18 Mayıs 2019 23:48

‘Oyunbozanlık’ meselesi

Paylaş

Kirvem,

Harala gürele, kavga patırtı derken bir müddet önce yarım yamalak da olsa yine de kapısını çaldığımız yerel seçimlerin ardından ucunun bucağının henüz nereye, hangi menzillere doğru savrulacağı şimdilik tam da belli olmayan günlere gelip dayandık...

Hesapça yerel seçimler adıyla çıktığımız bu yolda öncelikle vatandaşlarımızın rahat ve huzurunu her bakımdan gözetmek için muhalefetiyle, iktidarıyla hep beraber Allah Allah nidaları eşliğinde seferberlik ilan ettik...

İktidar koltuğunda yıllardan beri postlarını seren ya da fırsat buldukça onların gölgesinde şu veya bu nedenlerle palazlanıp köşe kapmak için “mitil”lerini yayanların yanı sıra, keza aynı koltuklara göz diken muhalefet cenahının kendi aralarında kıran kırana verdikleri “meydan kavgaları” bir taraftan sürerken, diğer yandan da oy sandıklarının başına sabahın erken saatlerinden itibaren koşuşturan yurttaşlar olarak ülkemizin “kader”ini, ayrıca henüz neyin nesi, kimin fesi olduğunu tam da kavrayamadığımız “beka” sorununun çözümü için her birimiz kendi kavlimizce yağıp gürledik...

Armudun sapı, üzümün çöpü derken tüm adaylar arasından hangilerinin icraatlarının memleket sathında “hayırlara vesile” olacağını, buna mukabil kimlerin bu kulvarda sadece nal toplayacaklarını inceden inceye hesaplayan yurttaşlar olarak adayları sözüm ona özgür irademizle güya seçtik ama, bu baptaki tüm hassasiyetlerimize rağmen demokrasi oyununda yaya kaldığımızı bir kez daha maalesef anladık...

Yaya kaldık, sendeleyip durduk zira tıpkı birdirbirden körebeye, uzuneşekten sekseke varıncaya kadar her türlü “oyun”un kendine has kuralları olduğunu, bu kuralların “nizam, intizam”larını bozanların gavurca deyimiyle “diskalifiye” edilip oyun dışında kalacağını, üstelik önceden şartları belirlenen bu kaidelere uymayanların şecerelerine “oyunbozan” yaftasının yapıştırıldıktan sonra genellikle saf dışı bırakıldıklarını, bunu da, daha ilkokul çağlarından itibaren “yurttaşlık bilgisi” derslerinden ezberledik...

Bir zamanlar “mektep”, daha sonraları “okul” dediğimiz bu irfan ocaklarında arada bir öğretmenlerimiz tarafından ensemize inen şeddeli tokatlar veya avuçlarımızı yoklayan otuz santimlik tahta cetveller eşliğinde tüm oyunların kurallarını hatmetmemize rağmen memleket sathında neredeyse hemen her konuda oyunbozanlığımızdan vazgeçmediğimize göre, demek ki yurttaşlık derslerini amiyane deyimiyle haybeye okumuşuz!

İşte yine mal meydanda: Dünyanın en güvenilir seçim sistemimizle övünüp, keza bu  hususta mangalda kül bırakmayacak kertede üfleyip, ardından da sandıklara hile karıştırıldığını, bu yolla halkın iradesinin çalındığını, sandıkların namusunun beş paralık olduğunu, “Eşkali bilinmeyen” hırsızların dadandığı bu “milli irade”nin iptal edilip, bunun yerine sil baştan yeni bir seçimin devreye girmesinin ardından İstanbul’da dananın kuyruğunun bundan kellim hangi ahvalde kopacağı meçhulken, öte yandan bu oyunun kurallarını yerle yeksan eden oyunbozanların, bu mızıkçıların, bu “kerhen” demokratların maskeleri gerçekten de düşecek mi, kim bilir Kirvem!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa