08 Haziran 2019 04:50

İstanbul seçimi, ülkede siyasi değişimin önünü açacak!

Paylaş

23 Haziran seçimi yaklaştıkça AKP’deki kafa karışıklığı büyüyor.

Bu karışıklık, halkla karşı karşıya geldikleri her yerde de paniğe dönüşüyor.

31 Mart seçiminde; “Kürt düşmanlığı” üstünden “AKP ve MHP oylarını konsolide etmek” için Kürdistan diyene “Burada Kürdistan yok, Kürdistan diyenler Yallah Kürdistan’a!” diyen Erdoğan, İstanbul seçimini böyle kazanamayacağını görünce, Binali Yıldırım’ı Diyarbakır’a gönderip, “Kürdistan olmaz mı, daha savaş yıllarında bile Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde Kürdistan mebusu da vardı” dedirtti!

Ama öte yandan AKP; MHP ile oyları “konsolide etmek” için İmamoğlu’nun Trabzonlu olması üstünden “Bizans”, “Yunan”, “Pontus” fobilerini öne çıkararak, ırkçılık ve milliyetçilik istismarcılığında sınır tanımadığını gösterdi.

AKP’NİN KADİM BÖLGESİNDE KOPUŞ ALAMETLERİ

Böylece AKP ve Erdoğan, İmamoğlu karşısında ırkçı milliyetçi odakları birleştireyim derken Trabzonlular, hatta kuruluşundan beri AKP için en sorunsuz bölge olan tüm Doğu Karadenizle karşı karşıya geldi.

Hem de ne karşı karşıya geliş!

Kendisi de Trabzonlu olan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Trabzon Havalimanı’nda Trabzonlular tarafından protesto edilmesine kadar gelindi. “Ben Gabar’dan geliyorum”, “terörle mücadele”, “şehitler, gaziler”,... üstüne söylemlerini de Trabzonluların artık yutmadıkları görüldü! Dahası, “İstanbul’u İmamoğlu kazanırsa Bizansçılar, Yunanlılar kazanır”,... gibi ırkçı-şoven palavralara Karadenizlilerin artık pirim vermediği görüldü.

Nitekim İmamoğlu, sadece Trabzon’da değil Ordu ve Giresun’da da adeta “milli bir kahraman” gibi karşılandı!

31 Mart seçimi sonrasında oluşan tabloyu daha net görebilmek için AKP’deki kafa karışıklığı olarak ortaya çıkan “tükenmişlik” haline MHP’nin düştüğü durumu da eklersek, Cumhur İttifakı’nın geldiği yer de açıkça görülecektir.

BAHÇELİ, MİTİLİ İSTANBUL’A SEREMEDİ!

YSK’nin, İstanbul seçimini iptal etmesini büyük bir coşkuyla karşılayan MHP Genel Bakanı Bahçeli, “Mitili İstanbul’a atıp gece gündüz Binali Yıldırım’ın seçimi kazanması için çalışacağım” demişti. Bu çalışma MHP yönetimi tarafından, “Taşra illerinden İstanbul’a getirilecek MHP militanlarının İstanbul’a yerleşmiş eski hemşerilerini Yıldırım’a oy vermeleri için ikna edilmesi” olarak açıklanmıştı. 

Bu açıklamadan hemen sonra “mitilini” alıp İstanbul’a gelen Bahçeli, belki AKP ile de konuşarak, mitili İstanbul’a seremedi ve Ankara’ya geri döndü.

Bir daha da “mitil”le ilgi bir laf söylemedi!

O günden beri de kendisini Ankara’da klasik otomobiliyle Ferdi Tayfur’dan yanık arabesk şarkılar dinleyerek, Ankara caddelerinde tur atarken görüyoruz!

Oysa Bahçeli’nin planı belki 2015 7 Haziran’ı öncesindeki seçimlerde olsaydı, başarılı olabilirdi. 

Ne var ki, İstanbul’un emekçi semtleri artık; savaş ve yoksulluğun yerinden ettiği, aidiyetini, hemşericilik, tarikat ve cemaat çevrelerinde bulan, hayatta kalmak kaygısı dışında bütün taleplerini bir yana koymuş, sermaye partilerinin “Zübükzadeleri”nin üstünde tepindiği bir kalabalık değildir.

Tersine son yıllardaki araştırmalar gösteriyor ki; İstanbul’da doğan gençler, eğitimli gençler, eğitimli kadınlar, çalışan kadınlar, belirli bir işe sahip, dün AKP’ye oy veren kesimler içinde AKP’ye oy verenlerin sayısı hızla azalmaktadır.

AKP VE MHP’NİN 23 HAZİRAN PLANLARI GERİ TEPİYOR

Bu; kentlileşen genç nüfus için kent yaşamanın getirdiği eğitim, sağlık, düzenli bir iş, gelecek güvencesi olan bir yaşam,... gibi modern taleplerin öne çıktığı anlamına gelmektedir. Ki, uzun yıllardır bu kesimleri ucuz işgücü ve siyasetinin dolgu maddesi olarak gören ve onların milliyetçilik, din, inanç, gelenek görenek,... gibi duygularını istismar eden AKP bir zamandan beri, onların bu “modern” taleplerini de istismar etmektedir.

Bu yüzden de AKP’nin “inandırıcılığı”nın giderek ve hızla azalıyor olmasının arkasında asıl olarak bu sınıflaşmanın olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bu yüzdendir ki, Bahçeli’nin Anadolu’dan militan getirerek İstanbulluları “ikna etme” planı; yeni İstanbul’da tersine tepeceği, kendileri için çok tehlikeli sonuçlarının da olacağı bir plandır. 

Tıpkı AKP’nin, İmamoğlu’ya “Pontus”, “Yunan”, “Bizans” fobisi üstünden yürüttüğü saldırı kampanyasının geri tepmesi gibi!

Tıpkı Binali Yıldırım’ın “Diyarbakır seferi”nin Kürt seçmenini ikna etmek bir yana, AKP’nin düştüğü samimiyetsizlik çukurunun ne kadar derin olduğunu göstermekten öte bir işe yaramaması gibi!

İSTANBUL SEÇİMİ, DEĞİŞİMİN DE ÖLÇÜSÜ OLACAK

İstanbul’daki sınıfsallaşmanın geldiği aşama ve bunun siyasete yansıyacak bir seviyeye gelmiş olması, “İstanbul seçimi” etrafındaki mücadele, Türkiye sathında bir değişimi de teşvik edecek gelişmelerin önünü açmış görünmektedir.

İleri olanın geri olanı asimile etmesi gibi, ülkenin ekonomisinin en önemli merkezindeki bu değişimin, siyasette de tüm ülkede ciddi bir değişimi motive etmesinin işaretleri olarak açıkça ortaya çıkmıştır.

Son yıllardaki ilk hilesiz hurdasız seçim olan 31 Mart’ta ülke sathında bu her biri birer küçük İstanbul olan birçok kentte İstanbul’daki değişime benzer gelişmeler açıkça görüldü. “Tekrar seçim”, İstanbul’da bu gelişmelerin daha iyi görülmesini sağladı.

Nitekim 31 Mart’tan bugüne kadar geçen bir buçuk ayda bu daha da açık hale geldi.

23 Haziran’da sandıklardan çıkacak oylarda da eğer büyük bir “hile-hurda” yapılarak sonuçlar değiştirilmezse, yukarıda sözünü ettiğimiz gelişmelerin açıkça “ölçüsü” olacak bir sonucun çıkacağını söylemek yanlış olmaz. 

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa