20 Mayıs 2019 00:03

Kolombiya'da barışın krizi

Paylaş

Aslında üzerinde durulması gereken sayısız konu var. Arjantin’de Cristina Kirchner’in 2019 Başkanlık seçimlerinde Alberto Fernandez’in adaylığında başkan yardımcısı olma kararını açıklaması siyasette bomba etkisi yarattı. Venezuela’da Yüksek Mahkeme, zaten pratikte neredeyse tüm yetkilerinden arındırılmış bulunan ve muhalefetin çoğunluğuna sahip olduğu Ulusal Meclis’in başkan yardımcısını tutuklayıp parlamenterlerin kongreye girmesini yasaklarken aynı zamanda muhalefet ile Oslo’da doğrudan bir diyalog süreci başladı. Brezilya’da gerçekleşmesi planlanan eğitim reformuna karşı Bolsonaro’nun “kullanışlı aptallar ve embesiller” olarak tanımladığı milyonlarca öğrenci sokağa döküldü. Meksika’nın başkenti Meksiko City’de hava kirliliği 20 milyonluk şehirde yaşamın durmasına, okulların kapanmasına sebep olacak kadar derin bir krize dönüştü.

Tüm bunlar kendi içinde değinilmesi önem arz eden konular, ancak Kolombiya’da barış sürecinin gelmiş olduğu safhada ülkede derin bir siyasi krizin ortaya çıkması daha ağır basıyor. Aslında Juan Manuel Santos başkanlığında 2016 yılında FARC ile yapılan barış anlaşması ve anlaşma sonrası süreç Uribeciliğin 2018’de yeniden iktidara geldiği günden beri önemli bir biçimde baskı altında tutuluyor. Ancak FARC’ın barış sürecinde de önemli rol oynayan liderlerinden Jesús Santrich’in ABD tarafından uyuşturucu kaçakçılığı ile suçlanması ve ABD’ye sınır dışı edilmesinin gündeme gelmesi hem hükümeti hem de barış sürecini zor durumda bırakacak gelişmelere yol açmış gibi gözüküyor. 

Aslında anlaşmaya göre FARC’ın kongredeki 10 vekilinden birisi olması beklenen ancak uyuşturucu ticareti ile suçlanması sebebiyle bir senedir hapiste bulunan Santrich’in, geçtiğimiz hafta habeas corpus ilkesi temelinde, barış süreci için mevcut hukuk sistemine ek olarak geçici nitelikte oluşturulmuş bulunan özel yargı organı JEP’in kararı ile serbest kalması yönünde çıkan karar sonrasında genel savcı, yardımcısı ve Adalet Bakanı arka arkaya istifa etmişlerdi. JEP aynı zamanda Santrich’in ABD’ye sınır dışı edilmesini de yasaklamaktaydı.


Santrich’in serbest kalmasının beklendiği cumartesi günü ilk olarak kendisine zarar verdiği ve hafif bir biçimde yaralandığı haberi geldi. Daha sonra tekerlekli sandalyede hapishaneden çıkarılan Santrich hapishanenin kapısında genel savcılık tarafından yeni belge ve kanıtların bulunduğu iddiası ile tekrar tutuklanarak savcılığın nezaretine, fiziki ve psikolojik durumunun ağırlaşması ile birlikte hastaneye götürüldü.

Onlarca gazetecinin şahit olduğu bu sahne 50 senelik silahlı mücadeleden sonra partileşerek siyasi bir yapıya kavuşan eski FARC üyeleri açısından FARC’ın ve Santrich’in bilerek küçük düşürülmesi ve zaten sorunlarla boğuşan barış sürecinin ağır bir darbe yemesi olarak yorumlandı.

Barış sürecine her zaman muhalif olmuş olan Başkan Iván Duque ise genel savcılığın kararının arkasında durarak, adaletin güçlü bir biçimde davrandığını belirterek aslında siyasi krizin daha da derinleşeceğini göstermiş oldu.

Duque’nin partisi, barış süreci ile kutuplaşmış olan ülkede JEP gibi geçiş dönemi organlarının ülkedeki kurumsal yapıya ve hukuk devletine zarar verdiğini iddia ederek barış sürecinin temel organlarının ortadan kaldırılması için bir kurucu meclis oluşturulmasını talep eden grubun başında yer alıyor.

Kurucu Meclis seçimlerine gidilmesi ve barış sürecinin akamete uğraması ise Santrich’in özgürlüğüne kavuşması ve tekrar tutuklanması sürecinde görüldüğü üzere çok da uzak bir ihtimal gibi görünmemekte.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa