03 Mayıs 2019 03:30

Her şey başka olacak

Paylaş

Her ciddi politik veya sosyal olaydan sonra artık bundan sonra her şeyin değişeceği söylemini pek çok kez duyduk ve yaşadık. Susurluk sonrasında, “çözüm süreci”nde, 17-25 ve darbe girişimleri sonrasında bu sözleri pek çok kez duyduk. Güçlü bir halk hareketi bu değişiklik beklentilerine yanıt verebilseydi, elbette ileriye doğru değişimler olanaklı olabilecek, yaşamış olduğumuz süreç farklı türde yaşanabilecekti.

Ama öyle olmadı. Halk hareketi yeterince sarsıcı ve güçlü gelişmedi ama bazen alttan alta derinden, bazen Gezi’de olduğu gibi fırtınalı ama istikrarsız bir biçimde yine de gelişmeye devam etti. Bugün ise farklı bir süreç yaşanıyor. İktidar partisi ve onun lideri ağır bir yıpranma sürecine girdi. Bu yıpranma ekonomik krizle daha da ilerliyor ve halk kitleleri bütün olup bitenlerden, yaşananlardan sonuçlar çıkararak ilerliyor.

Şimdi yazının başlığına dönecek olursak, yani bu kez her şeyin farklı gelişeceği tespitine. Bunu destekleyen başlıca gelişmeler şunlar; İlk olarak, yerel seçimler iktidar partisinin ağır bir yenilgisi ile sonuçlandı. Rakamlar ne kadar cilalanırsa cilalansın, oy oranları ve YSK kararları üzerine ne kadar cambazlık yapılırsa yapılsın bu sonuç olanca ağırlığı ile orta yerde duruyor.

İkinci olgu şudur, ülke ağır bir ekonomik krizin içerisindedir ve bu kriz her geçen gün daha da derinleşmektedir. Hem bu iktidarın, hem de genel olarak sermaye iktidarlarının böylesi krizler karşısında tek bir “çözüm ve çıkış yolu” bulunmaktadır. Halk kitlelerinin, yani işçi ve emekçilerin sırtına daha fazla yük bindirmek, ülkeyi emperyalist devletlere ve finans kurumlarına daha fazla bağlamak. Bunun ise çıkmaz yol olduğu her krizle bir kez daha kanıtlanıyor.

Bir diğer olgu ise şudur; ülkeyi yönetenlerle geleneksel olarak bağlı bulundukları uluslararası ittifaklar arasındaki bağ giderek daha sorunlu hale gelmektedir. Bu gelişme en çarpıcı sonuçlarını ABD ile ilişkilerde ve NATO ittifakında kendisini göstermektedir. Bu çevrelerden ülkeye dayatılan daha fazla bağımlılık ve soygun ilişkileridir.

Ama bu Batı ittifakının kendi içerisindeki çelişkileri de derinleşmekte, ülkeyi yönetenler bu çelişkilerden, Rusya, Çin gibi farklı emperyalist güçlerle girilen ve girilecek ilişkilerden yararlanarak mevcut durumu sürdürebileceklerini ya da ağır hasarlar almadan kurtulabileceklerini hesap etmektedirler. Ancak karşı karşıya gelen büyük güçler bugün birbirleriyle açık bir çatışmaya girmiş olmasalar da, onlar açısından tutulması gereken yol bellidir, yani her koşulda çıkarlarını korumak ve geliştirmek.

Ancak Türkiye gibi kendi ekonomik, politik ve askeri gücü bu büyük devletlerle baş etmede yetersiz olan, kendine müttefik seçme ve onların gölgesinde yaşamaya zorunlu olan ülkeler açısından bu “iki arada bir derede” varlığını sürdürme ve konumunu devam ettirme, kendi çıkarlarını gerçekleştirme olanağı bulunmamaktadır. ABD emperyalizmi bu durumu en iyi bilendir ve vidaları sürekli sıkılaştırmaktadır.

Ülke açısından bütün bu süreçler halk hareketinin yükselme eğilimine girdiği -son 1 Mayıs da bu konuda önemli bir veridir- bir dönem de yaşanmaktadır. Buna karşın iktidar partisinde ve iktidar blokunda çatlaklar derinleşmekte, mevcut durumu bu haliyle sürdüremeyeceğini gören iktidar partisinde farklı manevralara yönelme eğilimi güçlenmektedir. Bunların tek hedefi vardır; halkı yeni aldanışlara sürüklemek ve onun omuzlarına basarak mevcut durumdan çıkmayı başarmak.

Bitirirken genel olarak şu tespiti yapmak yanlış olmayacaktır; bütün bu süreç yaşanırken halk kitleleri, işçi ve emekçiler, gençler yaşananlardan öğrenmekte, mücadele etmenin yollarını ve biçimlerini geliştirmektedirler. Bunun anlamı girilen süreçte sermaye ve iktidar saldırılarına karşı işçi ve emekçi yığınlarının daha istikrarlı bir mücadele içine gireceği, mücadeleye atılan kitlelerin genişleyeceği, taleplerin daha kararlı öne sürüleceğidir. Her şey başka olacak derken dayanılan veriler bunlardır. Bahara güçlü girildi, ülkenin yüzünün kışa çevrilmesi hamlelerine izin verilmeyecektir. Ülkenin bağımsızlığını, onurunu ve gururunu savunacak, kaderini belirleyecek olan güçler de bu güçler olacaktır. 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa