17 Haziran 2019 04:12

Brasilgate

Paylaş

Meksika’nın ABD’nin ticari yaptırımlarından -bir süreliğine de olsa- kaçınabilmiş olması geçtiğimiz günlerde en çok tartışılan konulardan biri oldu. Meksika Dışişleri Bakanının başkanlık ettiği heyet, yeni oluşturulan Ulusal Muhafızlar’ın ülkenin güney sınırını göçmen geçişlerine kapatacağına yönelik taahhüt vererek ABD’nin gümrük vergilerini yükseltmesini şimdilik önleyebildi. Bir hafta içerisinde ise Meksika’nın güney eyaletlerinde yakalanan göçmen sayısının hızla arttığını görmek mümkün; sadece Veracruz’da yaklaşık 800 göçmenin yakalanması Obrador

Hükümetinin ABD yaptırımlarından kaçınabilmek için artık daha sıkı bir göçmen politikası izleyeceğinin işaretini veriyor. Tam da Başkan Cardenas’ın sığınma hakkı tanıdığı binlerce İspanyol’un faşist Franco ordularından kaçarak Veracruz limanına ulaşmasının 80. yıl dönümünde!
Ama belki de şok dalgası yaratan en önemli haber Brezilya’da şimdiki Adalet Bakanı Sergio Moro’nun ‘Araba Yıkama’ (Lava Jato) adı verilen yolsuzluk operasyonu süresince davayı nasıl manipüle ettiğini ortaya koyan telegram yazışmalarının ortaya çıkması oldu. Dilma Rousseff’i başkanlığından azlettiren, Lula’yı hapse attırarak İşçi Partisi’ni (PT) iktidardan deviren, sözde yolsuzlukla mücadeleyi, kampanyasının ana unsuru yapan Bolsonaro’yu da neredeyse iktidara taşıyan yolsuzluk operasyonu Araba Yıkama’nın o zamanki hâkimi olan Moro’nun, davanın savcısı olan Deltan Dallagnol ile olan yazışmaları, aslında Moro’nun davayı ve operasyonu kademe kademe şekillendirdiğini, savcı ekibini iddianameyi nasıl oluşturacakları konusunda yönlendirdiğini, aramaları, sorgulamaları ve yakalamaları hangi sıra ile yapmaları gerektiğini belirlediğini açığa çıkarıyor.

The Intercept Brasil’de Pulitzer ödüllü Glenn Greenwald’ın makalesinde ifşa edilen yazışmalar ayrıca operasyonu yöneten savcıların da kendi aralarında Lula’yı yolsuzlukla ilişkilendiren kanıtların aslında ne kadar niteliksiz ve temelsiz olduğunu kabul ettiklerini gösteriyor. Savcıların kendi aralarındaki telegram yazışmalarında, yolsuzluk skandalı ve Lula’yı ilişkilendirilen sahildeki tripleks villanın aslında Lula’ya ait olmayabileceğini kabul ederek bu kısmın bir şekilde güçlendirilmesi gerektiğini konuştukları anlaşılıyor. Çünkü bu tripleks daire Lula’yı Odebrecht şirketinin Petrobras’tan aldığı kamu ihalelerine karşılık geliştirdiği rüşvet mekanizması ile ilişkilendiren yegâne kanıttı. 

Aynı zamanda yazışmalar Moro ve savcı ekibinin politik olarak İşçi Partisi’nin iktidara dönmemesi için ne kadar azimli olduklarını da ortaya koyuyor. Davanın savcılarının telegramdaki ortak gruplarında, seçimlerin ikinci turundan hemen önce Anayasa Mahkemesinin ülkenin en büyük gazetelerinden biri olan Folha de São Paulo’nun hapisteki Lula ile mülakat yapmasına izin vermesini nasıl engelleyebileceklerini tartıştıkları, bu mülakatın ikinci turda İşçi Partisi adayı Haddad’ın kazanmasına sebep olabileceğini düşündüklerini ve bu yüzden engellenmesi gerektiğini söyledikleri de görülüyor.

Adalet Bakanı Moro ise bu iddialara şimdilik kısa bir cevap vererek savcıların cep telefonlarına kimin ve nasıl ulaştığının belli olmaması ve makalenin bu suça iştirak ettiğini belirtmekle yetindi. Mesajların kaynağının gizli kalacağını tahmin etmek ise güç değil. Ancak, yazışmaların

Brezilya tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonunun nasıl politik amaçlarla kullanıldığını ortaya koyarak güvenirliliğini yitirmesine ve Lula’nın özgürlüğünü biraz daha yakınlaştırmasına kesin gözü ile bakmak gerekiyor.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa