24 Nisan 2019 04:30

Aydınlanmanın kadın yüzü: Ebeler

Paylaş

1930 yılından başlayarak çıkarılan bir dizi yasa ile kadınlar önce yerel seçimlerde ardından milletvekilliği için aday olabildiler ülkemizde.

Evleri kadınlar için yarı açık cezaevine çevirmiş bir zihniyetin yeşerdiği bir coğrafyada çok dönüştürücü bir merhaleydi bu. Aynen 5 Haziran 2015 seçimlerindeki görece kadın hamlesi gibi. Şimdi 31 Mart 2019 yerel seçimleri ile yeniden geriledi kadınların “seçilme” hakkı.

Ama bugün aday olmuş / seçilmiş kadınlardan değil, aydınlanma sürecinde zihinleri yaşamın içinden dönüştüren bir başka meslek grubundan bahsedeceğim: Ebeler, yani mevcuttaki tek kadın mesleği. Toplumun bu günlere hazır oluşunda onların emeği büyük. Onlara müteşekkiriz, borçluyuz, bir o kadar da mahcup: Ne yazık ki TBMM yeterince kadınlaşmadan hemşirelerde olduğu üzere ebelerde de birikmiş sorunlarının giderilebileceğine dair ufukta bir emare yok.

Yüzyılı aşkın bir zamandır kadınların gece ve gündüz, bazen bir hastanede bazen bir dağ köyünün sağlık evinde tek başına, ailesinden uzak çalışabileceğini, kentlisinden köylüsüne tüm topluma gösterdi ebeler ve hemşireler. Kız çocuklarının bakkala dahi gönderilmediği uzun geçmişimizde çok dönüştürücü rolleri oldu bu meslek gruplarının. Başlangıçta muhafazakar iklimin bu rolü kabulü çok kolay olmasa da zaman içinde taşlar yerli yerine oturdu. Özellikle 1970’li yılların sonunda ‘Tam Gün Yasası” sürecinde artan maaşları yoksul muhafazakar kesimin tutumunu değiştirdi, kız çocukları ebelik ve hemşirelik üzerinden bazen “Ailenin kurtuluş umudu” haline geldi. Derken 12 Eylül faşizmi son noktayı koydu: “Ne demek sağlık emekçilerinin kaymakamdan fazla maaş alması!”

Tüm bunlara karşın ebelik ve hemşirelik kadın emeğinin görünmezliği bağlamında özgün bir örnek. Aynen evdeki kadın emeğinin görmezden gelindiği gibi. Çünkü özünde bir “bakım emeği”dir!

Günümüzde ise ebeliğin sorunları devasa boyutlarda. Türk Tabipleri Birliğinin de (TTB) belirttiği üzere “Yıllardır sağlıkta dönüşüm programının ağırlaştırdığı çalışma koşullarında, (kimi zaman) güvencesiz olarak, yoğun emek ve ücret sömürüsü altında, şiddet tehdidine maruz kalarak çalışmak zorunda bırakılıyor bu arkadaşlarımız.” Üstelik yakın gelecek daha da sıkıntılı olacağa benziyor.

Bu hafta ‘Ebeler Haftası’. Bu bağlamda çokça açıklama yapılsa da ‘Giderek kurumların kendi sorunları ile ilgilenir’ algılandığı bir konjonktürde, özünde bir hekim meslek odası olan Aydın Tabip Odasının Ebeler Haftası nedeni ile yaptığı basın açıklamasından onlara dair bazı taleplerini paylaşmak istiyorum:

  • “Ebelik yasasının çıkarılması,
  •  Çalışma ortamlarının ve koşullarının iyileştirilmesi,
  •  Yedi gün ve 24 saat hizmet sunumları dikkate alınarak gelir düzeylerinin iyileştirilmesi,
  •  Aldıkları eğitime uygun olmayan ve görev tanımlarının dışındaki birimlerde ve pozisyonlarda çalıştırılmamaları
  •  Ebelik öğrencilerinin uygulama yapmalarını engelleyen sigorta ve staj ücreti ödemelerine yönelik sorunların  çözümlenmesi.”

Ellerine doğduğumuz, dünyada ilk tanıştığımız ebeler için ne desek, ne talep etsek az. Onlara hepimiz sağlık başta olmak üzere çok şey borçluyuz.

Sağlıcakla kalın.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa