23 Mayıs 2019 23:50

Emperyalist bloklar arasında sıkışan ‘dünya lideri’!

Paylaş

Tek adam rejimi ve medyadaki sözcüleri uzunca bir dönem Erdoğan’ın ‘dünya lideri’ olduğu söylemini ağızlarından düşürmediler.

Bilindiği gibi ABD’nin bölgede (Ortadoğu) kendi egemenliği önünde engel olarak gördüğü rejimleri ortadan kaldırma hamlesi, Rusya’nın Suriye’ye etkin müdahalesi ile ters tepti. Bölgede iki emperyalist güç/blok (ABD-Batı ve Rusya-Çin) arasındaki mücadele yeni bir boyut kazandı.

Erdoğan iktidarı, ABD emperyalizmiyle iş birliği halinde ve ‘bölgesel liderlik’ iddiasıyla Suriye’ye müdahalenin öncülüğüne soyunmuştu. Ancak hem Esad rejimini devirme girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması ve hem de oluşan denge durumunda askeri ve siyasi olarak güç ve etkilerini arttıran Kürtlerin bölgesel bir tehdit haline gelen IŞİD’e karşı mücadelede öne çıkmaları, Türkiye’yi giderek ABD ile karşı karşıya getirmişti. Çünkü ABD, bölgede sarsılmaya başlayan hegemonyasını sağlamlaştırmak için ‘IŞİD ile mücadele stratejisi’ni geliştirip bu strateji kapsamında Kürtlerle iş birliğini geliştirdi. Erdoğan iktidarı ise, Suriye Kürtlerini en büyük tehdit ilan edip Kürtlere ve Esad rejimine karşı radikal İslamcı gruplarla iş birliğini sürdürdü.

ABD ve Türkiye arasındaki gerilim 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında Erdoğan iktidarının Rusya ile yakınlaşması ve iş birliğine yönelmesi sonucunu doğurdu. Rusya’nın ‘olur’u ile Suriye’nin kuzeyinde Kürtlere karşı önce Fırat Kalkanı ve Sonra Afrin operasyonları yapıldı. Rusya, NATO üyesi Türkiye’yi bölgede ABD ile karşı karşıya getirebilmek için Erdoğan iktidarına çeşitli tavizler verip hareket alanı sağladı. Bu iş birliği NATO üyesi Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemini alma anlaşması yapmasıyla yeni bir boyuta taşındı.

İşte bu süreçte Erdoğan, iki emperyalist güç/blok arasındaki çelişkileri kullanabiliyor olmayı fırsata çevirmek ve Suriye’ye müdahale sürecinde dünyada bozulan imajını düzeltmek için “Dünya 5’ten büyüktür” söylemini kullanmaya başladı. Bu söylem üzerinden havuz medyasında Erdoğan’ın “Emperyalistlere ayar çeken bir dünya lideri” olduğuna dair methiye üzerine methiyeler yazıldı.

Son dönemlerde artık etkisi zayıflamış olsa da zaman zaman Filistin’e yönelik İsrail saldırganlığı ve yakın dönemlerde dünyanın öbür ucundaki Venezuela’da ABD’nin darbe girişimine karşı tutum alınarak -ki bu tutumun siyasi etkisi oldukça sınırlıdır- Erdoğan’ın ‘dünya lideri’ olduğu söylemi ve imajı canlı tutulmaya çalışılıyor.

Peki, ya gerçekler?

ABD medyasında (en son CNBC) ABD Dışişleri Bakanlığına dayandırılan haberlerde S-400’ler konusunda karar vermesi için Türkiye’ye iki hafta süre tanındığı haberleri yapılıyor. Trump yönetimi, Erdoğan iktidarını Rusya’dan S-400’leri almaktan vazgeçmemesi halinde F-35 savaş uçakları programından çıkarmakla ve yeni ekonomik yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyor. Öte yandan ABD, Kürt sorununda ülke içinde uyguladığı politikanın bir devamı olarak Suriye Kürtlerini tehdit olarak gören Erdoğan iktidarını kendi politik eksenine çekmek için Suriye’nin kuzeyinde ‘güvenli bölge’ konusunda pazarlıklar da yapıyor. Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey ‘Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonunda yaptığı değerlendirmelerde ‘güvenli bölge’ konusunda Türkiye ile görüşmelerin devam ettiğini açıkladı. Yani ABD, Erdoğan iktidarına karşı ‘sopa-havuç’ taktiğini uyguluyor.

ABD’nin hamleleri karşısında Putin’in Erdoğan iktidarı ile iş birliğini sonuna kadar zorlayacağını tahmin etmek zor değil. Ancak burada da ilişkilerin pürüzsüz olduğu söylenemez. Çünkü bir yandan Erdoğan iktidarının İdlib’deki cihatçı grupların tasfiyesi konusundaki sözlerini tutmaması nedeniyle Rusya, askeri bir operasyonun kaçınılmazlığını sıklıkla yineliyor. Öte yandan Rusya da ABD etkisini sınırlamak için zaman zaman kesintiye uğrasa da Suriye Kürtleri ile Suriye’nin geleceği konusunda görüşme ve pazarlıklar yapıyor.

Ve ayrıca Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna müdahale girişimlerine karşı tutum alarak sınır bölgelerinin denetiminin Suriye rejimine devredilmesi gerektiğini savunuyor. Sonuç olarak ‘dünya liderimiz’ şimdi zorlu bir sınavla karşı karşıya. Rusya’dan S-400 alımı konusunda ısrar ederse ABD ve batılı emperyalistler tarafından hem ekonomik ve hem de askeri olarak ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. S-400’lerin alımından vazgeçerse Suriye denkleminde Rusya’nın ‘olur’u ile dahil olduğu bölgelerden çekilmek zorunda kalacak ve pazarlık gücü önemli oranda zayıflayacak.

Dün emperyalistlere kafa tuttuğu söylenen dünya liderimiz, şimdi kendi iktidarının bekası için hangi emperyalist güce/bloka yedeklenmek gerektiği konusunda kara kara düşünüyor!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa