22 Nisan 2019 04:00

Yandaş sendikalardan istifalar ne anlama geliyor?

Paylaş

Yerel seçim biter bitmez, daha bazı belediyelerde mazbatalar bile alınmadan, “İşçilere, memurlara baskı yapılarak, Memur-Sen ve Hak-İş’ten istifa ettirildiği” yaygarası ortalığı kapladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanki belediyelerde işçi ve memurların yandaş sendikalardan istifa ederek istedikleri sendikalara üye olması, baskıyla yapılıyormuş gibi, Memur-Sen’in ve Hak-İş’in kalesine geçti.

Memur-Sen’de katıldığı bir toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan; “...Ha ne yapacak sana? Seni makamından mı alacak? Alsın. Seni memurluktan atabilir mi? Atamaz. Çünkü 657 denilen bu yasa bir defa sizi güçlü bir şekilde koruma altına almıştır. Kaldı ki bu yollara tevessül edenlerin karşısında kapı gibi Memur-Sen camiası var. Ve yine şunu bilmeniz lazım ki bu ülkede bir hükümet var. Biz hiçbir zaman yapılacak bu zulümlere tribünden seyirci olmayız. Yapılması gereken neyse bunu da yaparız” diyerek memurların sendikalarını özgürce seçmelerinin önüne barikat kurdu!

BUGÜN OLAN NEDİR?

Sözlerinden anlaşılacağı gibi, bir ülkenin en üst yönetim makamındaki kişi, “Memur-Sen’e güvenin, herhangi bir baskıya karşı arkanızda Memur-Sen olacak, onun arkasında da ben varım” diyerek, bir konfederasyonun arkasında olduğunu açıkça ilan ediyor. Bu sendikanın üyesi olan ya da istifa ederek başka sendikalara üye olmak isteyen işçi ve kamu emekçilerinin üstünde daha büyük bir baskı olabilir mi?

Peki, bugün belediyelerde çalışan kamu emekçilerinin Memur-Sen ve Hak-İş’ten istifalarının nedeni nedir?

Dün gazetemizde manşet olan “Asıl baskıyı iktidar ve Hak-İş yaptı” haberinde sendikacıların dile getirdiği gibi, bugün yaşanan; baskıyla iktidardan yana olmayan sendikadan istifa ettirilip Memur-Sen ve Hak-İş’e üye yapılan emekçilerin bir başka sendikaya geçmeye zorlanması değildir. Tersine dün zorla “bakan-genel müdür-müdür-şef baskısı”yla, üye oldukları sendikalarından istifa ettirilerek ya da daha işe girdiklerinde “emir” yoluyla Hak-İş ve Memur Sen’e üye yapılan emekçilerin, bugün belediye yönetimlerinin değiştiği yerlerde bu baskının “gevşemesi”yle, özgür iradeleriyle sendika değiştirme girişimidir.

GELİŞMELERİN OLUMLU SONUÇLAR VERMESİNİN ŞARTI VAR

Bu vesileyle, yakın geçmiş ve önümüzdeki muhtemel gelişmeler de dikkate alındığında, şunlar da açıkça görülmüştür:

  1. Hak-İş ve Memur-Sen üyesi olan işçiler ve kamu emekçileri diğer sendikalara üye olan işçi ve emekçilerle aynı taleplere sahiptir.
  2. İşçiler ve kamu emekçileri, 17 yıllık AKP iktidarının baskısıyla bu yandaş sendikalara üye olmak zorunda bırakılmışlardır.
  3. 31 Mart seçimi kamuda çalışan emekçiler açısından da “Bunlar artık gidici” duygusunu güçlendirmiştir ve dolayısıyla sendikalardaki baskıların eskisi kadar etkili olmayacağı bir döneme girildiğinin işaretleri çoğalmıştır.
  4. Önümüzdeki dönem işçilerin, kamu emekçilerinin ortak çıkarlarını görmelerini kolaylaştıracak, iktidarın “arka bahçesi” olan sendikaların güç ve itibar kaybedeceği bir dönemdir.
  5. Sendikaları siyasi olarak bölmenin, her siyaset odağının kendi sendikasını kurması anlayışının -bu siyasetlerin siyasi yelpazedeki yerinden bağımsız olarak- bölücülük olduğu emekçiler tarafından düne göre artık daha ileriden kavranacaktır.
  6. Hangi konfederasyona bağlı sendikaya üye olduğuna bakılmaksızın tüm işçilerin, tüm kamu emekçilerinin, ortak talepleri üstünden mücadeleye çekilmesi için yürütülecek faaliyetin, sendikal hareketin birliğinin sağlanması bakımından düne göre daha çok anlaşılacağı bir döneme girilmiştir.

Şu da açıktır ki, “olumlu işaretler” kendiliğinden gerçekliğe dönüşmez.

Bu gelişmelerin olumlu sonuçlar vermesinin şartı, ileri emekçi, işçi ve kamu emekçisi kesimlerinin ve her sektörden mücadeleci sendikaların kendi üstlerine düşenleri yapmasıdır.

AKP İKTİDARI, SENDİKAL HAREKETE EN AĞIR MÜDAHALELERİ YAPAN İKTİDARDIR

Ülkemizde iktidarlar ve sermaye partileri, sendikal harekete her zaman müdahale etmişler, iktidar gücüyle bazı sendikalara karşı diğerlerini desteklemekte sınır tanımamışlardır.

Ama bugüne kadar hiçbir parti, hiçbir iktidar sendikal harekete böylesi açık ve derinlemesine bir müdahalede bulunmamıştır.

AKP’nin, en kendine has özelliklerden birisi de, sendikaları “arka bahçesi”, hatta “yandaş sendika”, “parti sendikası” haline getirmek için, işi sendikaların içine operasyon yapmaya kadar vardırmaktır. Öyle ki, Türk-İş’in AKP’li ama yeterince partizan görülmeyen başkanı Mustafa Kumlu Türk-İş içinde yapılan bir operasyonla istifa ettirilmiştir!

Sendikal mücadeleyi az çok izleyenler biliyor ki, AKP iktidara geldiğinde adı sanı bilinmeyen Memur-Sen ve birkaç işkolu dışında esamisi okunmayan Hak-İş, AKP’nin kamuda (bürokrasi, müdürler, şefleri de kullanarak) yaptığı baskılar ve AKP’li patronların desteği ile örgütlenmiştir.

31 Mart seçiminden sonra, AKP’nin kaybettiği belediyelerde binlerce emekçinin Memur-Sen ve Hak-İş’e bağlı sendikalardan istifa etmeleri göstermektedir ki, bu sendikalara üye olan emekçiler kendi iradeleriyle üye olmamışlardır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa