19 Nisan 2019 03:24

'Adam'ın durumu

Paylaş

Erdoğan seçim kampanyasında il il dolaşırken “adaylara değil, bana oy vereceksiniz” demişti. Sonuçta yerel seçimler bitti ve Erdoğan iktidarı neredeyse belli başlı tüm büyük şehirlerde kaybetti. Erdoğan kendisine oy isterken tek adam diktatörlüğünün toplumsal ayağını güçlendirmek, ayaklarını daha sağlam yere basmak istemişti. Şimdi bu zemin ayaklarının altından kayıyor.

Erdoğan iktidarının devlete bütünüyle egemen olduğu tartışma götürmez. Ama sağlam bir diktatörlük için devlete egemen olmak yetmez. Toplumu neredeyse tüm gözeneklerine kadar kontrol edecek mekanizmalara da sahip olmak gerekir. Belediyeler bu iş için önemli bir halkadır ve vatandaşla yüz yüze gelen, onun toplumsal yaşamını doğrudan etkileyen araçlara ve imkanlara sahiptir.

Devletle genel bir baskı kurabilir, belki korkutabilir -onun da bir sınırı vardır- şiddet kullanabilir, tutuklayıp yargılayabilirsiniz. Ama toplumsal yaşamanın gözeneklere çok fazla sızamazsınız, bu baskı aygıtını oralarda kullanma konusunda problemlerle karşılaşabilirsiniz. Ne demek istiyoruz? Demek istediklerimizin özetini aslında CHP’li ya da muhalif belediyelerin ellerindeki iller, ilçeler açıkça gösteriyor.

Örneğin İzmir’e, Kadıköy’e, Beşiktaş’a, Bakırköy’e müdahale imkanlarınız devletin baskı aygıtları ile sınırlı ise, oralar, içerisinde yaşayan insanlar açısından ülkenin diğer yerlerine göre daha özgür alanlar haline gelebiliyor. İktidar açısından büyük şehir belediyelerini kazanmanın -rant alanlarını koruma vb. dışında- böyle bir toplumsal işlevi var. Yani politika belirli kalıplara ve ezberlere göre değil, gerçekte olup bitenler üzerinde dönüyor ve bunların nedenlerini, anlamlarını doğru bir yere oturttuğunuzda yanılma payınız azalıyor.

Buradan genel bir sonuç çıkarılabilir mi? Çıkarılabilir. Yerel seçimler tek adam iktidarının toplumsal dayanağının zayıfladığını açıkça ortaya koymuştur. Hâlâ AKP’ye oy veren kitleler de bu oylarını ve desteklerini onlar yoksulluğu yaygınlaştırsın, işsizliği artırsın, çalışma ve yaşam koşullarını daha da kötüleştirsin diye vermiyor. Bütün bunlara hâlâ onların bir çare bulabileceğini inanmaya devam ettikleri için oy veriyorlar. Ama iktidarın tam tersi bir yönde yürüdüğünü ve yürüyeceğini bir kez daha görecekler ve anlayacaklar.

Peş peşe gelen zamlar, emekçiler üzerindeki vergi yükünün artması, büyük patronlara ve bankalara sunulan kıyaklar, ücret ve maaşları düşük tutmak için gösterilen çaba, tarım ve sanayideki düşüş, genel olarak ve özellikle gençler arasında yaygınlaşan işsizlik, neredeyse her üç gençten birinin işsiz olması, işsizlik fonunun sermaye ve devlet tarafından yağmalanması, kıdem tazminatlarına göz dikilmesi vb. kitleleri uyandırmak ve tüm bunlara karşı bir mücadeleye atılmalarını sağlamak için fazlasıyla yeterli nedenlerdir.

Ve muhalefete oy verenler onları, bütün bunlara karşı umut olarak gördükleri için oy vermediler. Tek adam diktatörlüğüne karşı politik bir tutum sergilemek için oy verdiler. Bu nedenle içine girilen dönem tüm bunlara karşı iş için, ekmek için, özgürlük için daha fazla mücadelenin verildiği bir dönem olacaktır. Ama tüm bunlara karşı adam sesini daha fazla yükseltecek, tehditler savuracak, elindeki tüm mekanizmaları kullanacaktır. Ama görülecektir ki ne yaparsa yapsın, artık bunlar eski etkilerinden ve caydırıcılıklarından uzak olacaklardır. Tıpkı sürekli kan kaybedenin eski gücünden ve dinamizminden sürekli uzaklaşması gibi.

Evet bahar geliyor. Ama açan çiçeklerin soldurulmaması, meyveye duran ağaçların korunması, yeşeren çimlerin ezilmemesi için çaba göstermek gerekiyor. Yaşananlar, bütün olup bitenlerin halkın öğrendiğini, hareketinin ilerlediğini gösteriyor. Şimdi ilerleme, daha ilerilere gitme zamanıdır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa