07 Mayıs 2019 07:42

Yargı eliyle gasp

Paylaş

YSK kamuoyunu günlerce oyaladıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine karar verdi. YSK kararını hukuken tartışmak dahi gereksiz. Hukukçulara pek çok soru geliyor. Sandık kurulunun teşkilinde yasaya aykırılık varsa, belediye meclisi ve ilçe belediye başkanlığı seçimleri niye iptal edilmiyor? Kanuna aykırılık itirazı bundan sonra da yapılabileceğine göre, Türkiye’nin yüzlerce il ve ilçesinde aynı gerekçe ile itirazlar olursa, her yerde yenileme kararı verecek misin? Mühürsüz zarfların sayılması kanuna açıkça aykırı iken neden referandumda kanun hükmünü göz ardı ettiniz? Seçim sisteminin esası “seçimi partiler yapar” ise Anayasaya ve seçim yasalarına aykırı olan “sandık kurulu başkanı ve üyesinin memur olması değişikliği”ne karşı çıkıp, bu değişikliğin iptali için AYM’ye gitmediniz? Sandık kurullarının teşkili mülki amirliğin ve seçim kurullarının (YSK’nın) sorumluluğunda değil mi? “Mühürsüz oy” kararınızda, sandık kurulunun hatası nedeniyle seçmenin iradesi gasp edilemez dediniz, şimdi durum aynı değil mi? Mülki amirlerin, seçim kurullarının, YSK’nın hatası nedeniyle seçmenin iradesini bu kez neden gasp etmeye karar verdiniz? Sorular…Sorular…

YSK kararı hukuka uygun olmadığı gibi; adil ve demokratik de değildir. Açıktır ki, bu sonuç “tek adam rejimi” sayesinde mümkün olmuştur. Yürütme, yasama, yargı ve medya tek bir kişiye bağlı olduğunda, o rejimin adı demokrasi, hukuk devleti vs. değil totaliter rejimdir.

Seçmen iradesinin gaspının sorumlusu tek başına YSK değildir elbette. İktidar, YSK’yı kullanarak seçmen iradesini gasp etmiştir.

İktidarın seçmen iradesini gasp etmesi ilk de değildir.

7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP tek başına hükümet kurabilecek milletvekili sayısı çıkaramayınca; Cumhurbaşkanı Anayasayı ihlal ederek ikinci büyük parti CHP’ye hükümet kurma görevi vermemiş ve yeniden seçim kararı almıştır.

20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL’den sonra ise yüz elli bine yakın insan bir mahkeme kararı olmadan memuriyetten çıkarılmış; gazeteler, televizyonlar, yayınevleri, dernekler, vakıflar kapatılmış; kanunun yerine KHK’lar geçirilerek TBMM devre dışı bırakılmış; milletvekili dokunulmazlığı kaldırılmış, dokunulmazlığın kaldırılması geriye yürütülmüş, çok sayıda milletvekili hapishanelere doldurulmuş; çalışma özgürlüğü, seyahat özgürlüğü vd. pek çok özgürlükler kısıtlanmış; cezaların şahsiliği ilkesi ortadan kaldırılmış; göstermelik yargılamalarla iki yüz binden fazla insan cezaevlerine doldurulmuş; savunma hakkı kısıtlanmış; özetle Anayasa rafa kaldırılmıştır.

Şimdi de, seçmenlerin iradesi gasp edilerek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun mazbatası iptal edilmiştir.

Cumhurbaşkanı ve AKP iktidarı Anayasayı ve yasaları ihlal etmeyi alışkanlık haline getirmiştir. 28 Şubat, 27 Nisan Darbelerinden yakınanlar; iktidar olduktan sonra 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, 20 Temmuz 2016 sonrası ve 6 Mayıs 2019 YSK kararı ile benzerlerini yapmışlardır.

17 yıldır geniş halk kesimlerinden mağduriyet edebiyatı ve din sömürüsü ile destek alan iktidar artık mağdur eden, zulmeden, gasp eden olarak görülmeye başlanmıştır. 6 Mayıs yargı eliyle seçmen iradesinin gaspı, iktidarın yokuş aşağı gidişini daha da hızlandıracaktır.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa