20 Haziran 2019 03:10

Rehavet hakkı mı desek acaba?

Paylaş

Dilimize yerleşmiş durumda, “rehavete kapılmak” Çoğu kişi için bu “olanak” -dinlenme, gevşeme olanağı- yok gibi… Olumsuz bir anlamı var Türkçe’de, daha çok işler-güçler aksamasın anlamında kullanılıyor.

Mesela, futbolcular rakip takımı ciddiye alsınlar, siyasi partiler halkın oylarını çantada görmesinler gibi… (çantada keklik!?).

Fakat kesin olan bir şey var, toplumun biraz gevşemeye, sakinleşmeye, siyasiler tarafından artık daha fazla rahatsız edilmemeye ihtiyacı var. Bir nefes almaya…

Marx’ın damadı, Laura’nın sevgili eşi Paul Lafargue savunmuştu, o çok meşhur, “Tembellik Hakkı”nı. Aynı şey değil biliyorum ama, oradan mülhem, “rehavet”e olumlu bir anlam yükleyelim istiyoruz.

Hak savunucuları açısından da sorun farklı değil. Temelde elbette gerilimsiz günler, süreçler istiyorlar. Hak ihlallerinin olmadığı günler. Bunun mümkün olmadığını biliyorlar ama minimum seviye yakalanabilir diye uğraşıyorlar. Onlar da nefes alamıyorlar. Ya doğrudan baskıların muhatabı oluyorlar ya da baskıları yaşayanların sayısı ve baskı türlerinin çeşitliliği azalmıyor, artıyor. Çeşitli hak alanlarındaki ihlallerde azalma yok, artma var, Raporlarına baktığınızda bunu görüyorsunuz.

Moral bozucu bir durum ama Çağlayan adliyesinde 226 duruşma olmuş, geçenlerde barış akademisyenlerinin verdiği bilgiye göre. Füsun Üstel hoca bugün (perşembe) itibariyle 43 gündür, Tuna Altınel hoca da 40 gündür hapiste.

“İfade özgürlüğü hapiste” demek lazım.

Bilim hapiste…

Sırada yüzlerce bilim insanı var hapse gönderilecek.-barış akademisyenleri için söylüyorum bunu. Bu bir gerilimdir ve stresi yayılıyor.

Yok mudur çaresi? Vardır elbette.

Bu gerilimi ve stresi azaltacak şey özgürlüktür.

İfade özgürlüğü üzerindeki ağır baskıların ortadan kaldırılmasıdır.

Hem üniversiteden haksız/hukuksuz uzaklaştırılmış 8 bin akademisyenden özür dilenmesi gerek hem de özel olarak barış akademisyenlerinden…

Toplumu gerilimden çıkaracak olan, genel olarak insan hakları ve demokratik standartlardır.

Hükümetin uyması ve uygulaması gereken politikanın bu olduğunu düşünüyorum.

Teşekkür notu: Kızkardeşim Ferdane Öndül’ün vefatı nedeniyle üzüntü ve dayanışmalarını ileten okuyucularıma, Havzalılar Grubu, İHD ve TİHV’den, İHOP ve Barış Vakfı’ndan dostlarıma ve arkadaşlarıma teşekkür ederim.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa