04 Haziran 2019 05:00

Bir kez daha(*); her şeye rağmen bayramınız kutlu olsun!

Paylaş

Bugün, Ramazan Bayramı’nın birinci günü!

Önümüzdeki üç gün boyunca da tüm İslam dünyasında kutlanacak.

Bu yıl Türkiye’nin halkları, Ramazan Bayramı’na;

1) Art arda gelen seçimlerde din istismarcılığında her tür sınırın yıkıldığı

2) Krizin daha da görülür hale getirdiği işsizlik ve yoksulluğun, nüfusun önemli bir çoğunluğu için can acıtıcı hale geldiği koşullarda girdi.

İstanbul seçimini ne pahasına olursa olsun almak isteyen Erdoğan ve partisi AKP, Ramazan boyunca iftar, sahur, teravih, Kadir Gecesi, cuma... demedi; siyasi amaçlarına varmak için her vesileyle dini istismar etmekte bir sakınca görmedi. Hatta dinen kutsal sayılan bu vesileleri, rakiplerine karşı bir “din-mezhep savaşı” veriyor edasıyla, giriştikleri “kutsal savaş”ın dayanağı olarak gördü, gösterdi.

Bu tutum Ramazan’da; bir devlet memuru olan Diyanet İşleri Başkanını da yanlarına alarak, bugüne kadar açıkça siyaset alanı yapmaktan çekindikleri camileri ve cami önlerini birer siyasi miting alanına çevirmeye, Diyanet personeli din görevlilerini sözcüleri olarak kullanmaya kadar vardı!

BAYRAM DEYİNCE AKLA GELEN: BAYRAM BENİM NEYİME!

Dini bayramların son kalan değerleri, din kardeşleri arasında “barışma” ve zenginlerin “yoksul din kardeşlerine yardımı”dır.

Ama bu en temel değerler bile uygulamada, zenginlerin zenginliklerini yoksulların suratına çarpması olmuştur. Kapitalizm çağında zengin ve yoksul uçurumu olağanüstü büyüdüğünden bu “çarpma” bir aşağılamaya, ezmeye dönüşmüştür.

Dün gazetemizde çıkan haberlerde açıkça görüldüğü gibi, Ramazan Bayramı, işçiler (işsizler), emekçiler için bayram, bir “varların emekçiler lehine bölüşüldüğü”, yoksulların da bir biçimde sevindiği değil, “Yoklar Bayramı”, yoksulların yoksulluklarıyla yüzleştikleri bir bayram olmuştur.

Üstelik de;

Kriz baskısıyla resmi işsiz sayısının 5 milyona dayandığı (gerçek işsizliğin 8 milyona yaklaştığı), Asgari ücretlinin yılbaşında aldığı zammın daha şimdiden eridiği,Patronların TİS’leri ucuza kapatmak, krizin faturasını işçilere çıkarmak için yeni manevralar yaptığı, (TÜPRAŞ sözleşmesinin YHK’ya götürülmesi gibi) Emekçinin enflasyonunun yüzde 40’lar dolayında olduğu koşullarda girilen bu yılki Ramazan Bayramı, önceki bayramları aratan bir bayramdır.

Bu yüzdendir ki, “bayram”dan söz edildiğinde, her yıl giderek daha çok emekçinin aklına, o çok bilinen türkünün, “Bayram benim neyime kan damlar yüreğime...” dizeleri gelmektedir.

İSTANBULLUYA TATİLDE DE RAHAT HUZUR YOK!

Daha bayram öncesinden halka sanki bir müjdeymiş gibi verilen mesajlardan da anlaşılıyor ki, Ramazan’ın değerlerini oy uğruna istismar eden, bunu “AKP’ye oy vermeyen cennete gidemez”e kadar götüren AKP, bayramın değerlerini ve ritüellerini de istismar etmekten geri durmayacaktır. Üstelik bu din ve yoksulluk istismarcılığını, AKP ve MHP, uzun bayram tatilini vesile ederek, tüm diğer kentlere de yayacaktır. Nitekim bu partilerin önde gelenlerinin yaptıkları açıklamalardan, milletvekilleri ve yerel örgütlerin, İstanbul’dan tatile giden ya da memleketine giden seçmenlerin Binali Yıldırım’a oy vermesi yönünde “ikna edilmesi” için seferber edileceğini açık bir biçimde anlıyoruz.

Bu da demektir ki AKP ve MHP, Ramazan’da olduğu gibi bayramda da din ve yoksulluk istismarcılığında sınır tanımayacaktır!

Bu demektir ki, akraba ziyaretine ya da tatile giden İstanbullulara bayramda da rahat huzur yoktur!

Bu demektir ki, Türkiye’nin halkları 2019’un Ramazan Bayramı’nı; önceki yıllara göre ağırlaşan yaşam koşullarının yanısıra, iktidarın din ve yoksulluk istismarında sınır tanımadığı koşullarda karşılamaktadır.

Biz de bu ağır koşullara karşın, bayramı kutlamaya çalışan herkesin bayramını kutluyoruz.

(*) Çünkü artık her bayramda, “Her şeye rağmen” demeden bayramın kutlanması için gerekçe bulmak çok zorlaştı. Hele de bir önceki bayramda “Her şeye rağmen kutluyoruz” ifadesi öne çıktığı için, başlığa “Bir kez daha” demek gerekti!

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa