15 Nisan 2019 04:20

Seçim, hile, meşruiyet

Paylaş

Meksika için 1980’ler ekonominin ve toplumsal ilişkilerin neoliberal yeniden yapılandırılması yıllarıydı ve hiç şüphesiz bu sürecin sonucu 42 senedir aralıksız iktidarda bulunan Kurumsal Devrimci Parti (PRI) açısından siyasi bir felaket olmuştu. 1980’lerdeki ekonomik kriz, 1980’lerin sonunda bir meşruiyet krizine dönüşecek, 1990’larda ise bu kriz önemli ölçüde derinleşecekti. Ekonomik krizin, toplumsal ve politik bir meşruiyet krizine dönüşmesinde ise 1988 federal seçimleri ve bu seçimlerde yapıldığı iddia edilen hileler bir dönüm noktası olmuştu. 

1988 seçimlerine giderken artan ekonomik zorluklar PRI içinde de bir yenilenme arzusu yaratmış, parti içinden ‘Demokratik Akım’ adında bir grup seçimlere girecek adayın demokratik mekanizmalarla belirlenmesini talep etmişti. Ancak bu taleplere rağmen PRI’deki gelenek değişmemiş, görevi bırakan başkan tarafından 80’lerdeki neoliberal programın mimarı olan Carlos Salinas parti içindeki diğer adayların içinden sözde demokratik bir biçimde ve tam bir ittifakla aday olarak belirlenmişti. Bunun sonucunda Demokratik Akım üyelerinden, özellikle eski Başkan Lázaro Cárdenas’ın oğlu olan Cuauhtémoc Cardenas’ın başını çektiği bir grup diğer partilerle bir ittifak arayışına girmişler ve PRI’den ihraç edilmişlerdi. Böylelikle PRI’ye karşı Ulusal Demokratik Cephe kurulmuş ve Cárdenas seçimlerde başkan adayı olarak gösterilmişti. Her ne kadar Cárdenas’a ve diğer eski PRI üyelerine güvenilmese de, PRI’ye ve neoliberal politikalara karşı Cárdenas’ın desteklenmesi düşüncesi ağır basacak, bu Demokratik Cepheye yeni kurulan Meksika Sosyalist Partisi de katılacaktı. 

PRI’nin yenilemez mitine rağmen 1988 kampanya süreci çok hareketli geçmiş, toplumun önemli bir kesimi önemli ölçüde politize olmuştu. 1988 seçimlerinde ilk defa sonuçların değerlendirilmesi için bilgisayar temelli bir sistem de kurulmuş ve oy verme işleminin bitiminden hemen sonra ilk sonuçların hızlı bir biçimde alınabileceği ilan edilmişti. Ancak bu sistemin en temel özelliği, iki veri tabanına sahip olmasıydı. Tüm partilerin ulaşabileceği veri tabanına ilk olarak sadece PRI’nin en güçlü olduğu seçim bölgelerinden ve sandıklar girilirken, şifreli olan veri tabanına tüm sandıklardan gelen sonuçlar eklenecekti. Buradaki temel amaç, geleneksel olarak muhalefete yakın olan ve en kalabalık seçim bölgesini oluşturan başkent ve çevresinin sandık sonuçlarının ilk anda ağırlığını koymasına mâni olmaktı.

Oy verme işleminin bitmesiyle planlandığı gibi ilk olarak PRI’nın güçlü olduğu Hidalgo eyaletindeki sandıklardan sonuçlar verilmeye başlanmıştı.

Ancak beklenmeyen olay, PRI’nin geleneksel rakibi olan milliyetçi-muhafazakâr PAN’ın teknisyenlerinden birinin sistemin kapalı olan veri tabanına girmeyi başarması ile gerçekleşti. Bunun üzerine partilere sağlanan veri akışı durduruldu ve muhalefet partilerinin yeni verilere ulaşması engellendi. Muhalefet adayları Cárdenas ve Clouthier durumun düzeltilememesi halinde seçim sonuçlarını tanımayacaklarını ilan etseler de gecenin ilerleyen saatlerinde PRI’ın seçimi kesin bir biçimde kazandığı duyuruldu. 

Bilgisayar sisteminin çökmesinden hemen önce, ilk sonuçlarda Salinas ve Cárdenas yüzde 42 ve yüzde 39 ile birbirine yakın gözükse de 1 hafta sonra açıklanan resmi sonuçlarda Salinas yüzde 49 ile başkan seçilirken Cárdenas yüzde 30, Clouthier ise yüzde 16 oy almış gözükmekteydi.

Muhalefet sonuçları kabul etmese de Carlos Salinas görevi devralmıştı ve ülkenin neoliberal dönüşümünü hızlandıracak ve ekonomik krizin faturasını ağırlaştıracak altı yıllık yönetimi ile tarihe geçecekti. Bununla beraber 1988 seçimi bir dönüm noktası olacaktı; seçimlere olan güven neredeyse yok olacak, bu tarihten sonra katılım oranları daha hızlı bir biçimde düşecekti. Aynı zamanda politik kriz 1990’lar boyunca şiddetlenerek bir meşruiyet krizi halini alacak, PRI’nin toplumsal tabanı hızlı bir biçimde eriyecekti. PRI ve PAN 2000’lerde bu meşruiyet krizine ortak bir çözüm bulmaya çalışsalar da bu durumu aşamayacaklar, 2006’da tekrar bir seçim hilesine başvurmak durumunda kalacaklar, ancak 2018 seçimlerinde bu durum sürdürülebilir olmaktan çıkacak ve Lopez Obrador’un seçimleri kazandığını kabul etmek durumunda kalacaklardı.

Bununla beraber, tüm bu süreçte, “seçimle gelen demokrasiye” dair toplumda oluşan güvensizliğin bugün bile aşıldığını söyleyemeyiz.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa