22 Mayıs 2019 23:50

Gerçek, yalanı köşeye sıkıştırdı; havuz medyasına sansür geldi!

Paylaş

Binali Yıldırım seçim kampanyasında halkla karşı karşıya geldiği her yerde, yanıtı zor sorularla karşılaşıyor. Bu sorulara ya yanıt vermeyi erteliyor ya da suyuna tirit yanıtlarla geçiştiriyor.

AKP sözcüleri ve AKP adına konuştuğu bilinen pek çok kişi de ekonomi ve siyasetle ilgili konularda ne söyleyeceklerini şaşırmış durumdalar. Örneğin birinci gün “Oyumuzu çaldılar!” diyerek sahaya çıkıyorlar ama ikinci gün “Oylarınız nasıl çalındı, kim çaldı” sorusuyla karşılaşıyorlar. Yanıtları ise “Sandık başkanları, tipine bakarak bize oy verecek kişilere pusula vermedi” gibi kimsenin inanmayacağı yanıtlar oluyor. Üçüncü gün ise, “Seçimi biz iptal ettirmedik YSK iptal etti” demek zorunda kalıyorlar.

Ama Erdoğan ve Yıldırım ekibi, sadece siyasetle değil ekonomiyle ilgili sorular karşısında da çok zordalar. Çünkü “EYT’liler” ve “3600 ek gösterge” gibi konularda Erdoğan ve AKP sözcüleri başka, Yıldırım başka konuşuyor. Taleple karşısına gelen herkese “Seçimden sonra bunları yapacağız” diyerek, pişkin bir yüz ifadesiyle mavi boncuk dağıtmaya devam ediyor.

BELEDİYELERİ YAĞMANIN, BELGELERLE TEŞHİRİ ÖNEMLİ OLACAK

Erdoğan-Yıldırım cephesinin en zorda olduğu konulardan birisi de belediyelerin imkanlarının yandaşlara dağıtılması ve belediye imkanlarının har vurup harman savrulmasının ortaya çıkmasıdır. Nitekim bu korkunun nasıl büyüdüğünü, CNN’de Tarafsız Bölge’de Ahmet Hakan’ın konuğu olan Ekrem İmamoğlu’nun İBB’deki israf ve yağmayı rakamlarla ortaya koymasıyla birlikte”Süre bitti!” denmesinden ve programın bitirilmesinden anlıyoruz. CNN’de yıllarca çalışan Emin Çapa, “Program kurum dışından gelen telefon üzerine bitirildi” diyor.

Sadece İstanbul’da değil, diğer illerde de “kayyumlar”ın belediyeleri nasıl yağmaladıkları daha önce ortaya çıkmıştı. Yüz milyonlarca liralık borçla batırılan belediyeler gerçeğiydi bu. Ama “İstanbul’a kar yağmadan Türkiye’ye kış gelmez” tekerlemesinde de belirtildiği gibi; bu yağma ve yolsuzlukların İstanbul’da ortaya çıkmasının sadece İBB’de değil ülke çapında sonuçları var. Dahası bu gelişmelerin, sadece belediyeler değil merkezi iktidarın ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarının yağmalatılmasıyla da ilgili sonuçlarının olacağını ve toplumun bunu daha fazla görmeye başladığını söylemek yanlış olmaz.

YALAN KÖŞEYE SIKIŞMIŞTIR!

24 Haziran ve önceki seçimlerle kıyaslandığında 23 Haziran İstanbul seçiminde;

- İktidar, ekonomideki kötü gidiş nedeniyle “seçim rüşveti” dağıtımında ve önceki vaatlerini yerine getirme konusunda daha fazla zorlanmaktadır.

- Üstüne üstlük Binali Yıldırım, kendisine yöneltilen sorular karşısında daha perişan duruma düşmektedir.

- İBB seçiminin iptal gerekçeleri üstüne söylenenlere inananların sayısı hızla azalmakta, tersine İmamoğlu’nun mağduriyetine inananların sayısı artmaktadır.

İmamoğlu’nun İBB’deki yandaş yağması ve savurganlığı belgelerle açıklamaya başlaması da önemli bir gelişme olmuştur.

Yukarıda saydığımız unsurlar ise AKP propagandasını önemli ölçüde kuşatmış bulunmaktadır.

Bu kuşatma öylesine etkili ki, medyanın yüzde 90’ını kontrol altına alan iktidarın bu aşırı gücü, kendi aleyhine dönmüş bulunmaktadır. Çünkü İmamoğlu’ya yönelik eleştiriler ve İmamoğlu’nun eleştirilerine verilen yanıtların inandırıcılığını yitirmiş olması, yandaş medyanın yalanlar üstüne kurulu haberciliğini de tartışılır hale getirmiştir. Hatta bu tür yayınlar, İmamoğlu’nun lehine haber ve eleştirilere dönüşmektedir.

BUNU DA GÖRDÜK: HAVUZ MEDYASINA SEÇİM SANSÜRÜ!

Bir siyasi odak için herhalde bir seçim söz konusuysa, en önemli silah medya gücüdür. Dolayısıyla seçim çalışmalarının mümkün olduğu kadar büyük görülmesi elbette medya gücünü elinde tutan odak için vazgeçilmezdir! Nitekim önceki seçimlerde de AKP medya gücünü bu şekilde, üstelik çok da pervasız biçimde kullanmıştır.Ancak bu sefer AKP propagandasının, medya gücünü tam tersi yönde bir mecraya sokmak istediğini gösteren işaretler vardır. Nitekim inandırıcılığını yitiren, bu nedenle söylediği yalanların etkisinin eskisi kadar olmadığını gören AKP propagandasının, yüz milyonlarca dolar harcayarak oluşturduğu “havuz medyası”na ayar vermek için “sansür”ü kullandığı görülmektedir.

Havuz medyasının seçim haberlerini veriş tarzına ve medya mecralarındaki tartışmalara bakıldığında AKP’nin, kendi medyasına şöyle iki direktifle ayar verdiği anlaşılıyor:

1- İstanbul seçiminin haberlerinin mümkün olduğu kadar birinci sayfadan görülmemesi, görüldüğünde de küçük görülmesi.

2- İmamoğlu ile ilgili haberlerde ve eleştirilerde Ekrem İmamoğlu adının kullanılmaması, adının kullanılması gerektiğinde de “CHP’nin adayı” sıfatının kullanılması!

Yani muhalif medyayı sansür, otosansür, yasaklar, kapatmalarla kontrol etmeye çalışan iktidar bu sefer kendi medyasına sansür uygulamaya kadar gelmiştir.

Bu sansürün nasıl sonuç vereceği ve sürdürülebilirliği tartışılsa da gelinen noktada gerçek, yalanı köşeye sıkıştırmış bulunmaktadır. Havuz medyasına getirilen sınırlandırma, bu gerçeğin AKP propagandası tarafından kabul edilmesi anlamına gelmektedir ve önemlidir. Ama daha da önemlisi; elbette gerçekleri savunanlara bu gelişmenin sunduğu ve sunacağı büyük imkanlardır.

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa