16 Mayıs 2019 04:07

Tünelin sonundaki ışık

Paylaş

İktidarın talimatıyla YSK’nin İstanbul seçimlerini yenileme kararı almasının siyasal alanda yarattığı ve yaratacağı sorunların ülkenin ekonomik koşullarını daha da ağırlaştıran, milyonlarca emekçinin günlük yaşamını olumsuz etkileyen sonuçların çok daha somut olarak görülmeye başlandığı bir döneme girildi.

Ekonomik göstergelerdeki bozulma tüm hızıyla sürerken, iktidarın sanayiden tarıma, ticaretten çarşı pazara kadar etkisini geniş bir alanda hissettirmeye başlayan kriz koşullarını küçümseyen hatta yok sayan tutumu devam ediyor.

Bugüne kadar ortaya koyduğu pratik sürekli tartışma konusu yapılan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, hafta sonu katıldığı bir televizyon programında, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik koşullarla hiç ilgisi olmayan yeni açıklamalar yaptı. Ülke ekonomisinin zorlu bir dönemden geçtiğini kabul eden Albayrak, ‘Adım adım sona doğru yaklaşıyoruz. Tünelin sonundaki ışık büyümeye başladı. Türkiye, ekonomik olarak güçlü refleksler vermeye başladı’ ifadelerini kullanarak, bu konuda hiçbir somut işaret olmamasına rağmen, ülke ekonomisinin uzun süredir içinde yolculuk yaptığı karanlık tünelin sonuna gelindiğini iddia etti.

Bakan Albayrak, ‘Emeklilikle ilgili çalışmalara devam ediyoruz. Tüm paydaşların memnun olduğu bir emeklilik sistemi ortaya koyacağız. Bu yıl içinde değişimi gerçekleştireceğiz’ diyerek, tıpkı kıdem tazminatı fonu konusunda yapmaya çalıştıkları gibi, emeklilik sistemi ile ilgili de yeni bir ‘çökme planı’ yaptıklarının işaretini verdi. Bakan beyin bahsettiği yeni emeklilik sistemi ile emeklilik yaşı mı yükseltilecek, prim miktarı mı arttırılacak yakında öğreniriz.

Damat beyin, ülke ekonomisinin gidişatıyla ilgili az çok fikir sahibi olan herkesin tepkisini çeken açıklamalarına en iyi yanıtı Türkiye ekonomisinin uluslararası kredi risk primi üzerinden vermek mümkün. Türkiye ekonomisinin uluslararası kredi risk primi hafta başında 500 puan sınırını geçerek tehlikeli bir seviyeye ulaştı.

Türkiye ekonomisi kredi risk primi açısından Türkiye ile aynı kategoride olan 21 ülke ekonomisi içinde Arjantin’in ardından ikinci sırada ve üçüncü sıradaki Güney Afrika’dan 2.5 kat daha fazla riske sahip. Bir ülkenin uluslararası kredi risk primi (CDS) ne kadar yüksek olursa, yüksek faiz nedeniyle borçlanma maliyetleri de o kadar yüksek oluyor.

Üretimde yaşanan gerilemenin sürmesiyle birlikte ülke ekonomisi uzun sürmesi beklenen bir daralma sürecine girmiş durumda. Sadece üretim değil, gelir ve harcamalar açısından da durum hiç parlak değil. 2019 yılında Türkiye ekonomisi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmelere göre bu yıl ortalama yüzde 2 civarında daralma (küçülme) bekleniyor. Ekonomideki daralmanın sürmesi halinde mevcut işsizlere ek olarak en az bir milyon yeni işsizin daha işsizler ordusuna katılması bekleniyor.

Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu sorunlar ve giderek artan riskler açısından bakıldığında, iktidar cephesinin aksi yöndeki bütün söylemlerine rağmen, kısa süre içinde atlatılması mümkün olmayan derin bir kriz süreciyle karşı karşıyayız. İktidarın YSK’ye aldırdığı İstanbul seçiminin yenilenmesi kararıyla birlikte daha da belirginleşen ekonomik kriz ve istikrarsızlık koşulları, iç ve dış politikada yaşanan sıcak gelişmelerin de etkisiyle çok daha büyük sorunları beraberinde getirebilir. Eylül 2018’den bu yana sanayi üretiminde yaşanan daralmanın sürmesi, TÜİK’in açıkladığı son verilere göre resmi işsiz sayısının yeni bir rekor kırarak 4 milyon 730 bine ulaşması, gıda enflasyonu ve temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışları dikkate alındığında, Damat beyin tünelin sonunda gördüğünü iddia ettiği ışığın ülke ekonomisinin krizden çıkması ile hiçbir ilgisinin olmadığı anlaşılıyor.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa