15 Mayıs 2019 04:15

AKP-MHP ittifakı, halkla karşı karşıya!

Paylaş

31 Mart seçimi öncesinde birisine; “Erdoğan rakip partinin seçim sloganını kendi adayının seçim sloganı yapacak; muhalefetin vaatlerini Meclisten geçirip uygulamaya sokacak” deseniz; alacağınız yanıt en hafifinden, “Yok artık, dünya tersine mi dönüyor?” olurdu!

Ama bu “Yok artık” biçiminde söylenen hayret ifadesi, “Var artık” oldu!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstiklal Caddesi’nden geçtiği sırada bir kadının “Her şey çok güzel olacak” diyerek bağırmasına, “Daha güzel olacak!” diyerek karşılık verdi. Yıldırım da Erdoğan’dan sonra Twitter hesabından mesajını “Daha güzel olacak” sloganıyla etiketleyerek, bu sloganı seçim çalışmasında kullanacaklarını gösterdi.

Oysa daha iki gün önce, Bahçeli ve Erdoğan, İmamoğlu’nun “Her şey çok güzel olacak” sloganını FETÖ’nün sloganı olarak suçlamıştı!

AKP’NİN DERDİ ‘ROL ÇALMA’DAN DAHA DERİNDEDİR

İmamoğlu’dan alınan (Hadi çalınan demeyelim) sadece slogan da değil. İBB Meclisi son toplantısında, aylık 85 lira olan “öğrenci akbili”ni 40 TL’ye indirirken su fiyatını da yüzde 40 ucuzlatarak, İmamoğlu’nun iki vaadini daha uygulamaya sokma kararı aldı.

İmamoğlu’nun bu vaatlerini Erdoğan, “Kimin parasını kime veriyorsunuz” diyerek eleştirmişti. Ama şimdi İBB Meclisinin çoğunluğunu oluşturan AKP ve MHP’li üyeler, İmamoğlu’nun vaatlerini uygulamaya sokmak için adım atmışlardır.

Böylece 25 yıldır İstanbul’u yöneten AKP, İmamoğlu’nun 31 Mart seçimindeki iki vaadini 23 Haziran seçiminin “rüşveti”ne dönüştürmüştür.

Peki, bu iki “Yok artık!” denecek gelişme sadece bir “Taklit etme”ye, “Rol çalma”ya mı karşılık gelmektedir?

İlk bakışta öyle görünse de gerçekte; AKP’nin derdinin çok daha derinlerde olduğu görülmektedir.

AKP’NİN SERGİLEDİĞİ TABLO ‘TRAJİKOMİK’TİR

Çünkü böylece 17 yıldır ülkeyi, 25 yıl boyunca İstanbul’u yöneten bir partinin, hak-hukuk-yasa tanımazlıkla, halk vicdanında kabul görmeyen bir YSK kararıyla mazbatası elinden alınan İmamoğlu’yu, sloganını ve vaatlerini alarak alt etmeye kalkması elbette AKP için “trajik”, izleyenler için ise “komik” bir durumdur.

Çünkü yakından bakıldığında bu durum;

1) AKP’nin bir seçim sloganı üretecek kadar bile enerjisi kalmadığını, dahası “intihal suçu” işleyecek kadar derin bir ideolojik-politik bunalım içinde olduğunu,

2) AKP’nin halka dişe dokunur yeni vaatleri olmadığını,

3) İmamoğlu’nun mazbatasının geri alınmasından sonra da İBB Meclisinin toplantılarının “Canlı olarak yayımlanması” AKP’nin açıkça “öz güvensiz” bir parti haline geldiğinin göstergesidir. AKP’nin 25 yıllık İstanbul iktidarı boyunca halka kapalı yapılan bu toplantıların, şimdi İmamoğlu’nun başlattığı gibi halka açık olarak sürdürülmesi, herhalde AKP’nin halk iradesine saygısıyla açıklanamaz.

SLOGANIN SÖZLERİ DEĞİL HALKIN ONA ATFETTİĞİ ANLAM ÖNEMLİDİR

Peki, “intihal” de olsa, “güzel bir slogan” ve “seçim rüşveti” kabilinden birtakım vaatlerle seçim kazanılabilir mi?

Belki, olağan koşullarda yapılan bir seçimde, “güzel slogan” ve “rüşvet vaatleri”yle bir partinin oylarını birkaç puan artırması mümkündür. Ama artık, 23 Haziran seçiminde bir partinin bunlarla oylarını artırması beklenemez. Çünkü vaatler ve nasıl bir belediyecilik yapılacağı 31 Mart seçimi süreci boyunca tartışıldı.

Bugün ise;

- Halkın dikkati asıl olarak, İmamoğlu’nun kazandığı seçimin, “Oylarımız çalındı” yalanıyla, YSK eliyle gasbedilmesinin kamuoyu vicdanında yol açtığı tepkidedir. Çünkü yalanı söylemek kolaysa da savunmak çok zordur. AKP-MHP ortaklığı, bu süreç boyunca, “çok somut bir yalan” olan “Oylarımız çalındı!”ya kılıf uydurmak için uğraşacaktır.

- AKP-MHP ittifakı, “kayyum” atanmış olan ve AKP’li belediyelerin nasıl yağmalandığına dair, ortaya çıkan bilgi ve belgeleri savunmak zorunda kalacaktır.

- Cumhurbaşkanı ve bakanlarının, seçimde adayların önüne de geçerek başrole soyunan tutumlarının haklı ve hukuki olup olmadığı da sürecin önemli bir tartışması olacaktır.

Nitekim İmamoğlu’nun “Her şey çok güzel olacak” sloganın statlarda, caddelerde yayılan, heyecan uyandıran bir çağrıya dönüşmesinin nedeni; İmamoğlu’nun uğradığı haksızlık, seçime yapılan hak-hukuk tanımaz müdahaleler ve tehditkar nutuklara tepkinin sloganı olarak benimsenmesindendir. Yani bu sloganı Yıldırım ya da Erdoğan ortaya atsaydı, kendi yakın çevreleri dışında kimse umursamazdı!

SEÇİMİ BASKILAMA GİRİŞİMLERİ İKTİDARA HALK TEPKİSİNİ BÜYÜTECEK

Erdoğan’ın statlarda “Her şey çok güzel olacak” sloganının yayılmasına karşı; “O statları biz yaptık biz. Statlarda o sloganları atanları, o pankartları asanları kaydediyoruz!” tehdidi de sadece sloganın daha çok yayılmasına hizmet edecektir.

Çünkü bu slogan artık; hotzotçuluğa, burnu büyüklüğe, halk iradesini tanımayan “Devlet benim” diyen kibirliliğe, belediye kaynaklarının yağmalatılmasına, haksızlığa, hukuksuzluğa karşı, halkın gözünde İmamoğlu’nun amaçlarını da aşan bir anlam kazanmıştır. 

- Bu yüzden 23 Haziran seçimi; hak-hukuk tanımazlığa, vatandaşı yok sayan siyaset tarzına karşı bir halk tepkisi olarak biçimlenecektir.

- Bu yüzden Bahçeli’nin taşra illerinden getireceği ülkücülerle İstanbulluları kuşatma amaçlı taktiği de dahil seçime “dışarıdan” müdahaleler, halk tepkisini daha da büyütecektir.

Çünkü, bu köşeden çeşitli vesilelerle belirtildiği gibi, her gün yenilerine tanık olduğumuz işaretler, 23 Haziran seçimine giderken halkın bilincinin, 31 Mart’ı da aşan bir düzeye ulaştığını göstermektedir.

AKP-MHP ittifakı halkın bilinciyle karşı karşıyadır.

Süreçteki gelişmeleri ve seçimin sonucunu bu bilinç belirleyecektir.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa