22 Mayıs 2019 23:30

Güvensizlik girdabı

Paylaş

Türkiye’de ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan genç nüfus başta olmak üzere, toplumun geniş bir kesiminde ekonominin ve ülkenin geleceğine ilişkin büyük bir güvensizlik olduğu görülüyor. Gelecek korkusu içinde kendine ve geleceğe olan güvenini kaybetmiş, ileride ne olacağının belirsizliği içinde umutlarını yitirmiş bireylerin sayısı hiç olmadığı kadar artmış durumda.

Ülkenin iktidar eliyle sonu belirsiz bir kaosun içine itilmeye çalışıldığı mevcut koşullarda hiç kimse birkaç ay sonra ne olacağını öngöremiyor. Milyonlarca emekçinin, halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak yerine, iktidarın siyasi tercihleri doğrultusunda şekillendirilen ekonomik ve toplumsal ilişkiler, toplumun büyük bölümünü ciddi bir güvensizlik girdabına doğru sürüklüyor. Hanelerden çarşı pazara kadar geniş bir alanda yetkisini hissettiren ekonomik krizin toplumda yarattığı güven bunalımını ortadan kaldırmak yerine daha da derinleştiren adımlar atılıyor.  

Ekonominin bütün alanlarında olduğu gibi, hukukta, eğitimde, çalışma yaşamında, iç ve dış politikada belirgin bir şekilde kendisini hissettiren olumsuzluklar, ülke nüfusunun büyük bölümü açısından iktidara yönelik güvensizliği de en üst noktaya taşıdı. Erdoğan’ın 31 Mart yerel seçim sonuçlarına ilişkin ‘Karnını doyuruyorsunuz, her türlü ihtiyacını karşılıyorsunuz yine de oy vermiyor’ diyerek, seçmenleri nankörlükle suçlayan sözlerine bakılırsa, durum tahmin edilenden çok daha vahim boyutlarda. 

Merkez Bankası ve TÜİK tarafından düzenli yapılan tüketici ve üreticilerin genel ekonomik durumuna ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini gösteren güven endekslerinde belirgin bir kötüleşme yaşanıyor. Ülkenin ekonomik gidişatı açısından önemli göstergelerinden birisi olan tüketici güven endeksi, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 13 oranında azalarak 55.3 olmuş. 

Tüketici güven endeksi, ölçülmeye başlandığı 2004’ten bu yana en düşük değerini mayıs 2019’da görürken, 2008 krizinin en etkili olduğu döneminde bile bu kadar gerilememiş. Nisan ve mayıs aylarında bu kadar keskin düşüş yaşanmasının en önemli nedeni YSK’nin İstanbul seçimi ile ilgili hukuksuz kararı olduğu ve bu durumun ekonominin geleceğine yönelik belirsizliği ve güvensizliği ciddi anlamda arttırdığı görülüyor. 

Geçtiğimiz bir yıl içinde işini kaybedenlerin sayısı 1 milyon 376 bine ulaştı. TÜİK’in son resmi verilerine göre şubat 2019 itibarıyla resmi işsiz sayısı 4 milyon 730 bine çıkarken, geniş tanımlı işsiz sayısı 8.5 milyona dayandı. Tıpkı güven endekslerinde olduğu gibi işsizlik oranları açısından da tarihin en kötü dönemi yaşanıyor. 

Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşulların asıl sorumlusunun kimler olduğu, doğrudan iktidar eliyle yaratılan ve derinleştirilen ekonomik ve siyasi istikrarsızlık ortamının milyonlarca emekçinin günlük yaşamını nasıl kötüleştirdiğini görmek, geleceğe yönelik en küçük olumlu beklentilerin bile ‘tek adam rejimi’ uygulamalarıyla nasıl birer birer yok edildiğini görmek için iktidarın sadece son bir yıllık yönetim pratiğine bakmak yeterli.

Ekonomiye ilişkin olarak açıklanan veriler, genelde geçmiş aylardaki durumu yansıtırken, güven endeksleri içinde bulunulan dönemi yansıtır ve yakın geleceğin nasıl olacağına ilişkin önemli ipuçları verir. Önümüzdeki aylarda iç ve dış politikada yaşanması beklenen sorunlara ek olarak, ekonomide yaşanan daralmanın sürmesi nedeniyle işsizlikteki artış eğiliminin devam edecek olması, bir taraftan ‘Her şey çok güzel olacak’ hayalleri kurulurken, diğer taraftan gerçekte ‘Her şeyin çok zor olacağı’ bir döneme girdiğimizi gösteriyor.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa