24 Mayıs 2019 23:00

Özgürlük

Paylaş

1924 yılında kurulan Dünya Satranç Federasyonunun sloganı ''Gens Una Sumus''tur. Latince olan bu kelime ''Biz bir aileyiz'' anlamına geliyor. Unutturulmuş bu gerçeği heybeme koyarak, yaklaşık bir yıldır bu köşeden yazdığım satrancın sorunlarına hepimizin farklı bir pencereden bakma zamanının geldiğini düşünüyorum. Kişisel husumet taşıyanların ve çıkar peşinde koşan sırtlanların satranç ailesine verdiği zararı önlemek için, satrancın geleceğini düşünenlerin dikkate alınması ve katkı sunabilecek bu kişilerin bir araya gelmesi gerekiyor. Sonrasında, kulüpleri ekonomik özgürlüğe kavuşturacak ve delege sistemini yeniden düzenleyecek bu satranç severler iş başına getirilmeli. Böylelikle kulüpler özgürce ve sadece satrancın gelişimi adına oy kullanabilirler.  Delegelerle ilgili mevzuatın değiştirilmesiyle beraber, belli kriterleri taşıyan antrenör, hakem ve sporcuların delege olmalarının önü açılmalıdır. Yöneticilerin güç zehirlenmesine kapılmasını engellemek, yönetimin kontrol altına alamayacağı şekilde delege sayısının arttırılması ile mümkün olabilir. Maalesef bizde federasyon satrancı değil, kulüpleri yönetmeye çalışıyor.

Dernekler kanunu yüzünden ticari faaliyet yapamayan satranç kulüplerinin maddi yönden güçlenmesi için çalışması gereken kurum kuşkusuz Türkiye Satranç Federasyonudur. Oysa eğitim kulüplerine yapılan yardımlar federasyonun uzattığı minik bir havuçtan farklı değil. Türkiye İş Bankası sponsorluğunda yapılan Süper Ligde mücadele eden ve dünyaca ünlü oyuncular transfer eden kulüplere verilen para bile, yine federasyonun anlaşma yaptığı turnuva oteline ödendiği için kulüplerin kasasına tek kuruş girmiyor. Şampiyon olan takımın sadece kupa aldığı bir ligde, sponsorların desteği sürdürülebilir bir durum olamaz. Beşiktaş dışındaki büyük spor kulüplerinin satranç liglerinde yer almıyor olması, satrancın popülaritesinin bir göstergesi ve mevcut yönetimin beceriksizliğidir. Satrancın değil federasyon yöneticilerinin televizyonlarda yer bulması, satranca olan bakış açılarını zaten özetliyor.

Kulüplerin en önemli kaynaklarından birisi yetiştirdiği sporculardır. Transfer yönetmeliği kulüplerin güçlenmesi yönünde olması beklenirken, Yıldızlar ve Küçükler liglerinin önem kazandığı bu dönemde dahi, mevcut yönetmelikle kulüplerin güçlenmesi kasten engelleniyor. 

Her zümrenin kendisini yönetmesi en -temel hak olmasına rağmen satranç camiası olarak maalesef bunu unutmuş bulunmaktayız. Türkiye Satranç Federasyonunu ele geçiren tüccarların ve politikacıların kıskacı altında satrancın gelişmesini beklemekle ömür tüketiyoruz. Ülke satrancının sürekli geriye gitmesi, dağ gibi büyüyen sorunların görmezden gelinmesinden kaynaklanıyor. Emek verdiğimiz bu güzide sporun içinin bu şekilde boşaltılması benim içime sinmiyor. Bu ivmeyi tersine çevirmek ve bu çöküşten kurtulmak pekala mümkün ve hatta zorunlu. Düzenin devam etmesinden en çok zararı gören kulüplerin gidişata dur diyerek özgürlüklerini kazanmak için birlikte hareket etmeleri hayati olmakla beraber, bunun federasyon kontrolündeki göstermelik toplantılarla gerçekleşmeyeceğini söylemek mümkün.

Gözlerinizi kapatıp bir an hayal edin. Ülkemizdeki tanınmış büyük spor kulüplerinin satranç liginde yer aldığını, televizyonlardaki spor programlarında satranç turnuvalarının canlı yayınlandığını, maçların yorumlandığını, Türkiye şampiyonalarında Büyük Ustaların mücadelelerine tanık olduğunuzu, gençlere örnek olabilecek idol oyuncuların belgesellerini izlediğinizi, Türkiye'nin dünyada güçlü bir satranç ülkesi olduğunu ve bunun bütün ülkeyi dönüştürebileceğini. Sonra ''gözünüzü açıp'' yazının başlığın bir daha düşünün.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa