18 Haziran 2019 03:50

Dağ fare doğurdu!..

Paylaş

Ne kadar da abartılmıştı. Üzerine ne makaleler döşenilmiş, TV kanallarında ne yaman tartışmalar düzenlenmişti. Uğur Dündar neden çekilmiş, moderatör kim olsaymış... Önceden sorular istenmiş mi istenmemiş mi... Konuşulup durulmuş, kravatın rengine kadar çekiştirilmeyen konu bırakılmamıştı.

Müthiş yüceltilmişti: 17 senedir yapılmayan şey yapılıyormuş... İstanbul seçiminin düğümünü çözecekmiş!

C. Bşk. Erdoğan, “Tüm Türkiye inşallah tartışmayı izler. Son bir haftaya çok ciddi ışık verecek diye inanıyorum.” deyip ahaliyi iyice meraklandırmıştı. Onca maceralı sürecin sonunda C. Bşk. öyle dediğine göre, işin içinde bir iş var, örneğin İmamoğlu’nun başına bir çorap örülecek sanılmıştı. Tevatürün bini bir para edilip, milli maç heyecanıyla TV ekranlarının başına çöreklenilmişti.

Baştan söyleyelim. Pek kararsız kimse kaldığını sanmıyoruz, ama kararsızlara karar verdirtecek, hele karar vermişlerin oyunu değiştirtecek bir “maç” olmadı. BinAli Beyin rutinleşen faulleri sayılmazsa top hemen hep “orta saha”da kaldı. Taraflar tek bir gol pozisyonuna bile giremedi. Başlık gerçeği ifade ediyor: “Dağ fare doğurdu”!

İçerik, yani başkan olunduğunda izlenecek politikalar hemen hiç tartışma konusu olmadı. Zaten bir tartışma da yoktu. Birkaç üç dakikaya sığdırılmaya çalışılan bazı vaatler vardı sadece.

Seçim olunca tabii ki vaat olacak, hatta vaat salvoları havalarda uçuşacaktır. BinAli Bey gözlerini izleyiciden kaçıracak kadar kendine güvensiz ve agresifken, İmamoğlu, kendisine güvenli duruşu, söz hakkını savunması ama program formatına uymasıyla şekil olarak üstündü. Sağladığı avantajın üzerinden yürüyüp pekiştirmedi, ancak en ciddi üstünlüğü vaatler konusundaydı. “Vaatte bulunması sevindirici, ama vaat bizim hakkımız, BinAli Beyin vaatte bulunma hakkı yok. 25 yıldır onlar yönetiyorlar.”

Amiyane deyişle “25 yıldır yapmamışsın, bundan sonra yapacağım desen kim inanır?” Örnek mi? fabrikalarda örneğin kapatılmamış kreş bırakmışlar gibi, bilmem kaç tane “kreş açacağız” diyor! Ya da milyonlarca ağaç kesmişler. Sadece 3. Havaalanında milyonlarca. Ama BinAli Bey “Yeşil alan bir şehir için önemli” diyor. “Koridor projesi ile İstanbul’un derelerini ihya edecek ve ilave yeşil alan kazanacaklar”mış! Her yanı rant alanı bilip betonlaştıranların temsilcisi söylüyor bunu! Agresif davranmayıp müdahalelerde bulunmayıp puan toplayan İmamoğlu, bu konuda olduğu gibi lafı gediğine oturtma fırsatlarını kaçırmadı ama hiç: “Ben söylemedim. 25 yıldır bu kenti yönetenler kendileri ‘bu şehre ihanet ettik’ dediler.” “Kul hakkı yemek”, “kibir abidesi olmak” türünden gediğine oturtulan başkaları da vardı. Soru hakkını da iyi kullandı İmamoğlu: “25 yıldır neden suda ve otobüs fiyatlarında indirim yapmadınız, ben karar alınca yaptınız?” Yanıt, “Ekrem beyin indirimini değil bizim indirimimizi yaptık.” olabildi!

Dünya alem seçimi AKP’nin geçersiz kıldığını bilirken, “tercihimiz seçimin yenilenmemesiydi” diye başlayıp epey yalan ve yalancılık suçlamasında bulunması ilginçti BinAli Beyin. Yandaş medyanın argümanlarını kullanmaktan kaçınmadı. Getirisi olur mu –sanmayız. İmamoğlu da “yalan konuşmam” deyip kestirip attı.

Sayıştay’ın İstanbul Belediyesindeki israfa ilişkin raporu BinAli Beyin zaaf noktasıydı, golünü Beylikdüzü’de 11 kreş vaat edilip 1 tane yapıldığını söyleyerek atmaya çalıştı. Kürt sorununu iki konuşmacı da teğet geçti. “Belediye sosyal tesislerinde alkol olacak diyorlar, Beylikdüzü’de 10 sosyal tesis açtım, hangisinde alkol var?” diyen İmamoğlu’nun alkol yasakçılığıysa, hem kendi muhafazakarlığı hem de memleketin getirildiği muhafazakarlık düzeyi bakımından irkilticiydi!

Programın formatı hiçbir konunun açıklığa kavuşturulmasına elverir değildi. “FETÖ” ile ilgili soruyu BinAli Beyin “FETÖ’yü görmüşlüğüm, yurtlarında kalmışlığım yok” deyip geçmesi bu nedenle mümkün olabildi. Koca adamın yurtta kalacağı yoktu zaten, ama kardeş Gülen’in cenazesine katılmıştı örneğin, ortada kaldı Cemaat ilişkisi! Nasıl olmazdı yoksa? O kadar iktidar ortaklığı yapmış, içtikleri su ayrı gitmemişti!

Tartışmadan bir sonuç çıkmamıştı, ama sonuç aslında önceden belliydi. Zaten C. Bşk. da “sadece bir belediye başkanlığı, yani vitrinde bir değişiklik” deyip değişikliği peşinen kabullenmişti Tacikistan dönüşü.

Anlamazlıktan geldiği, “yabancı medyanın İstanbul seçimiyle niye bu kadar ilgilendiği”ydi? “Vitrin değişikliği” olacağı içindi, başka niçin olsun!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa