İmamoğlu yüzde 10’a yakın bir farkla kazandı.

SONUÇTAKİ EKONOMİK FAKTÖR

Birbirine bu kadar yakın iki seçim arasındaki bu açık farkta etkili olan diğer faktörün, 31 Mart’ta da sandığa yansıyan ekonomik faktör olduğunu öngörmek zor değil. Veriler aradaki süreçte yoksullaşmanın derinleştiğine işaret ederken, İstanbul’da o aradaki zamanda bile çeşitli sektörlerde işten atmalar yaşandı ve yaşanıyor. Ekrem İmamoğlu’nun 18 günlük belediye başkanlığı döneminde öğrencilerin ulaşım ücretlerinde yaptığı ciddi indirim ve suda gidilen indirim de bu derinleşen yoksullaşma döneminde İstanbulluların görüp not ettiği sonuçlar arasında muhtemelen. Bu seçim, her ne kadar genel bir seçim havasında yaşanmış olsa da bir yönüyle de yerel bir seçimdir ve İstanbulluların bu tür farkları da dikkati almış olduğunu varsayabiliriz.

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEME DAİR SONUÇLAR

23 Haziran seçimlerinin gösterdiklerine dair analizi daha sonra derinleştirmek üzere, biraz da önümüzdeki döneme dair sonuçları üzerinde duralım. İktidarın uzunca bir süredir, Müslüman Kardeşler’in Mısır’daki siyasal pratiğinde olduğu gibi, muhalefeti ‘gayri milli’ ve ‘darbeci’ olarak kodladığını biliyor ve yaşıyoruz. İktidarın bu seçim sonuçlarından yola çıkarak bu söylemi terkedeceğini düşünmek zor. Yıldırım sonuç olarak İstanbul adayı olduğu için bu kadar açık bir fark karşısında kazanan rakibini kutlamak durumunda kaldı. Ancak ‘tek başına iktidar’ rejiminin, yapısı gereği, bu sonuçları kendisinin altını oyan bir sonuç olarak okuyacağını ve muhalefet cephesini dağıtmak, zayıflatmak için elindeki tüm imkanları kullanacağını öngörmek zor değil. AKP, bu seçimlerde karşısında oluşan muhalefeti bölerek bir kısmını yanına almayı başaramadığı durumda, muhalefeti düşmanlaştırmaya dayalı stratejisine devam edecektir. Bu da, bu seçimlerin bir yandan muhalefete moral kazandıracak yönüyle birlikte, ‘siyasi kros’ koşusunun devam ettiği ve edeceği anlamına gelir. Diğer taraftan AKP’nin kendi içinde de tartışmaların yoğunlaşmasına yol verecek ve AKP’nin muhaliflerinin yeni bir yol arayışına zemin olacak bir tablo var karşımızda. Kârını ve gelişimini bugüne kadar tüm rahatsızlıklarıyla birlikte AKP’ye bağlamış olan sermaye kesimlerinde de, 23 Haziran’dan sonra yeni tartışmaların yapılacağını, yeni falların açılacağını söyleyebiliriz.

MUHALEFETİN NE YAPACAĞI ÖNEMLİ

Bu noktada muhalefetin bundan sonra ne yapacağı ise hayati önemdedir. Siyasete örgütlü olarak müdahale etmek ve iktidarın manevralarına karşı uyanık olarak ileriye doğru yürümeyi becermek gerekiyor. Özetle zor bir yokuş çıkıldı ama siyasi kros devam ediyor. 

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa