26 Mayıs 2019 00:25

Krizi yönetme biçimi olarak "en zayıf halka"

Paylaş

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi tüm bilim insanları için cazibe merkezi haline getireceklerini söyleyerek “İlme sevdalıysanız ilmin, ilim adamlarının önünü açacaksınız” dediği günden bir gün önce Prof. Füsun Üstel için infaz hakimliğinin açık cezaevine geçmesi yönünde verdiği karar bozuldu. Lyon 1 Üniversitesi Matematik Bölümünden Doç. Tuna Altınel 13 gündür cezaevindeydi. 406 akademisyen sadece barış talebi olan bir bildiriyi imzaladıkları için ihraç edilmişti. Siyasetçilerin ve medyanın akademisyenleri hedef göstermesinin ardından, Dr. Mehmet Fatih Traş’ın önce çalıştığı okuldaki dersleri elinden alındı, ardından başvurduğu okulların her birinden geri çevrildi. Traş, 25 Şubat 2017’de intihar etti. Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü ölümünün ardından “Doktora eğitimini tamamlamış olması nedeniyle 2547 sayılı kanunun 50-d maddesi gereği, araştırma görevlisi kadrosu ile ilişiği kendiliğinden sonra ermiştir” açıklaması yaptı. Buna yol açan siyasal baskının, güvencesizliğin adını anmadı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Yeni Ekonomi Programı’nı açıklayıp 2019 için işsizlik oranının yüzde 12,1 olarak öngörmesi ve “kıdem tazminatı reformu” müjdesi vermesinden birkaç gün sonra Kocaeli’nin Körfez ilçesinde yaşayan İsmail Devrim, oğluna okulda giyeceği bir pantolon alamadığı için intihar etti. Kocaeli Valiliği Devrim’in intiharının psikolojik nedenlere bağlı olduğunu belirtme gereği duyarken, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazılı açıklama yaparak “Habere konu kişinin herhangi bir borcunun bulunmadığı, oturduğu evin kendisine ait olduğu, ailesiyle bir geçimsizliğinin olmadığı ve Dilovası ilçesinde bir şirkette çalıştığı tespit edilmiştir” dedi.

Eyüp Dal 8 Mayıs’ta Gaziantep’in Şahinbey belediyesi önünde kendisini yaktığında eşinin ifadesiyle altı senedir işsizdi, son çare başvurduğu belediyeden de geri çevrilmişti. Ancak belediye yemedi içmedi Dal’ın peşine düştü ve ailesinin mal varlığından, babasının emekli maaşına, geçmişine, oturdukları evin katlarına kadar özel bilgiler içeren utanç verici bir açıklama yaptı. Verilmek istenen mesaj yine aynıydı, mesele Dal’ın onurlu yaşam sürmek istemesi, yaşadığı çaresizlik değil psikolojik sorunlarının olmasıydı.

İş, iş güvencesi, emeklilik gibi talepleri istismar olarak gören iktidar bunun sonuçlarıyla baş edemeyenleri de ‘zayıflar’ olarak işaretliyor. Medyası da yaşadığımız ekonomik ve siyasi krizin sebeplerine odaklanmak yerine bireysel hikâyeleri deşerek buna destek veriyor. Manisa’da atama beklerken bir fabrikada işçi olarak çalışan ve bir iş cinayetiyle hayatını kaybeden sosyal bilgiler öğretmeni Hasan Songur’un ardından sosyal medyada yayılan ve ‘sisteme uyum sağlayamıyorsan öl zaten’le özetlenebilecek o dehşet verici konuşmayı içeren video bu zihniyetin sansürsüz hali aslında.  

İş bulamıyorum efendim, ben iki üniversite mezunuyum işim yok şu anda” diyen kadına “Kocan ne yapıyor?” diye sorabilen, kadının “Şu anda işi var çalışıyor” cevabının ardından güvencesizliğine yaptığı vurguyu görmezden gelip  “Gördün mü?” diyerek müstehzi bir gülümsemeyle arkasını dönen iktidarı kendi seçmeni de sorguluyordur ve bu durum ona oy kaybettirecektir elbet. Lakin yalnızca bu kibri göstermek yeterli değil. Genç kadın işsizliği yüzde 30’un üzerine çıkmışken onlara çare olarak “koca”yı göstermenin ondan çok daha hızla artan erkek şiddetiyle bağını kurabilen, buna isyan edeni, kendini savunanı indirimsiz müebbetle cezalandıran, koruma kararına rağmen kocanın uluorta, çocuklarının önünde cinayet işlemesine göz yuman adalet sistemini de her daim akılda tutan bir bakış açısına ihtiyaç var. Israrla ‘anomali’ diye yaftalanan tüm bu vakaları, altında yatan toplumsal krizle birlikte durmadan anlatmak gerekiyor ve burada en çok medyaya görev düşüyor.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa