01 Nisan 2019 00:16

Kürt siyasetinin mor rengi

Paylaş

Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısı seçtiği belediye başkanları yerine atanmış kayyımlarla yaşıyor son 3 yıldır. Siz bu yazıyı okurken seçim sonuçları alınmış ve halkların iradesi yeniden yaşam alanlarına yansımış olacak. İrade gerçekten yansır mı, yansımasına izin verilir mi sorularının yanıtları sabahtan beri gelen haberlerle kaygı verici bir olumsuzluğa işaret ederken, insanlar iradelerini koruma altına almak için ellerinden geleni yapıyor. Ya seçim sonrası? Beğenilmeyen iradenin nasıl yok sayılacağı miting meydanlarında haykırıldı durmadan. Belli ki sonrasında da irademize sahip çıkmak için nüfusun yarısı olarak çabalarımızı sürdürmeye ihtiyaç var.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eş başkanı iken tutuklanıp cezaevine kapatılan sevgili Gültan Kışanak’ın, kendisi gibi cezaevine kapatılan kadın belediye eş başkanlarının siyasette ve yerel yönetimlerde kadın mücadelesine dair hikâyelerini derlediği Kürt Siyasetinin Mor Rengi’ni okudum son günlerde. Kadının özgürlük mücadelesinin zor patikalarında önlerine çıkartılan engelleri, engelleri aşarken memleketi bir süreliğine güzelleştiren bu kadınların yarattıklarını zorla kazımaya gelmiş kayyımların yaptıklarını düşündüm.

Okurken zaman zaman gülümseten deneyimler kadar, kadının özgürlük mücadelesine mahallenin içinden örülen duvarlara duyulan öfke de eşlik etti tüm hikâyeler boyunca. Tek tek bütün hikâyelere dair yazmak isterdim ama en iyisi siz alıp kendi sözlerinden okuyun o direngen morunu Kürt siyasetinin.

Bir ilki anmış olayım bu sınırlı alanda. Tecride karşı sesini yükseltmek için açlık grevi ile bedenini sese dönüştürme seçimi yapmış olan sevgili Leyla Güven’in ilk belediye başkanlığı deneyimi, bu göreve başlayana dek kişisel olanın politikliğini gözler önüne seren mücadele dolu yaşam serüvenine kattığı Adana Seyhan ilçesi Küçükdikili belediyesi çalışmaları çok umut vericiydi. Toplu sözleşme maddelerine eklenen kuma ve ikinci evliliğin işten çıkarma gerekçesi olması, şiddet uygulayanın maaşının eşe verilmesi, kız çocuklarını okutmayanların erkek çocuklarına eğitim yardımının kesilmesi, 8 Mart ve Newroz’da çalışanların izinli sayılması kararları geleceğe umutla atılmış güçlü ilk adımlar olmuş. Sonrasında pek çok belediyede benzer kararların öncülü... Sonrası Viranşehir serüveni ancak 8 ay sürmüş ve yerini 5 yıllık bir cezaevi serüvenine bırakmış. Ardından milletvekilliği, yeniden cezaevi ve neredeyse 4 aydır devam ettiği açlık grevi ile sesini bizlere duyurma çabası...

Kayyımların ilk icraatı atandıkları her yerde kadın özgürlük mücadelesinin kazanımlarını ortadan kaldırmak, Kürt siyasetinin mor rengini yerel yönetimlerden kazıma girişimi oldu geçtiğimiz üç yıl boyunca. Oysa mor çok direngen bir renktir, kolay kazınmaz, silinmez. İçine işler insanın, hele de kadınların... Ne için mücadele etmeleri gerektiğini hatırlatır durmadan! Şimdi tüm bu kazanımları yeniden kurma, daha da geliştirme, moru en canlı tonuyla ortaya çıkartma zamanı. Siyaseti hepten mora kessin hayatlarımızın.

Bu kazanımları teslim etmemek, yenileri için de durmadan mücadele etmek hepimizin sorumluluğu...

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa